Ana içeriğe atla

Alaçatı ve Çeşme’de Yağmur

 

Alaçatı ve Çeşme’de Yağmur

Alaçatı’da yağmur, gökten düşen bir doğa olayı değildir yalnızca; zamanın, taş sokaklara eğilip konuşma hâlidir. Her damla, geçmişten bugüne uzanan ince bir hatıra gibi iner. Kimi taş duvarların arasına sıkışır, kimi kapı önlerinde unutulmuş sessizliklere karışır. Yağmur başladığında Alaçatı ve çeşme susar; ama bu susuş bir yoksunluk değil, bir derinleşmedir.

Bu kasabanın taş evleri yağmuru tanır. Yüzyıllardır. Üzerlerine düşen her damlayı bir misafir gibi karşılarlar; acele etmeden, itiraz etmeden. Sokaklar parlar, ama bu parıltı yeni değildir. Yalnızca uzun zamandır üstü örtülmüş bir yüzey yeniden görünür olur. İnsan da böyledir aslında. Yağmur, içimizde unuttuğumuz tarafları sessizce ortaya çıkarır.

 

Alaçatı’da yağmur yürüyüş ister. Şemsiyesiz, plansız, düşünceli… Adımlar yavaşlar, bakışlar yere iner. Islanan taşlara bakarken insan kendi kırılganlığıyla karşılaşır. Günlük hayatın hızında sertleşen ruh, yağmurla birlikte yumuşar. Acele düşünceler susar; derin sorular kendine yer bulur.

 

Bu kasabada yağmur romantik değildir. Sahicidir, ağırbaşlıdır. Gürültüye ihtiyaç duymaz. Bir kahve fincanının buharında, kapı aralığından sızan loş bir ışıkta, eski bir kitabın sararmış sayfaları arasında var olur. Yağmur, Alaçatı’ya şunu hatırlatır: Her şey geçer, ama izler kalır. Taşta kalır, insanda kalır, hatırada kalır.

 

Belki de bu yüzden yağmurdan sonra hava açtığında Alaçatı biraz daha ferahlar; insan da öyle… Çünkü yağmur, yalnızca sokakları yıkamaz. İçimizde biriken tozu, fazlalığı, yorgunluğu da alıp götürür. Geriye sadeleşmiş bir sessizlik ve düşünmeye daha müsait bir kalp bırakır.

Kalın sağlıcakla…

23/01/2026

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...