Teravih namazını kıldıktan sonra eve gider, evde ailemizle beraber ramazan sohbetleri ederdik .Yatma vakti geldiğinde ben anneme: “Anne ne olur sahura beni de kaldır. Olur mu? Bak kaldırmazsan küserim sonra” Her seferinde yalvar yakar olurdum anneme. Saatlerce dil döker, annemden: “Tamam kaldıracağım!” sözünü aldıktan sonra bir an önce uyumaya bakardım. Bir an önce uyumalıyım ki sahurda kolaylıkla kalkabileyim. Kimi zaman annemin uyandırmasına bile gerek kalmaz davulun sesini duyar duymaz yataktan fırlayıp, soluğu pencere kenarında alırdım. Yüzümü cama dayar, (ne dayaması, adeta camla bütünleşir) biraz korku, biraz da sevinç karışımı bir duyguyla davulcunun her hareketini soluksuz izlerdim. Korkardım; çünkü gecenin zifiri karanlığında, el fenerinin cılız ışığı öylesine oyunlar oynardı ki, davulcu, Musa Amca ve Gırnatacı Memiş Usta, karşı evin duvarına yansıyan gölgeleriyle “Gulyabani” gibi üzerime üzerime gelirlerdi. Sevinirdim; çünkü her gece ramazan sahuru için ay...