1989-1994 arası, beş
yıl boyunca belediye meclis üyeliği görevimi bana yakışır şekilde yürütmeye
çalıştım. 1994 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokratik Sol
Parti Alaçatı’da ittifak yapmıştı. Alaçatı Demokratik Sol Partisi Örgütü’nden
arkadaşlar ısrarla DSP’nin belli bir oy potansiyeli olduğunu ve Demokratik Sol
Parti’den aday olmamı dile getiriyorlardı. Meclis üyelerinin sıralaması yapıldı.
DSP ve CHP olarak ittifak adayı olmuştum. Seçimlere Belediye Başkan adayı
olarak girmiştim.
Seçimlerden sonra biraz siyaset üstü olmaya çalıştım. Kitapçı
dükkânımda çocuklara yönelik imza günleri adı altında yazarlar getirmeye
başladım.
İlk imza gününe İzmirli
çocuk kitapları yazarı Mevlüt Kaplan gelmişti. Atatürk Kültür Merkezi’ndeki
etkinliğe okullardan öğrenciler katılmıştı ve inanın salon almamıştı öğrencileri.
Önce ilköğretim daha sonra ortaokul öğrencileri katılmıştı. Öğrencilerin Yazar
Mevlüt Kaplan’a sormuş olduğu sorular bana güç vermişti. Bir ay sonra çocuk kitapları
yazarı Gülten Dayıoğlu geldi. Dükkanımın önünde gerçekleşen etkinliğe de çok
güzel bir katılım oldu ve çok memnun ayrılmıştı Gülten Hanım Alaçatı’dan.
1995’te
Aziz Nesin Konya’da bir kitabevine imza günü için çağrılmıştı. Konya’da
bir grup insan kitapçı arkadaşı tehdit edince Aziz Nesin’in imza gününü iptal
etmişti. Ben bu haberi okuyunca İzmir Kitabevi sahibi Yaşar Tok arkadaşımla
dükkanında sohbet ederken, “Yaşar’cığım, Aziz Nesin’i Alaçatı’ya getirelim.”
dedim. Yaşar o an hemen Aziz Nesin’i aradı. Telefona sekreteri Ayben Hanım
çıkmıştı. Kendisinin orada olmadığını, Aziz Bey gelince kendisine söyleyeceğini
belirtti ve telefonunu kapattı. Üç gün sonra Aziz Nesin beni aradı ve imza gününün tarihini birlikte kararlaştırdık.
Aziz Nesin, bir gün öncesinden geldi ve 5 Temmuz 1995’te Aziz Nesin ile imza
gününü gerçekleştirdik. O güne kadar ilk kez bir imza gününde bu kadar büyük
bir kalabalık görülüyordu. 300’e yakın kitap imzalamıştı Aziz Nesin. Kısa
anlatıyorum çünkü, Aziz Nesin ile hatıralarımda anlatmıştım.
1999 yerel seçimlerinde
Alaçatı’da Demokratik Sol Parti’den Nazım Dörtbudak aday olmuştu. Nazım
Dörtbudak, “Ömer, sen olmazsan birinci sırada meclis üyesi, ben aday
olmayacağım.” dedi. Abdurrahman Keskin, kontenjan meclis üyesi, ben de birinci
sıra meclis üyesi oldum. Seçimlere girdik, biraz daha fazla oy aldı Demokratik
Sol Parti; fakat barajı yine geçemedi. Ben meclise de girememiştim. Sağ
partilerden Anavatan Partisi adayı Safter Sarı, Doğru Yol adayı Hikmet
Dikmen’di. Seçimleri, Remzi Özen büyük farkla kazanmıştı.
Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

Yorumlar
Yorum Gönder