Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KELEBEK ETKİSİ (!)

Tüm dünyayı saran Corona virüs sebebiyle uygulanan 65 yaş üstü sokağa çıkma kısıtlaması sebebiyle kırk güne yakındır evimde oturuyorum. Bazen evimin bahçesinde gezinti yaparak, bazen kitap okuyarak, bazende bilgisayarımda anılarımı yazarak zamanımı geçirmeye çalışıyorum. Hayat bu. Hafife almaya gelmez.26 Nisan Pazar günü evimin bahçesinde gezinirken limon ağacımın üzerinde iki tane kelebek, ikisi de adeta birer balerin gibi dans ediyorlardı. Beş dakika kadar onları izledim. Sonra bir hayal dünyasına kaptırmışım kendimi.Bir ara gözlerimi açınca kelebekler yok olmuş,beş dakika içinde çocukluğumdaki günler geldi aklıma. Ana ocağındaki bahçemize de gelirdi bahar aylarında kelebekler. Ben onları izlerken, komşularımız anneme seslenirler ve ardından karşılıklı sohbet ederlerdi. Bende bir taraftan kelebekleri seyreder, bir taraftan da onları dinlerdim. Ne iyi insanlardı!“Oiyi insanlar o güzel atlara binip gittiler”.   Televizyonun yeni yeni çıktığı, bilgisayar ve cep telefonlarının o...

SİYASİ YAŞAMIM (13)

Anavatan Partisi adayını, genel merkezi belirlemişti. Çeşme İlçe Başkanı Hüseyin Yıldız. Doğruyol Partisi’nden de İlhami Tütüncü aday olmuştu.   Hüseyin Yıldız ve İlhami Tütüncü parti teşkilatlarında çok emeği geçen arkadaşlardı. Remzi Özen, seçim konuşmalarında, halkın beklentilerini de bildiği için Alaçatı’da yapacaklarını çok güzel anlatıyordu. Çeşme’de ise SHP’nin adayı Faik Tütüncüoğlu,   Anavatan Partisi’nin de hali hazırda Belediye Başkanı olan Nuri Ertan idi.1989 Yerel Seçimleri’nde Alaçatı Belediye Başkanlığını Remzi Özen Çeşme Belediye Başkanlığını ise Faik Tütüncüoğlu kazanmıştı. Alaçatı’da sandıklar açılıp sayımlar erken bitince Adayımız Remzi Özen Kemalpaşa Caddesi’nde bulunan baba evindeydi. Örgütün tamamı, Remzi Özen’i evinde tebrik etmek için oradaydık. Ben, Remzi Özen’i tebrik ettikten sonra kendisine, “Çeşmede oy sayımı devam ediyor ve durum çok kritik. Oylar başa baş gidiyor, birlikte Çeşme’ye gidelim.” dedim. Remzi Özen, halka kısa bir konuşma yaptıkt...

NEREDE O ESKİ RAMAZANLAR...

Nerede o eski ramazanlar çocuktum annem oruç tutmamı yasaklardı. Sen daha küçüksün sana oruç tutmak vacip değil derdi. “Bende anneme anne ne olur beni de sahura kaldır olur mu? Bak kaldırmazsan küserim sonra”… Her seferinde yalvar yakar olurdum anneme. Saatlerce dil döker “Tamam kaldıracağım” sözünü aldıktan sonra, bir an önce uyumaya bakardım. Bir an önce uyumalıyım ki, sahurda kolaylıkla kalkabileyim… Kimi zaman annemin uyandırmasına bile gerek kalmaz, davulun sesini duyar duymaz yataktan fırlayıp, soluğu pencere kenarında alırdım. Yüzümü cama dayar – ne dayaması adeta camla bütünleşir- biraz korku, biraz da sevinç karışımı bir duyguyla davulcu Süleyman Zurnacı abinin her hareketini soluksuz izlerdim. Korkardım: Çünkü gecenin zifiri karanlığında, el fenerinin cılız ışığı öylesine oyunlar oynardı ki, davulcu ve yamağı karşı evin duvarına yansıyan gölgeleriyle “Gulyabani” gibi üzerime üzerime gelirlerdi. Sevinirdim: Çünkü her gece ayrı bir mani yakılırdı. Bakalım bu gece neler s...

