Ana içeriğe atla

ALAÇATI’DA KADIN TERZİLERİ

1965 yılının Şubat ayında terzilik mesleğime başlamıştım. İlkokul çağlarımda Rıza Dayımın evine giderken Mehmet Karabina’nın evinin balkonunda bir hanım ve yanında iki tane genç kız balkonda oturmuş ellerinde kumaşlar dikiş dikerken onları seyrederdim. Adını sonradan öğrendiğim Rahmetli Mehmet Karabina amcanın kızı Benal Öğütkan abla, yanında iki genç kızı çırak olarak çalıştırıyor olduğunu öğrenmiştim.

Alaçatı’daki erkek terziler genelde kadınlara dikiş dikmezlerdi. Nedeninin kadınların erkek terzileri tercih etmediklerinden olduğunu düşünüyorum. Ben terzilik mesleğime başladıktan sonra Alaçatı’da kaç tane erkek terzisi ve kadın terzisi var olduğunu merak etmiştim. Erkek terzileri önceki yıllarda bu köşemde yazmıştım. Bugün evimde başka bir yazımı yazarken neden Alaçatı’daki kadın terzilerini yazmadım diye kendime inanın çok kızdım. Bugün oturdum ve Alaçatı’daki kadın terzilerimizi yazmaya başladım. Rahmetli Benal Abla ilk aklıma gelenlerdendi. Çünkü yolumun üzerinde en sık gördüğüm bir terziydi. İkinci aklıma gelen Şaban Bey’in kızı ve Rahmetli Muzaffer Gençalp’in eşi Halide Gençalp idi. Kendisi de iyi bir terziydi. Hatta kendisine “sosyete terzisi” dediklerini de duymuştum çocukluğumda. Hacımemiş mahallesinde Nurten Yengem vardı. Nalbant Kemal Ağabeyimin eşi. Küçüklüğümde annem ile evine misafirliğe giderdik. Odanın büyük bir bölümü yarım provaya hazırlanmış elbiseler asılı, dikiş makinesinde kendisi çalışırken bulurduk. “Kusura bakmayın bu elbiseyi yarına yetiştirmem lazım” diyerek gelen misafirlerden özür dilerdi. Başını kaldırmadan sürekli çalışırdı. Tam karşı binada oturan komşusu Turan Çavuş’un kızları da terzilik yaparlardı. Yıldız ile Gündüz Abla. Babaları Turan Çavuş, Pazaryeri Cami karşısında yetmişli yıllara kadar kahvecilik yapardı. Aşçı Şahin “Dayko” nun kızı Gündüz Kapar da Hacımemiş Mahallesinde terzilik yapardı. Gökçen Er Yenimecidiye Mahallesi’nde terzilik yapan biriydi. Barbun Nezihe diye bilinen Nezihe Barbun da Yenimecidiye’nin popüler terzilerindendi. Rahmetli Mehmet Dayımın kızı Ülkü Ablam da iyi bir terziydi. Ara sıra akrabam diye yanına gider sohbet ederdim. Mis gibi ütü ve telâ kokusu ciğerlerime kadar işlerdi. Aşçı Sabri (İnanç) ağabeyimizin eşi Muzaffer İnanç ablamız da terziydi. Tahsin Kandemir’in eşi Remziye Abla Tokoğlu Mahallesi’nde terzilik yapardı. Yine rahmetli Gamsız Hasan’ın kızı Birsen Küçükbayır’ın da dikmiş olduğu elbiselerini görür, halk arasında “güzel elbise diker” diye duyardım. Rahmetli Mümin Saatli’nin kızı Mümine Öcal Hacımemiş mahallesindeki meşhur terzilerdendi. Yakın zamana kadar Hacımemiş Mahallesi’nde Terzi Fikriye (Çetinkaya) da terzilik yapardı. Alaçatı o yıllarda nüfusu üç bin olan bir nahiye olmasına karşın onlarca kadın terzimiz vardı. Hepsi de aile ekonomisine katkı sağlıyorlardı. Bugün maalesef evinde de olsa terzilik yapan bir kadınımız var mıdır? Bilmiyorum. Halk Eğitimin açmış olduğu kurslar, köy enstitülerinin yetiştirmiş olduğu eğitimciler bu memlekete çok büyük hizmet etmişlerdi. O yıllarda “Kadının Adı Vardı” Şimdi her şey hazır giyime kaldı. Yiyeceklerimiz de hazır ambalaj içinde. Bu güzel kasabamıza emeği geçen tüm kadın terzilerimizi saygıyla anıyorum. Aramızdan ayrılanlara Allahtan rahmet diliyorum. Nur içinde uyusunlar. Sağ olan arkadaşlarıma ve büyüklerime de sağlıklı günler diliyorum.

Kalın sağlıcakla…



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...