Bir masal geliyor aklıma. Çok gerilerde olmayan. Sonra bir fısıltı halinde kendi kendimle konuşuyorum. "Alaçatı" diyorum. Alaçatı yaşadığım bir masal gibi ya da gerçeğine yakın bir yolculuk gibi. Alaçatı denilince hikâyesi ertelenmemiş düşlerimin gerçeklere dönüştüğü anlar geliyor aklıma. Özüme, irademe dönüyorum. Özümü görüyorum. Gözlerimi kapatıyorum Hacımemiş mahallesinde. Bu mahallede yaşayan insanları düşünüyorum. Burada yaşayanların hikâyesi gözlerimin önüne canlanıyor yeniden. Hayat kaygısı başlamamış ki, dertleri tasaları da o kadar o kadar sığ. Onların hikâyesi Yenimeciye Mahallesi’nden Hacımemiş Mahallesi’nde bitmeyen yürüyüşün hikâyesi. Ruhlar özgür, bedenler özgür hayaller özgür... Herkes köşesine çekilince sanki şehrin büyüsü de gitmiş. Hayal kırıklıkları... Bu hikayenin kazananı kaybedenini ifşa edecek cümleler daha yazılmadı. O kadar yaşanılandan sonra ne oldu bilemiyorum. Adı konulmamış hüzün dalgalarından sonra kocaman bir boşluğa düşüyorum. Öyle...