SİYASİ YAŞAMIM (12)

SHP Belde Başkanı’yken Alaçatı 1984 seçimlerinde SODEP’ten iki meclis üyemiz meclise girmişti.1.sıradan Ahmet Özen, 2.sıradan Rafet Belge. Meclis toplantılarında belde binamızda gurup toplantıları yapıyorduk. Belde Başkanı olarak, meclis toplantılarına katılmak istediğimizi ve Sosyal Demokrat Halkçı Partisi’ne de meclis gündeminin gönderilmesi için Belediye Başkanlığı’na dilekçe vermiştim. Belediye Başkanı Sayın İsmet Sarı da düzenli olarak meclis gündemini, elden zabıta ile terzi dükkânıma gönderip imza karşılığında bana teslim ediyordu. Grup toplantılarında Ahmet Özen tecrübeli olduğundan, alınacak kararları Belde Yönetimi’ne bildiriyor, biz de hangi maddeye “EVET”; hangi maddeye “HAYIR” oyu kullanılacağına belde yönetimi olarak karar veriyorduk. Meclis üyesi arkadaşlar da grup kararlarına göre oy kullanılıyordu.   Ahmet Özen çok başarılı bir meclis üyesiydi. Cesurca Alaçatı’nın sorunlarını her mecliste dile getiriyor ve yanlış kararların karşısında dimdik duruyordu. Alaçat...

23 NİSAN

Nedendir bilmem ama resmi bayramlarını hep sevmişimdir. Bütünşehir yasası ile bütün şehir kapsamında bulunan beldeler kapatıldı. Bu kapanan beldeler içinde Alaçatı beldemiz de mağdur belediyelerden biriydi. Yıllarca resmi bayramlara katılma fırsatını hep gösterdim. Resmi bayramlar yaklaştığı zamanlar heyecanlı olurum.  Kış aylarına denk gelen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı,10 Kasım Atatürk’ü Anma günlerinde tören yapılacak alana giderken en yeni takım elbisemi giyer, öyle giderim. Çünkü resmi bayramları çok ciddiye alıyorum. Bu yıl Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın yüzüncü yılı kutlamaları bir yıl öncesinden planlanıyordu. Maalesef Corona virüsü nedeniyle şenlikler yapılamıyor. İnşallah 23 Nisan günü evlerimizi bayraklarla süsleriz. Evimizin balkon’larımızdan istiklal marşımızı okur Bize bu ülkeyi emanet eden Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü anarız. Şimdiden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı kutluyorum. Önemli Not. Balkonl...

SİYASİ YAŞAMIM (11)

  S.H.P Parti binamızın açılışı, İzmir İl Başkanı Şeref   Bakşık’ın da katılıp kurdeleyi kesmesiyle çok kalabalık bir biçimde gerçekleşmişti.   Artık toplantılarımızı kendi binamızda yapıyorduk. Meclis toplantılarına artık ben de S.H.P Belde Başkanı olarak katılıyordum. Belediyeye ait olan ses düzeninden ilanlarımızı yapıyorduk. Belediye Başkanı Muzaffer Baskıcı’ya ben dilekçemi vermeye gittiğim zaman memuru çağırıp “Bak, Ömer Başkan geldiği zaman ne işi varsa hemen yapın.” diye uyarıyordu. Muzaffer Başkan’ın bana karşı güveni tamdı. Ben de onu zor durumda bırakacak hiçbir şey yapmıyordum. Muzaffer Baskıcı belediyeden çıktıktan sonra benim terzi dükkânıma uğrardı ve Alaçatı meselelerini konuşur ve tartışırdık. İzmir 2.Bölge Halkçı Parti Milletvekili Durçan Emir Bayer’in vefatı nedeniyle boşalan yeri, 28 Eylül 1986’da yapılan ara seçimlerden başarıyla çıkan Erdal İnönü doldurdu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmeye hak kazandı.   SHP Genel Başkanı a...

