Ana içeriğe atla

SİYASİ YAŞAMIM (16)

Alaçatı’nın sembolü olan Dört Değirmen’lerin restorasyonu, yıkık mezarlık duvarlarının yeniden yapımı, Çamlık Yol’un Ilıca’ya giderken sol tarafında kalan arazilerin imara açılması. Mücavir alanın Çeşme’nin mi yoksa Alaçatı’nın sınırları içinde kalıyor konulu hukuk savaşının verilmesi… (Bu sınır davası çok uzun zaman sürdü. Sonunda Potamaki’ye kadar olan mücavir alan sınırının Çeşme’ye verilmesi karara bağlandı.)
 Sosyal Demokrat Halkçı Parti Alaçatı Belde Başkanı olarak her yıl 20 Temmuz’da Dört Değirmenler Restoran’da, Bülent Ecevit’in Kıbrıs Barış Harekâtı’nı anmak ve kutlamak için birlik ve beraberlik yemekleri düzenliyorduk. Çeşme ve Alaçatı’dan partililer ve halk katılıyordu. Alaçatılı müzisyen arkadaşlar, bilâ-bedel bize destek oluyorlardı.
 Bir yemek gecemizde Erkin Koray, Alaçatı’ya tatile gelmiş, Parti Başkanı olarak ziyaretime gelmişti kitapçı dükkânıma. (Bu arada, terzilikten kitapçılığa geçiş öyküsüne de ileride değineceğim.) Kendisine, ertesi akşam Dört Değirmenler’de partimizin yemek düzenlediğini onu da davet etmek istediğimi söyledim. Erkin Koray, teşekkür edip davetiyesini aldıktan sonra, kendisinin de destek olmak istediğini söyleyip çıkmıştı. 20 Temmuz gecesi Erkin Koray, Dört Değirmenler Restoranı’na geldi ve bizlere çok kaliteli bir müzik dinletisi sundu.
 Uluslararası Gençlik ve Çocuk Festivali’nin, Alaçatı’da yapılmasının en önemli nedeni, bana göre, eğitimin ve kültürünün temelden başlıyor olması ve gençliğe sahip çıkılması çocuklardan başlıyor olması diye düşünüyordum. Sağ olsun Remzi Özen de beni kırmayıp bu organizasyona evet demişti. Önceki yazılarımda da belirtmiştim. Alaçatı henüz tarım işini yeni bırakmış ve Türkiye gibi, Çeşme ilçemiz gibi, Alaçatı da geçim kaynaklarını turizme yönlendirmeye başlamıştı. Önceki Belediye Başkanı İsmet Sarı, Alaçatı’da pansiyonculuğu teşvik ediyordu. Alaçatı’nın yerli halkı ev pansiyonculuğuna başlamıştı.
 İzmir-Çeşme otoyolunun yapımı daha yeni başlamıştı. Çeşme otobüsleri, Alaçatı’ya gelen yolcuları ya Reisdere dört yol ayrımında ya da Ilıca terminalinde indirirlerdi. Alaçatı yolcusu da Ilıca’dan saat başı kalkan Ilıca-Alaçatı seferini yapan dolmuşlarla gelirlerdi. Alaçatı’dan da Çeşme’ye gitmek için, iki vasıta değiştirilirdi. Alaçatı’dan önce Ilıca’ya oradan da Çeşme dolmuşuna binerek Çeşme’ye giderdik. Çeşme dönüşü de aynıydı. Kolay olmuyordu İzmir’e ya da Çeşme’ye gitmek. Dolmuş sahipleri arabaları dolmadan kalkmazlardı, bazen saatlerce beklerdik yazın sıcak havalarda. Arabalarda klima da yoktu tabi ki. Çeşme Belediyesi ve Alaçatı Belediyesi bir araya gelip araba seferlerini düzenlediler, Çeşme ve Alaçatı halkı yolculuklar konusunda rahata ermişlerdi.
 1992’den sonra Alaçatı Amfi Tiyatrosu ve Atatürk Kültür Merkezine de kavuşmuştuk. Artık Alaçatı Uluslararası Gençlik ve Çocuk Festivali’nde tiyatro gösterileri yeni açılmış olan Kültür Merkezi ve Amfi Tiyatro sahnelerinde yapılıyordu.
 1990’a kadar Alaçatı sokakları asfalttı. Alaçatı Belediyesi, kendisine ait olan Bedir Mevkii’ndeki 80 dönümlük araziyi satarak elde ettiği gelirle, sokaklarımızı bugünkü görünümüne yakın bir biçime getirmişti. Bergama’dan getirtilen parke taşları ile Arnavut Kaldırımlı taş sokaklara kavuşmuştuk. Dört Değirmenlerin restorasyon çalışmaları, mezarlık duvarlarının ve yıkık olan sokak duvarlarının tamirleri yapılmış, Belediye Meclisi’nde alınan kararla, Alaçatı evlerinin dış cephelerinin taş duvar olması koşulu getirilmişti. İnşaat ya da restorasyon çalışmaları için Sit Kurulu’ndan izin alınması gerekiyordu. Alaçatı merkezi artık korumaya alınmıştı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...