Ana içeriğe atla

SİYASİ YAŞAMIM ( 6 )


Atatürk Bulvarı ve Uğur Mumcu Caddesi’nin istimlaklarını yaptı, Alaçatı merkezindeki dar sokakların rahatlaması için de birçok çalışması vardı. Ege Bölgesi’nde ilk defa Tanzim Satış Mağazası’nın açılması, Çark Plajı’na halkın uygun fiyatlara çay ve meşrubat  içebilmesi için cafe ve rahat edebilmeleri için de tuvalet ile soyunma kabinleri yaptırmıştı. Limanda balıkçılar için barınak inşaatının başlaması hep onun eseridir. 12 Eylül 1980’de askeri darbe olunca demokrasimiz askıya alındı. 12 Eylül günü sokağa çıkma yasağı başlamıştı. Siyah-beyaz televizyonlarımızda dört general basın açıklaması yapıyorlar.


 Bir numaralı, iki numaralı derken sayıları çok olan bildirilerini aralıksız açıklıyorlardı. Belediye Başkanı Abdurrahman Ağabey’imizi gözaltına almışlar, kendisine bir türlü ulaşamıyorduk. Narlıdere Ege Ordu Komutanlığı’nda birkaç gün gözaltında soruşturması yapıldıktan sonra serbest bırakıldılar. Birkaç ay geçtikten sonra, Yarımada Sıkıyönetim Komutanı Albay Faik Tütüncüoğlu’nun Çeşme’nin yerlisi olduğunu öğrenmiştik. 1980 İhtilali’nden hemen sonra belediye başkanlığı görevine, Çeşme Kaymakamı Özel Kalem Müdürü Ercüment Akpınar atanmıştı. Daha sonra Ercüment Bey görevden alınıp yerine Belediye Muhasebe Müdürü Bekir Yalçın, Alaçatı belediye başkanlığını görevine geldi. Bekir Bey iki yıl boyunca, Abdurrahman Ağabey’in yarım bıraktığı işleri tamamladı. Bekir Yalçın’ı, Alaçatı Belediyesi’ne 1978’de Abdurrahman Ağabey almıştı. Bekir Yalçın da görevden alınıp yerine Albay Recep Uğur Alaçatı Belediye Başkanlığına getirildi. Recep Uğur Albay, Ilıca’da ikamet eden Mustafa Bahçeli’nin damadı idi. Recep Albay, Alaçatı sokaklarında, yanında iki zabıta, onlara elleriyle işaret ederek talimatlar yağdırıyor, halkla pek muhatap olmuyordu. Çok nadir Bekir Bey ve İmar Müdürü Nilgün Çiçek, belediye başkan vekili olarak görevlerini yerine getirdiler.
Alaçatı sakin günlerini yaşıyordu. Kimse siyaset konuşmuyor; herkes kendi işinde gücünde çalışıyordu. Gençler, akşam olunca kahvelerde veya Altın Yunus gibi birkaç otelde vakit geçiriyorlardı. 1974’te Altın Yunus Oteli’nin açılması,  Alaçatılılar için mükemmel bir iş kapısı geçim kaynağı oldu. Altın Yunus Oteli, bahçe işlerinde çalıştırmak üzere çok sayıda orta yaş ve üzeri insanımıza kapılarını açtı. Gençlerimiz de yönetim, restoran, bar, mutfak gibi bölümlerde kendilerine iş buldular. Birçok başarılı gencimiz otel müdürlüğüne kadar yükseldi.

12 Eylül İhtilali’ni yapan generaller, ülkenin her köşesine giderek ihtilalin gerekçelerini ve hazırladıkları anayasayı halka anlatıyorlardı.

Halkın büyük bir kesimi 12 Eylül’ü destekliyordu. 1982 Anayasası, 7 Kasım 1982’deki halk oylaması ile kabul edildi. Sonuçlar da aynısını söylüyordu:

EVET   : %91,37 (17.215.559 seçmen)
HAYIR : %8,63  (1.626.431 seçmen)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ Şehir Plancısı Sayın Ercüment Şahin; Alaçatı’nın bugünlere gelmesinde önemli pay sahibi ve en çok mücadele etmiş isimlerden biridir. 1984 yılında İmar ve İskân Bakanlığı'nda görev yaparken, dönemin Alaçatı Belediye Başkanı Rahmetli Nazım Aydoğdu ile yolu kesişir. Başkan Aydoğdu, Alaçatı'nın geleceği üzerine yapılan bir görüşmede Ercüment Şahin'in bilgi birikiminden ve kent vizyonundan etkilenir. Sohbetin sonunda ona anlamlı bir teklifte bulunur: "Gel, Alaçatı'nın geleceğini birlikte kuralım." Bu davet, yalnızca bir iş teklifi değil, Alaçatı'nın geleceğine yapılan bir çağrıydı. Ercüment Şahin de bu çağrıya kayıtsız kalmaz; bakanlıktaki görevinden ayrılarak Alaçatı Belediyesi'nde şehir plancısı olarak çalışmaya başlar. O yıllarda belediyeye yakın dükkânımda kendisini sık sık görürdüm. Sessiz, ciddi, çalışkan ve samimi bir insandı. Gösterişten uzak ama işine son derece bağlıydı. Belki de bu yüzden Alaçatı'nın bugün sahip...