ALAÇATI MASALINDAN GERİYE GÜRÜLTÜ KALDI Alaçatı, yalnızca taş evlerin gölgesinde rüzgârın kanat çırptığı bir kasaba değil; yüzlerce yılın hafızasını usulca taşıyan bir bellektir. Her sokak, her avlu, her taş duvar; insanlığın acısıyla, sevinciyle, göçüyle ve direnciyle yoğrulmuş birer sessiz tanıktır. Börklüce Mustafa’nın isyanında, Şeyh Bedrettin’in düşlerinde, Hacı Memiş Ağa’nın gölgesinde şekillenen bir tarihten söz ediyoruz. Germiyanoğulları’nın izleri, Alacaat aşiretinin adını buraya mühürleyişi, ardından yüz yıl boyunca bu topraklarda kök salan Rum ailelerin hikâyeleri… Ve sonra, Selanik’ten, Yugoslavya’dan yorgun ama umut dolu kalabalıkların gelişini düşünün. Hepsi Alaçatı’nın taşlarında bir katman gibi üst üste eklenmiş. Bugün sokaklarda yankılanan kahkahalar, geçmişin dualarıyla, ağıtlarıyla iç içe akıyor. Taş evlerin gölgelerinde yalnızca göçmenlerin ayak sesleri değil, aynı zamanda dayanışmanın, komşuluğun, ortak sofraların sıcaklığı da duyuluyor. ...