Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ALAÇATI’DA GENÇ SANAT GÜNLERİ.

18/05/2013 Mayıs günüydü. Alaçatı Değirmenaltı meydanında, bu yıl ikincisi düzenlenen ve 195 genç sanatçının 418 eserle katıldığı Alaçatı Genç Sanat Günleri açılış kokteylindeydim. Kalabalık bir topluluğa hitap eden Sayın Prof. Sühandan Özay Demirkan ve Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Halil Yoleri’in konuşmalarını dinlerken yirmi üç sene öncesine götürdüler beni. 1989 yılında Sosyal Demokratlar yerel seçimleri kazandıktan sonra dört değirmenlerin alt kısmında bulunan eski adı Kuğulu Park olan alanın yapımı henüz tamamlanmamıştı. Benim de meclis üyesi olduğum yıllardı. Önceki yönetimden yarım kalan tüm yatırımları kısa bir zamanda tamamlanmıştı. Remzi Özen ve ekibinin icraatlarının içinde Kuğulu Park’ın ve havuzun dizaynı, çevre düzenlemesi ve ışıklandırılması çok güzel olmuştu. Alaçatı’da 1990 yılında başlayan Uluslar arası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali, yedi yıl boyunca sürekli yapılmıştı. Merkezi yönetim 1998 yılında ekonominin zor durumda ...

24 KASIM

Kasım ayına girince, 10 Kasım Atatürk’ümüzün ölümünü ve 24 Kasım Öğretmenler gününü adeta yaşarım. Doğadaki tüm canlılar gibi insanoğlunun da yaşamının bir sınırı var. Ancak bazı insanlar vardır ki yaşamları boyunca yarattıkları eserlerle, insanlığa hizmetleriyle öldüklerinden sonra da varlıklarını sürdürürler. Yaşamını milletine adayan, bir imparatorluğun küllerinden yepyeni ve güçlü bir devlet yaratan eşsiz bir lider, mümtaz bir devlet adamı, büyük komutan ve bir dâhi, Atatürk bu ender insanlardan biri ve de en büyüğüdür. Atatürk, hem milli mücadele, hem de Cumhuriyeti inşa sürecinde daima ileriye bakmış, ileriye yürümüştür. Bugün, Büyük Atatürk’ün yolundan giden bizlere düşen görev de yüzümüzü geleceğe dönmek, ufkumuzu geniş, hedeflerimizi büyük tutmaktır. Bunun için, 10 Kasım’ları aydınlık geleceğimize yönelik atılımlarımızın esin kaynağı haline getirmeliyiz. Atatürk’e saygının gereğinin bu olduğuna, O’nun manevi huzuruna ancak bu şekilde başımız dik alnımız açık olarak çıkabileceğ...

ALAÇATI'NIN TEK KİTAPÇISI

Alaçatı'nın tek kitapçısının gürültü isyanı Her yıl tartışmalara ve tepkilere yol açan Alaçatı Mahallesi'ndeki gürültü sorunu, Alaçatı'da 30 yıldır kitapçılık yapan Alaçatı Kitabevi sahibi Ömer Önal'ı da isyan ettirdi. Sosyal medya sayfasında yazdığı bir yazı ile isyanını dile getiren Önal, "Yetti, yetti artık diyorum. Alaçatı Kemalpaşa Caddesi’nde kitabevim var. 1989 yılından beri bu işi yapıyorum. Her yıl mekanımın önünde, ünlü yazarları davet edip, Alaçatı halkınla bu güzel edebiyat insanlarını buluşturuyorum. Amacım para kazanmak değil, Alaçatı’da okur sayısını arttırmak. Bir kitap fazla okunsun diye emek harcıyorum!" diyerek, Alaçatı'nın tek kitapçısı olarak, insanlara kültürel katkı sağlamayı amaçladığını ifade etti.  "Çaldığın müziği herkes dinlemek zorunda değil ki, güzel kardeşim" Sosyal medya sayfasındaki paylaşımında, son yıllarda Alaçatı'nın tüm cadde ve sokaklarının meyhane ve barlarla dolduğunu vurgulayan Önal, "Meyhane kül...

ÇAKMAK OVASI!

Siz hiç Çakmak Ovası’nın patika yollarında kaybol dunuz mu? Ya da Sülemiş Ovası’nın yamaçlarına çıkıp, beş veya altı metre boyunda zeytin ağaçlarını gördünüz mü? İki üç kişi ile beraber kucaklayarak ağaç gövdesini ölçtüğünü gördünüz mü? Liman Ovası’nın topraklarında yetişmiş taze acurlarından toplayıp, cacık veya tütün fidanı ocaklarının kıyılarından marul toplayıp, yapraklarından bol sirkeli salata yaptınız mı? Kış ortasında tarladan patates söküp, ocak ateşinde kıyıları kurum olmuş bakır tencerede kaynatıp, sonra patatesleri soyup, pekmeze bandırarak yiyip karın doyurdunuz mu? Dağlardan turp otu toplayıp, haşlama yaparak, bol limonlu ve has zeytinyağlı salatasını yediniz mi? Dere kıyılarından köpüşken otu toplayıp evinizdeki kümeste besleyip tavuklarınızın yumurtladığı taze yumurta ile beraber kavurup, köpüşken'li yumurta yedinizdi? Yerli buğday unuyla yoğrulmuş bahçendeki ev fırınında pişirilmiş dumanları tüterek taze ekmek yediniz mi.? Arpa çuvallarını merkebinize yükleyip Barb...

SOGUK BİR KIŞ GÜNÜ

Soğuk bir kış gününde çıtır çıtır yanan bahçe fırınından çıkarılmış köy ekmeğine sürülen halis tereyağından yayılan kokuyu meğer ne özlemişim. Çocukken alıştığım bir kokuydu bu. Tıpkı tarhana çorbasının kokusu gibi. Rahmetli annem ekmeğin üzerine yağ sürer sonrada benim iştahla yiyişimi seyrederdi. Ekmeğim bitince de cebime kuru üzüm koyup beni okula gönderirken arkamdan bakardı. Ne güzel günlerdi çocukluğumdaki o yıllar. Nedense çocukluğumun geçtiği yıllarda evimizin semti olan eski elektrik santralin bulunduğu yeri ve şehitler caddesini hiç unutamam. Burada ki çocukluk arkadaşlarımla oynadığımız oyunlar dün gibi aklımdadır. Şehitler caddesinde gezerken dut ağaçlarının hafif hafif kımıldayan yaprakları ve doğadaki çiçeklerin güzellikleri, yüksek dut ağaçlarının gövdeleri, dallarının zarif bir şekilde bir birine sarılmış yandan sarkıyordu. Görünmeyen kuşların cıvıltılarına ve ötüşlerine, otların arasındaki çiçeklerin birinden diğerine kelebeklerin ve uçan arıların vızıltıları karışıyor...