1961 yılının Şubat ayıydı. Annem “Yarın Germiyan’a gideceğiz” dedi. Bütün gece gözüme uyku girmemişti. Alaçatı sağlık ocağı önünden Çeşme - İzmir otobüsleri kalkardı. Ben de yarın otobüsle yolculuk yapacağım için seviniyordum. Sabah oldu, anneme ne zaman gidiyoruz? diye sordum”. Annem de bana kara eşekle gidiyoruz demez mi? Ben tabi ki şok olmuştum. Bütün gece kurduğum hayallerim boşa çıkmıştı. Annem kahvaltımızı hazırlamıştı. Kahvaltımızı yaptıktan sonra kara eşeğimizin semerini ve keletirleri sardıktan sonra yola koyulduk. Önce Reisdere Köyü’ne vardık, daha sonra Germiyan Köyü’ne doğru gidiyoruz. Köyleri bir birine bağlayan toprak yollar tozludur. Yol kenarlarında kekik, pamuklan, katır tırnakları, pırnar ve sakız ağaçları yemyeşil sizi selamlar. Bazı yol kenarlarında yağmur sularının birikintilerinden oluşan çamur deryasına bata çıka gidersiniz. Stabilize yollar her zaman zaten kırmızı toprak ve ayakkabılarınızın altında yağlı çamur yapışır, yürümenizi zaten engeller. Lale köyü görü...