Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

HAKKI EFENDİ

HAKKI EFENDİ Sıcak bastırınca dükkânın içi bunaltıcı hale geldi. Çıktım dışarıya. Meryem de geldi, karşıma oturdu. İki bardak çay, iki sandalye, Alaçatı'nın Haziran öğleden sonrası. Başka bir şey gerekmiyordu. İnsan bazen hiçbir şey beklemeden oturur; hayat o an gelir ve önüne koyar ne koymak istiyorsa. Dükkanımın önündeki kitap grubunda bir çift belirdi. Beyefendi kitapları inceliyordu, sakin ve dikkatli. Hanımefendi ise elinde tuttuğu kitaba bakıyordu ama bakışları orada değildi. Gözleri uzaklardaydı, içeriye dönüktü sanki. O bakışı tanırım. Bir yere ait olmanın, o yere özlem duymanın bakışı. Hanımefendinin elindeki kitap benim kitabımdı. Seslendim: "O benim kitabım. Alaçatı'yı anlatıyorum." Bana döndü. Gülümsedi. "Eşim de Alaçatılı" dedi, "araştırıyor, çok seviyor burayı." Meryem onları çay içmeye davet etti. Ben de beyefendiye döndüm: "Gel bakalım, eski Alaçatı'nın insanıysa biraz sohbet edelim." Oturdular. Konuşmaya baş...

ÜRETEN ALAÇATI’DAN TÜKETEN ALAÇATI’YA

  ÜRETEN ALAÇATI’DAN TÜKETEN ALAÇATI’YA Topraktan markaya, üretimden tüketime bir kasabanın değişen sesi Alaçatı; bir zamanlar bakir bir yerdi. Dışarıdan gelenler buraya sakinlik arayan insanlar olarak gelirdi; ama bu sakinlik yalnızca huzur değil, toprağın içinden gelen bir sükunetti. Çünkü Alaçatı üretirdi. Üzüm bağları bu toprakların taçlarıydı. Anason, bugün bile dünyanın en değerli bitkisel ürünleri arasındadır; o anasonun kokusu bir zamanlar Alaçatı sokaklarına sinmişti. Tütün ise ayrı bir destan. Toprağa, emeğe ve sabra yazılmış uzun bir şiir. Ben bu emeği yakından bilirim. Kendi ellerimle, kendi tarlalarımızda bir tonun üzerinde ürün yetiştirdiğimiz günleri bugün gibi hatırlıyorum. O yıllar bana yalnızca bir hasat değil, bir değer öğretti: Toprağa saygı duyan insan, kendine de saygı duyar. Alaçatı'yı Alaçatı yapan şey, taş evlerin güzelliğinden önce bu toprağın verimi ve onu işleyen insanların onuruydu. Geçtiğimiz günlerde bir film izlerken dikkatimi çeken kısa bir ...

KANCO AHMET

  KANCO AHMET Alaçatı’nın gerçek tarihi yalnızca taş binalarında, eski sokaklarında ya da meydanlarında saklı değildir. Asıl tarih, o sokaklardan geçmiş insanların ayak izlerinde yaşar. Bu kasabanın hafızasında yer etmiş, çalışkanlığı ve insanlığıyla iz bırakmış kişilerden biridir Ahmet Zorlu nam-ı diğer Kanco Ahmet. Ahmet ağabeyle aramızda birkaç yaş fark vardır. O benden önce dünyaya gelmiş, ben ise yıllar boyunca terzi dükkânımda insanları gözlemleyerek büyümüş bir Alaçatılı olarak onu yakından tanıma fırsatı buldum. Dükkânımın önünden sayısız kez geçti. Onu hiçbir zaman ağır adımlarla yürürken görmedim. Sanki hayat ona verilmiş kısa bir emanetmiş gibi, her anını değerlendirmeye çalışan bir insandı. O yıllarda Alaçatı bugünkü kalabalık günlerinden çok uzaktı. Cumhuriyet Meydanı geniş, sakin ve bakirdi. Ahmet ağabey taksisini meydana park eder, yüksek sesiyle “Çeşme, Çeşme, Çeşme!” diye müşteri çağırırdı. Şoförlüğü kadar çalışkanlığı da meşhurdu. Direksiyon başında yalnız y...

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ MEMLEKETİMDE KUŞLAR HÂLÂ UÇUYOR

  ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ MEMLEKETİMDE KUŞLAR HÂLÂ UÇUYOR   Son günlerde Türkiye'nin gündemine baktığımızda siyaset, hayatın bütün gerçeklerinin önüne geçmiş gibi görünüyor. Televizyonlarda tartışmalar, sosyal medyada bitmek bilmeyen polemikler, partiler arasındaki çekişmeler... Oysa bu ülkenin gerçek gündemi çok daha farklıdır. Asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonlarca insan vardır. Emekliler ay sonunu nasıl getireceğini düşünmektedir. Esnafın işleri durgun, üreticinin maliyetleri ağır, gençlerin gelecek kaygıları ise her geçen gün büyümektedir. Turizm bölgelerinde bile eski hareketlilik yoktur. İnsanlar harcamalarını kısmakta, işletmeler ayakta kalabilmek için mücadele etmektedir. Birçok şirket küçülmekte, bazıları ise faaliyetlerini sonlandırmaktadır. Bütün bunlar yaşanırken siyaset kurumu kendi içine kapanmış görünmektedir. Oysa siyaset; makam, mevki ve kişisel hesaplar için değil, halkın sorunlarına çözüm üretmek için vardır. Millet ezilirken, insanlar geçim sıkın...

