Ana içeriğe atla

ÇEŞME’NİN SESİ KISILDI

1980 Askeri darbesinden sonra Sosyal Demokrat Halkçı Partisi ile birleşen Cumhuriyet Halk Partisi Çeşme’de 30, Alaçatı’da 35 yıldır iktidarını sürdürüyor. Hatta son iki dönem üyelerin değil de parti genel merkezin belirlediği başkan adaylıklarına rağmen seçimi kazanmaya devam ediyor. Hiç kimse yurttaş olarak bu duruma itiraz etmiyor ya da etmeye çekiniyor.

Cumhuriyet Halk Partisi Devlet kuran bir partidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu parti dalında uzman olan iki değerli insan Hasan Âli Yücel, İsmail Hakkı Tonguç ile Türkiye’nin köylerini gezerek ayrıntılı raporlar oluşturup daha sonra yasa ile Köy Enstitülerini kurmuşlar. Her okulda okutulan derslerinin yanı sıra tarım, marangozluk, inşaat, köylerin ihtiyacı olan her meslekten kurslar veriliyordu. Otuz beş yıl önce Çeşme İnkılap Caddesinde yürürken sırayla terziler, manifaturacılar, nalbant dükkanları, fırıncı, kalaycılar vardı. Bu dükkanlarda dünyanın en güzel sohbetleri yaşanırdı. Sohbet anlarında dükkanın önünden bağırarak “havadis” “yazıyor, yazıyor” sloganlarıyla gazete satıcıları sehpanın üstüne gazeteyi bırakıp, “dönüşte parasını alırım” deyip çıkardı mekânlardan. Bu dükkanlar artık kalmadı, devam ettirtemedik gibi şeyler söyleyerek işin içinden çıkılmaması lazım. Sogulamalıyız! Tüketen bir nesille karşı karşıyayız. Üreten nesil nasıl oluruz?

Hasan Âli Yücel, bütün dünya klasiklerini Türkçe’ye çevirtmiş, yurttaş okusun ve bilgilensin diye. 1990 yılında yayın hayatına başlayan “YENİ ÇEŞME” Gazetesi sahibi Sayın Aydın Korkmaz, gazetesinin yayınlanmasının durdurulduğunu açıkladı. Haberi okuyunca başımdan aşağıya haşlak su döküldüğünü hissettim. Kolay değil, arkadaş ömrünün yarısını kesinlikle adliye koridorlarında geçmiştir. Aydın Korkmaz çok mücadeleci bir kimliğine sahip. Çok direndi. Elli bin nüfuslu Çeşme “Yeni Çeşme” gazetesine sahip çıkamadık. İnşallah bir çaresi bulunur yeniden yayın hayatına devam eder. Gazeteyi eline alıp o mürekkep kokusunu koklamak ne güzel bir şeydir. Dijitalde bunları anlayamayız. 

Gelelim siyasete 35 yıldır Çeşme’de Sosyal Demokratlar iktidarda. Edebiyat günleri kaç defa yapıldığını bilen var mı? Çeşme gibi aydın, çağdaş bir ilçede belediyenin çağdaş bir kütüphanesi olmaz mı? Çeşme’de kaç tane kitabevi var? Alaçatı’da bir tane var kendimden biliyorum. Peki ben de kiracı olsaydım eğer yaşama şansım var mıydı? Eski terzi olduğum için dikkatimi çeken bir diğer meslek dalı da terziler. Yüksek kiralar yüzünden terzi sıkıntısı var. Teziler artık elbise dikmiyor. Pantolon paçası kısaltıp femuar dikiyor. Kaybolan birçok meslek dalı gibi terzilik mesleği de kaybolmaya yüz tutmuş. Berberler ona keza. Onlar da yolun sonuna yaklaşıyorlar. Bu meslek de biterse Manisa Tarzan’ı gibi koca koca sakallarımızla yollarda gezeriz. Eski bir terzi, şimdilerin kitapçısı olarak yetkililere ve Sosyal Demokrat Partili yöneticilerimize buradan duyurmuş olayım.

#Gazetemkapanmasın#  #kitapçımkapanmasın#

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...