Ana içeriğe atla

ALAÇATI VE ÇEŞME NEREYE KOŞUYOR?

1995 yılıydı Çeşme Belediye Başkanlığı’na bir dilekçe ile müracaat etmiştim. Konu Çeşme İnkılâp Caddesi’nde bulunan eski kilisede kitap sergisi açmak istiyordum. Belediye yönetimi bu dilekçemi uygun görüp bana kilisede bir yer tahsis etti. Ben ve Çeşme’de bulunan kitapçı arkadaşlar; İsa Atagöz ve Ömer Duygulu Yeni çeşme gazetesinin sahibi Aydın Korkmaz ile beraber üç kitapçı bir yayıncı olarak küçük bir kitap fuarı oluşturmuştuk. O yaz Çeşme’de hem para kazandık, hem de Çeşme’ye kültür hizmetinde bulunmuştuk. Benim evim Alaçatı’da olması nedeniyle ben diğer arkadaşlarımdan beş on dakika önce sergimi kapatıyordum. Eşim ve çocuklarım her gece Çeşmeye kitap sergisine geliyorlardı. Aileden birimiz sergide devamlı kalıyordu. Diğer aile fertlerimiz Alaçatı’daki dükkânda çalışıyordu. Gece geç saatlerde sergi dönüşümüzde Alaçatı sokakları çok ıssız olurdu. Alaçatı sakin bir kasabaydı. Çeşme’de 90’lı yıllarda bile, geceleri bilhassa çok kalabalıktı. Müzik festivalleri, Türkiye şarkı yarışmaları, vs… çok ünlü sanatçıların konserleri, en kaliteli tiyatro sanatçıların oyunları Çeşme amfi tiyatroda sergilenirdi. Çeşme tam bir kültür ve sanat ilçesiydi. Alaçatı o yıllar turizmden payını alamıyordu. dükkânlarını kapatmak zorunda bırakıldılar.Sivil toplum örgütlerin halkın ve yerel yöneticilerimizin artık Çeşme ve Alaçatı’mıza daha fazla duyarlı olmak zamanı gelmedi mi ?.Herkes yerel yönetimi yalnız bırakmamalı herkes elini taşın altına koymalı.Çeşme ve Alaçatı’da 365 gün yaşayanlar olarak memleketimize sahip çıkmak zorundayız…Çünkü başka Çeşme ve Alaçatı yok.
Kararını henüz ziraattan yana kullanıyordu. Alaçatı tarımdan iyi kazanç sağlıyordu. Tarım üreten bir beldeydi. Yeni seçilen yerel yönetim kadroları Alaçatı’nın geleceğini turizmden yana projeler üreterek çok da başarılı oldular.25 sene gibi kısa bir zamanda Alaçatı’yı turizm de marka yaptılar. Dünya’da artık Alaçatı turizm formülü konuşuluyor. Avrupa ülkelerinden bilirkişiler gelip araştırma yapıyorlar. Alaçatı kısa bir zamanda turizmde nasıl bir hamle yaptı da dünyada kendinden söz ettiriyor? diye. Uluslararası sörf yarışları, müzik konserleri. Resim sergileri, heykeltıraş sanatçıların yaptığı eserler, Alaçatı’nın her köşesinde sergileniyor 40 tan fazla sanatsal galeri mekânları vardı. Alaçatı tarih boyunca yapılan eserleri nasıl koruduğunu, Taş evlerin, dar sokakların parke taşların bu güne kadar sahip çıkıldığı bir kasaba halkının geçmişi araştırılıyordu.Alaçatı dünyada ve ülkemizde tatil yapılacak önemli bir yer. Alaçatı’ya gelen konuklarımız sakin ve dinlenmek için geldiklerini biliyoruz. Alaçatı’nın doğal ve mimari dokusunun bozulmaması için hep beraber sahip çıkılıyordu. Ama bir şeyler gözden kaçırıldı bu güzellikler artık yavaş yavaş yerini eller havaya ve çok para kazanmak isteyenler tarafından mekânlar yüksek volümlü müzik yapanlar fazlalaştı. Sanat ve kültürü destekleyen mekânlar git gide azalmaya başladı gürültüden rahatsız olan mekânlar



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...