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ Şehir Plancısı Sayın Ercüment Şahin; Alaçatı’nın bugünlere gelmesinde önemli pay sahibi ve en çok mücadele etmiş isimlerden biridir. 1984 yılında İmar ve İskân Bakanlığı'nda görev yaparken, dönemin Alaçatı Belediye Başkanı Rahmetli Nazım Aydoğdu ile yolu kesişir. Başkan Aydoğdu, Alaçatı'nın geleceği üzerine yapılan bir görüşmede Ercüment Şahin'in bilgi birikiminden ve kent vizyonundan etkilenir. Sohbetin sonunda ona anlamlı bir teklifte bulunur: "Gel, Alaçatı'nın geleceğini birlikte kuralım." Bu davet, yalnızca bir iş teklifi değil, Alaçatı'nın geleceğine yapılan bir çağrıydı. Ercüment Şahin de bu çağrıya kayıtsız kalmaz; bakanlıktaki görevinden ayrılarak Alaçatı Belediyesi'nde şehir plancısı olarak çalışmaya başlar. O yıllarda belediyeye yakın dükkânımda kendisini sık sık görürdüm. Sessiz, ciddi, çalışkan ve samimi bir insandı. Gösterişten uzak ama işine son derece bağlıydı. Belki de bu yüzden Alaçatı'nın bugün sahip...
  ALAÇATI’NIN MİMARI Bazı isimler vardır, insanın kaderiyle sessizce örtüşür. Nilgün kelimesi, çivit rengini, koyu maviyi anlatır. Ege’nin ufkunda denizle gökyüzünün birleştiği o derin maviyi… Alaçatı’nın renklerinden biridir bu. Soyadı ise Çiçek. Bir yanında mavinin dinginliği, diğer yanında toprağın ve yaşamın bereketi vardır. Belki de bu yüzden Nilgün Çiçek adı, yıllarını verdiği Alaçatı ile böylesine uyumlu durur. Çünkü Alaçatı da taş duvarları arasında maviyi, sokaklarında çiçekleri taşıyan bir Ege kasabasıdır. 1977 yılında Alaçatı Belediyesi’nde mimar olarak göreve başlayan Nilgün Çiçek, emekli oluncaya kadar yalnızca bir belediye çalışanı olarak değil, Alaçatı’nın mimari hafızasının koruyucularından biri olarak görev yaptı. Çeşme’nin yerlisi olmasına rağmen Alaçatı’yı kendi evi, kendi emaneti gibi gördü. Abdurrahman Keskin’den başlayarak Nazım Aydoğdu, İsmet Sarı ve Remzi Özen dönemlerinde görev yapan Nilgün Çiçek, farklı yönetimlerle çalışmasına rağmen değişmeyen bir ...

ALAÇATI KİTAP GÜNLERİ'NDEN NOTLAR VE BİR ÇAĞRI

  ALAÇATI KİTAP GÜNLERİ'NDEN NOTLAR VE BİR ÇAĞRI Bu yıl 8-9-10 Mayıs günleri, Alaçatı sokaklarında kitaplar yine ortalıkta gezindi. “Alaçatı Kitap Günleri” bu yıl insanları bir araya getirdi. Ben de o günlerin ortasında kendi küçük sorumluluğumu taşıyordum: 9 Mayıs'ta, ilk kez düzenlenen bir kitap ve edebiyat dolu bu etkinliğin hazırlığıyla hem heyecanlı, hem yorgun, hem gururlu, hem de tedirgin bir hâldeydim. Zaman zaman böyle olur; bir şeyin tam ortasındayken onu bütünüyle göremezsiniz. Anlam, ancak sonra çöker insanın üstüne. Bu günlerin en değerli anlarından biri, tiyatro ve sinema sanatçısı, çok değerli Hakan Bilgin ile Vintage Otel’de gerçekleştirilen   söyleşiydi. Hakan Bey'in "Farkıma Takılanlar" adlı kitabı, etrafımızdaki dünyaya duyarlı bir gözle bakmayı, sıradan anların içindeki derin anlamları fark etmeyi öğütleyen kıymetli bir yapıt. Söyleşi boyunca Hakan Bey'in paylaştıkları beni derinden etkiledi ve aydınlattı: İnsanlarla sağlıklı ilişki kur...