Ana içeriğe atla

ALAÇATI LİMAN OVASI

 Alaçatı liman ovasını tam ortasından ayıran yeni duble yoldan arabamla geçerken gözlerim ve belleğim çok eskilere, çocukluk,ve gençlik yıllarıma dalıp gitti. Yakın zamana kadar ziraat yapılan bu ovada, ne güzel tütün, enginar, soğan, anason, kavun karpuz ve çeşitli yaz sebzeleri yetiştirildiği geldi aklıma. Enginar fidelerinin arasında dolaşan üreticileri görür, pancar motorlarının çıkarttıkları sesleri duyar gibi oldum. Uyku mahmurluğuyla gençlik yıllarımda merkep sırtında tütün kırmaya giden genç güzel kızları ve fiyakalı delikanlıların hızlı adımlarla bir an önce tütün tarlasına gidip, güneş yükselinceye kadar, tütün küfelerini doldurabilmek için yarışır gibi çalışır vaziyetleri gözümün önünden bir filim şeridi gibi aktı.Tarla sahipleri de isimleri tek tek gözümde canlandılar. Rahmetli Fevzi Yıldız ve karadutlu tarlanın sahibi Süleyman Akkaya oldu ilk anımsadıklarım. Süleyman ağabeyin her tarlaya gidişinde yol kenarında çalışan her komşusuna, gür sesiyle kolay gelsin diye seslenişi bu gün de kulaklarımda yankılandı.Hava sağanak yağışlı, bulutların arasında güneş bir görünüp bir kayboluyor. Liman tepesine vardığımızda Alaçatı’nın üstünde gökkuşağı göründü. Arabamı sağa çektim bu güzel tabloyu seyretmeye bıraktık kendimi.

Doğa harika. Bizler böylesi güzel bir yerde dünyaya geldiğimiz için ne kadar şanslıyız. Sağ tarafta Alaçatı marina, marinanın önünde park etmiş tekneler. Alaçatı mimarisi ile barışık,  port evleri ve rengârenk boyanmış binalar üsten bakınca bir başka fotoğraf veriyor insana.30 metrelik liman yolu yamaç evlerinin tam üst kıyısından geçiyor. Antik Ağrillia körfezi kuş bakışı ayaklarımızın altıda adeta.Henüz kullanılmakta olan eski çark yolu, yıllardır Alaçatı’lılara hizmet veriyordu. Yeni yapılaşmada bu yol, artık olmayacak, zira kanallarla bölünüp başka biçimde işlevleşerek. Liman yolundan, viyadüğe paralel, sağ tarafa giden çevre yoluna dönünce, butik otel tabelalarını okumaktan da insanın başı dönüyor.Bu kadar kısa bir zamanda Alaçatı’daki butik otellerin sayısı 500’yi buldu. Yatak sayısını tahmin edin.Eski günlere, çok değil 1995 yılına gidelim. 05 Temmuz 1995 de Dost Kitabevi olarak dünyaca tanınmış yazar ve düşün adamı, Aziz Nesin’i İmza günü için beldemize davet ettiğimde,  O’nu Alaçatı’da konuk edecek bir otelimiz bile yoktu. Davetim sırasında, ilçemizdeki bir büyük otelin adını verip kendisini orada ağırlayacağımı söylediğim zaman, “Ömer Bey çok lüks otel istemiyorum, çok masraf etmeyiniz. Bana temiz ve deniz kıyısında bir otel olsun yeter, denize de girmek istiyorum” demişti. Bende Çiftlikköy’deki bir otelde yer ayarlamış, kendisini bu otelde konuk etmiştim. Nitekim çok büyük bir talihsizlikle, kendisini imza günü akşamı, burada kaybetmiştik. Allah rahmet eylesin.Bu gün, dünyanın en büyük gazete ve yayın organlarında bile Alaçatı’dan söz ettiren butik otellerimiz var artık. Alaçatı yerinde duramıyor. Beldemizin her tarafı kanaviçe kumaşı gibi nakış nakış işleniyor. Her köşesi butik oteller, mimari dokuya uygun evler ve iş yerleriyle kaplanıyor.Bundan 25 sene önce nüfusu 4000 olan Alaçatı,  ünlü yazar (GEORGIOS NAKKARAS’ın ) Anadolu ve Rum Göçmenlerin Kökeni adlı kitabında, 1912 yılında Alaçatı nüfusunun 13.500 olduğu yazıyor. Birkaç yıl içinde de yine bu rakamları bulur düşüncesindeyim.Alaçatı’ya her yıl gelen konuklar, yeni sürprizlerle karşı karşıya kalıyor. Böylesi sistemli ve planlı bir gelişmeden sonra, ilçe olmayı da fazlasıyla hak ediyor diye düşünürken 2014 de Alaçatı Büyükşehir yasası ile maalesef mahalle oldu.

                           

 


 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...