Ana içeriğe atla

ALAÇATI’DA SİNEMA GÜNLERİ (2)

Sizlere nasıl anlatayım bilemiyorum. İlk yıl Alaçatı’da ne bir kültür merkezi vardı nede amfi tiyatro. Bugün kapalı otoparkın olduğu Kuğulu Park dediğimiz yerde yüzlerce  çocuk hasırların üstünde, ahşaptan yapılmış bir platformda Avrupa’dan ve ülkenin dört bir yanından  gelen tiyatro gurubunun oyuncuları  ile birlikte oyunlarını sergiliyorlar ve oyunun sonunda çocuklarla el ele tutuşup hep birlikte meydanlığa geliyorlardı. Türkiye’den katılan Denizli Tiyatrosunun sorumlusu Sayın  Sadık Aslankara, Olcay Poyraz gibi isimlerle birlikte tüm tiyatro oyuncularının veçocuk kitapları yazarı Ülker Köksal gibi ünlü isimlerin katılımıyla gösterimi biten eseri tartışıyorlardı. Bizde onları büyük bir heyecanla izliyorduk.
 Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali’ninikinci yılında Kartal Tibet’in yönetmenliğini yaptığı ve baş rolünü Kemal Sunal’ın oynadığı Koltuk Belası filmi çekimleri vardı.Alaçatı Belediye binası film ekibine tahsis edilmişti. Rahmetli Kemal Sunal’ın Belediye Başkan Adayı olduğu Partinin adı ise D.M.D.Y.D.Partisi idi.Ben de o filmde görev almıştım. Raşit Orbay, Ekrem Dursun,  Nevin Tezcan,Recep İnak, gibi bir çok arkadaşımızda Koltuk Belası filminde görev almışlardı.Yıllardır bu film tüm ulusal kanallarda gösterime sunuldu.Türkiye’de televizyonu olan herkes Alaçatı’da çekilen bu filmi izlemiştir.Bu film sayesinde çok kişi Alaçatı’yı tanıma imkanı buldu.
 Alaçatı’nın güzelliği bir çok filmeev sahipliği yapmasına vesile olmuştur. Müjde Ar’ın oynamış olduğu Adı Vasfiye filmi Alaçatı’da çekildi. Herkes Kendi Evinde; Türkan Şoray ile Cüneyt Arkın’ın beraber oynamış olduğu film Alaçatı’da çekildi.Kasırga İnsanları dizisi (Ceyda Düvenci),Bitmeyen Şarkı (Bergüzar Korel) Dalyanlı Nezir’in hikayesinin anlatıldığı Mehmet Ali Alabora’nın oynadığı Kayıkçı filminin bazı sahneleri, Zülfü Livaneli’nin yönetmenliğini yaptığı Veda filmi de hep Alaçatı’nın olduğu sahnelerle beyaz perdeye yansıdı. Daha bir çok film ve dizi var ama ilk aklıma gelenler bunlar.
 Koltuk Belası çekimleri sırasında, Alaçatı’da tiyatro gösterileri vardı. Kemal Sunal ve Kartal Tibet’e;“Hocam ne olur bu akşam tiyatro oyunundan sonra  gelen misafir çocuklar sizinle sohbet etmek istiyor. Bu isteklerini kırmayın” deyince  Kemal Sunal davetimizi kabul etmişti.Hasırların üzerinde tiyatro izledikten sonra Türkiye’mizin sevgisini kazanmış olan Beyaz perdeninünlü aktörü çocuklarımız ile sohbet etti.
Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali yıllarca devam etti. Fakat Devletimizin bazı ekonomik tedbirlerine Alaçatı Belediyesi de uymak zorunda kaldı. Tiyatro festivalleri ekonomik koşullar nedeniyle artık yapılamaz hale geldi. Bugün de istenirse Çeşme ve Alaçatı’da sinema günleri ve Tiyatro Festivalleri her zaman yapılabilir düşüncesindeyim.Corona virüsünden sonra artık fabrika ayarlarımıza döneriz. Doğayı katlettiğimiz yeter artık . Sanata duyarsızlığımıza da yeter! Farkında olmayanlar için söylüyorum doğa bizden hesap sormaya başladı.  Artık sanata, bilime yönelme zamanı.







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...