Sizinle yıllar ötesine bir yolculuğa çıkalım istedim. Belki bir öykü, belki de hayat. İnsan kalıplara bölündükçe ve hayatla tekme tokat dövüldükçe anlıyor geçen günlerin ne kadar savruk ve acımasız olduğunu. Canı acıyınca, ya da yaşama acıkınca anlıyor hayat denilen hengâmenin ne çelişkili bir yolculuk olduğunu. Bu yüzden ara ara geriye dönüp bir ah çekiyor ve hayal de olsa hüzünlü olduğu anlarımızda özlemini giderdiği anılarının ne çok paha biçilemez bir değer olduğunun farkına varıyor insan. O doyumsuz yolculukların insanı saran karelerinden söz etmek istiyorum bu ay köşemde sizlere. Amacım aynı yolculuğun koltuklarında sizi de ağırlamak, sizleri de yıllar ötesine taşıyıp mutlulukla kucaklaştırmak. Her insanın yaşamı inişli, çıkışlıdır. Bir yaşamın sancılarıyla olgunlaşıp, sonra da gülüşlerini ve ağlayışlarını kimselere göstermeyen bir yaratıktır insan. Çünkü yüreğindeki onur meşalesi sadece yaşam yolunu aydınlatıyor ve yaşadıklarını bencil bir edayla yaşayarak şu hızla akıp geçen za...