EŞREF ÖĞRETMEN

Germiyan İlkokulu’nu bitirdikten sonra  Antalya Aksu Köy Enstitüleri Okulu’nu kazandı. Okul arkadaşları Germiyan Köyü’nden Osman Ertan, Alaçatı’dan Hikmet Dikmen ve Şinasi Öz benim hatırladıklarım. Eşref Öğretmen Aksu Öğretmen Okulu’ndan mezun olduktan sonra köy köy hergittiği okulda öğrencilerini Atatürk ve Cumhuriyeti seven öğrencileryetiştirmek için çok mücadele ettiğini kendinden dinledim. 17 Nisan 1940 yılında onaylanan 3803 sayılı köy enstitüleri   yasasında enstitülere alınacak öğrencilerin nasıl seçileceği belirtilmiştir. Köy Enstitüleri Yasası’nın kabulünden iki ay, enstitü müdürlerinin göreve başlamasından üç ay sonra öğrenciler seçilmeye başlanmıştır. Köy enstitülerine ilköğretimini tamamlamış, şehir merkezi yerine köy ve beldede yaşayan öğrenciler alınmıştır. Gelenlerden çoğu nasıl bir eğitim sisteminin içine girdiklerine dair bir fikir sahibi değillerdi, sıradan orta öğretim kurumlarında eğitim göreceklerini sanıyorlardı. Ancak enstitüler iş içinde eğitim ...

TÜTÜN KOKUSU

Yaklaşık bir aydır dükkânımı açamıyorum. Kitabevimden onlarca kitap aldım evimde okumak için. Okumaya doyamıyorum. Yaş Altmış Yedi olunca bir iki saat sonra okurken gözlerim sulanmaya başlıyor. Mecburen okumaya ara veriyorum. 65 yaş sınırına takıldığım için evimden çıkamıyorum. Zaten kiloluydum. Evde hareket etmek oldukça zor. Sıkıntıdan yemeğe sarıyorum. Corona bitene kadar ben biraz daha kilo alacağım gibi görünüyor. Önceleri evimin balkonundan Maşatlık Tepesi’ni daha güzel görürdüm. Evimin karşısına yeni binalar inşa edilince aralarından az da olsa görmeye çalışıyorum. Bahçeme bakan balkona bir sandalye çekip, Maşatlık Tepesi’ne bakıyordum. Birden; görünen o manzarayı hiç alıcı gözlerle izlemediğimi fark ettim. Eşim çay demlemiş, çayı elime tutuşturmuştu. Çayımı yudumlarken sandalyemde şöyle bir arkama yaslanıp gördüğüm manzara karşısında anılara daldım. Hayret! Nedendir bilmem yıllardır o incir ağacını hiç fark etmemişim. Biraz daha uzaklara baktığımda gölgeleriy...

SİYASİ YAŞAMIM (10)

Beş mahallede delege seçimleri yapılıyordu. Partide paramız yoktu, ilçeden herhangi bir para yardımı gelmiyordu. Beldede yapılan seçimlerde kendi imkânlarımızla A7 çizgisiz kâğıda delege isimlerini yazıp küçük bir karton atıyorduk. İlçeden sorumlu görevli ve iki divan kurulu üyesinin önünde isimler sayılarak delegeler belli oluyordu. Delegeler belli olduktan sonra İlçe Başkanlığı seçimleri yapılırdı. Faik Tütüncüoğlu Çeşme İlçe başkanı oldu.   İlçe Başkanlığı seçiminden sonra Belde Başkanlığı seçimleri yapılması için tarih belirlenmişti. Ben de Yenimecidiye Mahallesi’nden delege seçilmiştim. Arkadaşlarım benim Belde Başkanlığı için sürekli adımı zikrediyorlardı. Kemalpaşa Caddesi’nde bulunan terzi dükkanım bir siyasi parti binası gibiydi. Alaçatı SHP Belde Binası gibi kalabalık olurdu. Bundan çok rahatsız olmuyordum. Amacım, Alaçatı’yı hak ettiği yerlere taşımak olduğu için, mücadeleyi çok seviyordum. Bu işler gönül işleri, herkes elini taşın altına koymalı diye düşünürdüm. B...

SİYASİ YAŞAMIM (9)

