Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Nerede O Eski Günler?

  Nerede O Eski Günler? Eskiden yeni bir yıla girerken takvim yapraklarıyla birlikte umutlar da yenilenirdi. Büyük aileler aynı sofranın etrafında toplanır, yılbaşı geceleri evlerde kutlanırdı. Sevinçle birbirine sarılan insanlar, yeni yıldan güzel haberler beklemenin saf coşkusunu yüreklerinde taşırdı. O gecenin ardından herkes işine daha moralli, hayata karşı biraz daha dirençli giderdi. Resmî ve dinî bayramlar gelmeden günler önce başlardı hazırlıklar. Evlerin içinde tatlı bir telaş dolaşırdı: hamurlar yoğrulur, baklavalar açılır, perdeler yıkanır, misafir için sofralar kurulur, kalabalık günler beklenirdi. Yılbaşı yaklaşırken evinin bahçesinde tavuk, horoz besleyenler bile önceden belli olurdu. Çünkü paylaşmak vardı o günlerde; birlikte olmanın sıcaklığı, kalabalık olmanın bereketi vardı. Hani sık sık söyleriz ya: “Nerede o eski günler?” Bir soru gibi dursa da, aslında derin bir iç çekiştir bu söz. “Nerede” kelimesi bazen öyle uzatılarak söylenir ki, sadece geçmişi deği...

Sabahın Sessiz Öğrettikleri

 Sabahın Sessiz Öğrettikleri Sabahın ilk ışıkları henüz ufku kızıla boyamadan uyanabilenler bilir; o saatlerde dünya insanla bambaşka bir dille konuşur. Gürültü henüz uyanmamıştır, acele yataklarından doğrulmamıştır, yargılar ise hâlâ uykudadır. Pencerenizi araladığınızda kuş sesleri doluyorsa içeri, ağaçlar rüzgârla usulca sohbet ediyorsa, insanın zihnine ister istemez şu soru düşer: Hayat gerçekten bu kadar sert olmak zorunda mı? Belki de mutluluğun ilk harfi tam burada saklıdır. Doğanın dinginliğinde, insanın kendi iç sesiyle yaptığı o sessiz ve samimi anlaşmada… Çünkü insan sabaha nasıl başlıyorsa, güne de hayata da çoğu zaman öyle devam eder. Telaşla uyanan bir kalp, gün boyu huzuru nerede bulabilir? İnsanın gözlerinde umut olmalı meselâ. Sert, öfkeli, mesafeli bakışlar değil; karşısındakine “Bu insandan bana zarar gelmez” duygusunu fısıldayan bir sıcaklık… Gün içinde yüzlerce insanla göz göze geliyoruz. Ama kaçının bakışında gerçek bir samimiyet var? Kaçımız bakarken gerçekte...

Bir Halk Adamının Ardından: Faik Tütüncüoğlu

  Bir Halk Adamının Ardından: Faik Tütüncüoğlu Bazı haberler vardır; gece yarısı insanın önüne düşer ve uykuyu alıp götürür. 20 Aralık 2025 Cumartesi gecesi, saatler 23.00’e yaklaşırken sosyal medyada karşıma çıkan bir haberle içimden bir parça koptu. Çeşme’nin önceki belediye başkanlarından, yaşamını halkına adamış bir isim olan  Faik Tütüncüoğlu’nun  vefat ettiğini öğrendim. O an sadece bir eski belediye başkanını değil, bu kentin vicdanını temsil eden bir değeri kaybettiğimizi hissettim. Faik Tütüncüoğlu ile yollarımız, Sosyal Demokrat Halkçı Partisi çatısı altında kesişti. O yıllarda kendisi Çeşme İlçe Başkanıydı; ben ise Alaçatı Belde Başkanlığı görevini yürütüyordum. Aynı siyasi geleneğin, aynı toplumsal sorumluluğun içinde yan yana yürüdük. Bizim kuşağımız için siyaset; makamdan çok emek, sözden çok duruş demekti. Faik Başkan da bu anlayışın sahadaki en güçlü temsilcilerinden biriydi. 1989 yılında Çeşme Belediye Başkanlığı görevine seçildiğinde, ilçemiz adına ...