Ana içeriğe atla

SİYASİ YAŞAMIM (15)

Tiyatro oyunlarından sonra çocuk kitapları yazarı Ülker Köksal, Denizli Tiyatroları Müdürü Sadık Aslankara, Tiyatro Sanatçısı ve Asitej Yönetim Kurulu Üyesi Olcay Poyraz, Türkiye Tiyatrolar Genel Müdürü ve Aktör Tamer Levent, Tiyatro ve Sinema Sanatçısı Macit Sonkan, Cumhuriyet Meydanı’nda yuvarlak masada, her gün, oynanan tiyatro oyunlarının eleştirilerini yapıyorlardı. Alaçatı Uluslararası Tiyatro Festivali günlerinde, Kartal Tibet’in yönettiği Koltuk Belası filmi de Alaçatı’da çekiliyordu. Ben de bu filimde rol almıştım. Alaçatı adeta bir sanat kenti olmuştu. Filimde başrol oyuncusu Kemal Sunal, Alaçatı sokaklarında dolaşıyordu. Halk, Kemal Sunal ile bütünleşmişti. Ilıca İnkim Otel’de kalıyordu ve bir akşam benim ricamı kırmayarak o akşam oynanan tiyatro gösterisinden sonra sahneye çıktı ve tiyatro izleyen çocuklarla söyleşi yaptı. Sanat ile ilgili sohbet etmişti, Alaçatılı çocuklarımıza sanatı sevmelerini önermişti. Bu arada da TRT, her oyunu TRT3’te canlı yayınlıyordu.

 Belediye Başkanımız Remzi Özen, 2. Alaçatı Uluslararası Çocuk Festivali için, Alaçatı Ortaokulu Müdürü Ahmet Yaşar Çağlaşan’dan, öğrencileriyle birlikte bir oyun hazırlamasını istedi. Ahmet Hoca, Turgut Özakman’ın yazdığı “OCAK” adlı oyunu ortaokul öğrencileriyle oynamıştı. Hatta kızım Berrak Önal da bu oyunda rol almıştı. Festivalimizin üçüncüsünde ise  Ahmet Yaşar Çağlaşan’ın yazmış olduğu Liselimsiler oyunu da sergilenmişti.
 Alaçatı artık isminden söz ettirmeye başlamıştı. Belediyemiz hemen eksik olan kültür merkezi için kollarını sıvamıştı. Kültür Merkezi için inşaat çalışmaları hemen başlatıldı. Başkanımız Sayın Remzi Özen, SHP Genel Başkanımız Sayın Erdal İnönü’yü Temel Atma Töreni’ne davet etmişti. Sayın Erdal İnönü de Belediye Başkanı Remzi Özen’i kırmamış ve temel atma törenine katılmıştı.

 Daha sonra yeni Belediye binasının karşısında Amfi Tiyatro yapıldı. Alaçatı alt yapısı tamamlanmış ve yollar Bergama taşından döşenmişti. Yapılmayan, parkesiz yolumuz kalmamıştı.
 1997’de Merkezî Anavatan Hükümeti’nin kararıyla festivaller iptal edilmişti. Ondan sonra da bu çok önemli, sanat içerikli Alaçatı Uluslararası Gençlik ve Çocuk Festivali yapılamadı.







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...