Nazım Aydoğdu’nun ölümünden sonra, Başkan Vekili olarak Meclis Üyesi Muzaffer Baskıcı seçilmişti. Yüksek Seçim Kurulu, ara seçimi yapılması kararı almıştı.1985’te Anavatan Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Turgut Özal, “Ne yapın yapın, çok çalışıp Alaçatı’da seçimi kazanın.” talimatı verdiği Alaçatı’da duyulmuştu. Alaçatı bir bayrama ve çok heyecanlı seçim çalışmalarına şahitlik ediyordu. Bayram şöleni gibi her taraf parti bayrakları ile süslenmişti. Ankara’dan bakanlar geliyordu, milletvekillerinin de birçoğu zaten Alaçatı’daydı. İçişleri Bakanı Yıldırım Akbulut,  Dışişleri Bakanı Mesut Yılmaz, Turizm Bakanı Mükerrem Taşçıoğlu, daha isimlerini burada sayamayacağım birçok bakan Alaçatı sokaklarında esnaf ve ev ziyaretlerinde bulunuyor, Anavatan Partisi’ne destek istiyorlardı. Sol kanatta SODEP ve Halkçı Parti’nin birleşmesinden söz ediliyordu.1984’te SODEP’ten aday olan Erol Artun’a bu seçimde de aday olması için çok ısrar ediliyordu. Erol Artun, sonunda, siyasileri kırm...

ZORUNLU EV TATİLİ!

15 Mart 2020 tarihinden bugüne kadar sanki başka bir dünyada yaşıyorum. Sessizlik nefesimi kesmiş, yollar bomboş. Corona Virüs deneniyle yaşamak bir mucizeden öte, sessizliğiyle uğulduyor. 67 yıllık yaşamım boyunca hiç bu kadar evimde istirahat yapmamıştım. Sabah saat 05:30 da yataktan kalkıyorum. Hemen aşağıdaki odamdaki kitaplarımdan bir tane alıp okumaya başlıyorum.25 sayfa okuduktan sonra televizyonu açıp haber programlarını izliyorum. Ekranlarda bilim insanları sürekli Corona virüsünden bahsediyor. Bilim insanları da kendi aralarında anlaşmazlıklar yaşıyorlar. Biri maske takın diyor, diğeri maskeyi çok sık takmanıza gerek yok diyor. Maskeyi tak diyeni dinliyor, maskemi takıyorum. Diğeri gerek yok dediğinde maskemi çıkarıyorum. Yani maymuna döndük. Maskeyi bir çıkarıyor bir takıyorum. Televizyona kızıp haberleri  kapatıyorum. Biraz hava almak için bahçe kapısını açıp dışarıya temiz hava almaya çıkıyorum. Kalbimde, yüzümde, sesimde, hatta tırnaklarımın cansız anato...

SİYASİ YAŞAMIM (8)

12 Eylül 1980 darbesinden sonra siyasi partiler kapatılmıştı Cumhuriyet Halk Pastisi’nin devamı olarak SODEP kurulmuştu. Erdal İnönü, Kenan Evren tarafından veto edilince yerine Kurucu Genel Başkanlık’a Cezmi Kartay getirildi. Erdal İnönü’nün vetosu kalkınca tekrar Genel Başkan oldu. Çeşme’de ilçe teşkilatları kuruluyordu. Çeşme İlçe Başkanı, aynı zamanda da Kurucu Başkan, Şakir Karadede oldu. Alaçatı’dan Süleyman Akkaya, Hüseyin Ayyılmaz, yönetim kuruluna atanmışlardı. Bir akşam Şakir Karadede, Süleyman Akkaya, Hüseyin Ayyılmaz Alaçatı’ya ziyarete geldiler. Ellerinde Üye Kayıt Formu ve aidat makbuzuyla birlikte, Hakkı Akbaykal’ın Martı Restoran’ında üye kaydı yapıyorlardı. Hüseyin Ayyılmaz’la bana haber verdiler, Martı Restoran’da SODEP’e   üye oldum Cumhuriyet Halk Partisinin devamı olarak.   Seçimlerde Kenan Evren, Turgut Sunalp’ın Horoz Partisi’ni (MDP) her gittiği ilde açık açık destekliyordu. Genel seçimlerde Kenan Evren,   Erdal İnönü’yü veto ettiğinden Erd...

