Bir Eylül ayını daha bitirdik. Yavaş yavaş Ekim ayını ’da bitirmek üzereyiz. Yapraklar sararmış hatta kurumaya başlamış görünümlü, otlar samani renkli… Kimi topraksa son nefes alır gibi kupkuru! Ne kadar toplanmış su varsa, gölette, barajda epey çekilmiş, buhar olmuş… Rüzgâr son deneyimlerini yaşıyor. Bu yıl yine çıkan Yangınlardan doğamız kapkara görüntülerle kışın gelmesini bekleyip yeşermek istiyorlar.! Gençlik yıllarımda günlerden bir öylen vakti gibi sonbahar, tarlada çalışırken yorgunluk… Tarlamızın sınırında otururken uykuya dönüşen gevşeklik. Toprağın gevşemesi, sürülmesi gerekiyor. Ekimde ise tohumun atılması. Çocukluğumdan beri Eylül ayını severim. Nedenini hiç kendime sormadım. Ama Eylül ayını hep sevmişimdir. İşlerin sonlandığı, okulların hep Eylülde açıldığı, Kurtuluş Bayramlarının kutlandığı… Güneşin yaz aylarındaki gibi gökyüzünde tam başımızın üstünden değil de yandan gülümseyerek baktığı, arada bulutların arasından bizleri seyrettiği hüzünlü bakışlarını izlediğimiz ayd...