FESTİVALSİZ NİSAN

Gelinciklerin kızardığı, papatyaların ağardığı, otların yeşerdiği, doğanın şenlendiği bu ilkbaharda 11.si 9-12 Nisan 2020 tarihlerinde Alaçatılı kadınlar ve erkekler, çoluk çocuk hep birlikte kimi doğanın güzelliklerini seyredecekken kimisi de doğadan topladıkları otlarla yarışma imkânı bulacaklardı. Bir kısmı Ot Aşı Yemeği, bazısı da “En çok Otu Toplayan” olmak için yarışacaklardı... Alaçatı’nın mis gibi yemek kokan sokaklarına misafirler kendilerini teslim edeceklerdi... Ne de güzel bir hikâyesi vardı hâlbuki önceki yıllardan akıllarda kalan; “Rüzgâr tanrısı önce denizi okşadı sonra sokuldu sahile… Hafifçe dokundu toprağa… Toprak yavaşça irkildi rüzgâr tanrısının esintisiyle… O esintiyle birden başladı dans etmeye al yanaklı kız. Uzun siyah saçlarını savurdu rüzgâra, toprağa. Al yanaklı kızın sevgisi, rüzgâr tanrısının ahengiyle toprak kapladı kendini birbirinden farklı, birbirinden güzel otlarla… İşte o otlardır yüzyılların öyküsünü günümüze kadar taşıyan, bes...

SİYASİ YAŞAMIM (7)

1980 İhtilalinden hemen sonra siyasi partiler kapatıldı. Parti genel başkanları göz altına alındılar. Siyasi parti liderleri Uzunada Hamza Koyu'nda ve daha sonra Çanakkale Zincirbozan’da tutuklulukları devam ediyordu.                                          Bir zaman sonra siyasi partiler kurulmaya başlamıştı. Anavatan Partisi’nin logosu Türkiye Haritası petek olarak işlenmiş ve üzerinde bir arı vardı. Genel Başkanı Turgut Özal'dı. Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin logosu bir horozdu ve Genel Başkanı Emekli Orgeneral Turgut Sunalp, Halkçı Parti Genel Başkanı   Emekli Vali,  Necdet Calp idi ve logosu Güneş idi.

ALAÇATI’DA İLKBAHAR!

Mart ayının ilk haftasında son cemre de düştü. Cemreler baharın müjdecileridir. Son cemrenin düşmesi, toprağın ısındığı anlamına geliyor. Çocukluğumda bahar ayı gelince içimde bir sevinç doğardı. Doğaya çıkar, ovaları gezerdim. Ovalarda yabani nergisler, tarla kıyılarında köpüşkenler, ısırgan otları, ebegümeçleri... Doğayı hem seyreder hem de elimdeki sepete onları toplayıp, eve anneme getirirdim. Annem de nergis çiçeklerini görünce sevinir, onları elimden aldığı gibi solmasın diye vazoya koyardı. Evimizin odaları günlerce mis gibi nergis kokardı. Hele Hurmalı Ovası bir muhteşemdi. Sabahları erkenden kalkar, mis gibi toprak kokusu eşliğinde eski mezarlığın yanındaki bahçemize giderdik. Bahçemize tütün fidanı dikmek için çift sürüp, sonra tütün fidanı ocaklarını hazırlardık. Fidan ocaklarını hazırlamak meşakatlı bir iştir çok emek ister. Fidan ocaklarını hazırladıktan sonra tütün tohumlarını bir tülbentte ıslatır, tohumlar kabarsın diye onları birkaç saat bekletirdik. Tütün ocak...

SİYASİ YAŞAMIM ( 6 )

Atatürk Bulvarı ve Uğur Mumcu Caddesi’nin istimlaklarını yaptı, Alaçatı merkezindeki dar sokakların rahatlaması için de birçok çalışması vardı. Ege Bölgesi’nde ilk defa Tanzim Satış Mağazası’nın açılması, Çark Plajı’na halkın uygun fiyatlara çay ve meşrubat   içebilmesi için cafe ve rahat edebilmeleri için de tuvalet ile soyunma kabinleri yaptırmıştı. Limanda balıkçılar için barınak inşaatının başlaması hep onun eseridir. 12 Eylül 1980’de askeri darbe olunca demokrasimiz askıya alındı. 12 Eylül günü sokağa çıkma yasağı başlamıştı. Siyah-beyaz televizyonlarımızda dört general basın açıklaması yapıyorlar.  Bir numaralı, iki numaralı derken sayıları çok olan bildirilerini aralıksız açıklıyorlardı. Belediye Başkanı Abdurrahman Ağabey’imizi gözaltına almışlar, kendisine bir türlü ulaşamıyorduk. Narlıdere Ege Ordu Komutanlığı’nda birkaç gün gözaltında soruşturması yapıldıktan sonra serbest bırakıldılar. Birkaç ay geçtikten sonra, Yarımada Sıkıyönetim Komutanı Albay Faik Tütüncü...