Ana içeriğe atla

ALAÇATI’NIN RESTORANTLARI

(1) Martı Restoran: Alaçatı’nın ilk restoranı. En taze ve güzel balık çeşitlerinin bulunduğu, Reşat Akbaykal nam-ı diğer “Reşat Efendi” lakaplı rahmetli ağabeyimiz 1950 yılında kurulmuştur. O yıllardan günümüze kadar hizmet vermeye devam ediyor. Alaçatı’nın ileri gelenlerinin buluşma mekânıydı. Bilhassa mülki amirlerin, öğretmenlerin uğrak mekanı olan bu restoran adeta bir okul gibiydi. Reşat Efendi  yaşı gereği emekliliğe karar verince oğlu Hakkı Akbaykal’ı mekânın başına geçirdi. Hakkı Ağabey de yıllarca bu mekânın başındaydı. Hakkı ağabeyin 2018 Mart ayında vefatı sonrası oğlu Cumhur ve torunu Umut Akbaykal bayrağı devralarak hizmete devam ediyor. Cumhur Akbaykal çocukluğundan bugüne yıllarca babasıyla birlikte çalışmışlardı.

(2) “Aşçı Şahin” (Şahin Kapar): 1960’lı yıllarda “Kireççi Musli Ağa”nın dükkânında kiracı olarak restoranı işletirdi. Sabah çok erken kalkar; bilhassa hafta sonları üreticiler akşamdan sebzeleri veya kuru soğan, kuru baklalarını, çuvallarını hazırladıkları Harmandalı kamyonu gelene kadar sıcak çorbalarını içer sonra İzmir pazarına götürürlerdi mallarını satmaya. Öğle ev yemekleri, akşam da meyhane olarak hizmet verirdi.

(3) Rasim Restoran:1960 yılarında açılmıştı. Rahmetli Rasim Ağabey’in de Alaçatı’ya çok emekleri geçmiştir. Rasim ağabeyimizde son nefesine kadar mekânının başındaydı. Rasim Ağabey aynı zamanda Kore Gazisiydi. Mekânına gidip yemek yemek için masaya oturduğunuz zaman (eğer biraz siyasetle uğraşıyorsanız) hemen bir sandalye alır ve yanınıza oturup, Alaçatı’nın eksik olan yanlarını, kötü görünen yerlerin nasıl güzelleştirilmesi gerektiğini hakkında fikirler verirdi. İyi bir gözlemciydi. Heyecanlı anlatımlarıyla, bir Alaçatı aşığıydı kendisi. Rasim Ağabey vefat ettikten sonra oğlu  Arif mekanının başında ve işletmeyi babadan oğula geleneğini devam ettiriyor.

(4) Dört Değirmenler: Rahmetli Nazım Aydoğdu 1984 yılında Belediye Başkanı seçildikten sonra Alaçatımızın sembolü olan dört değirmenleri restore ettirdikten sonra boş arazi olan yere güzel bir mekan yaptırmıştı. Bu mekanı ihale usulüyle kiraya vermişti. Rahmetli Nevzat Pancar ağabey çok naif bir kişiliği vardı. Her akşam Alaçatılılar bu mekana gelir, çay kahve ve yemeklerini yerdi. Alaçatı görüntüsünü seyrederek keyif yaparlardı. Alaçatı ortaokulu Müzik öğretmeni Mustafa Türkmen org eşliğinde dönemin popüler şarkılarıyla dinleyicilerine eğlenceli zaman geçirtirdi. Ben Alaçatı Sosyal Demokrat Halkçı Parti Belde Başkanı olduğum beş yıl süresinde Rahmetli Ecevit’in Kıbrıs Barış Harekatının tarihi olan “20 Temmuz” temalı gece düzenlerdik. Parti yararına olduğundan bize de iyi bir indirim yapardı. Bir gecemizde Erkin Koray bile katılıp gitarıyla müzik dinletisi vermişti. Rahmetliyi saygı ve sevgimle anıyorum. Nevzat Pancar ağabeyimiz işletmesini bırakınca Erdal Aktaş mekanı kiralayarak işletmeye devam etti.Uğur Mumcu Caddesindeki projeyle Dört değirmenler tekrar restore edilince bu mekan yok oldu.


(5) Değirmendağ Restoran: Eski Belediye Başkanlarımızdan Abdurrahman Keskin su deposunun çevre düzenlemesinde Alaçatı’nın yedi tepesinden biri olan bu tepemize geniş bir parkı olan köşesinde bir mekan yaratmıştı.  Alaçatılılar gelip burada yaz aylarında serin serin açık havada yemeklerini yerken mekan da onlara eşsiz bir biçimde Panoramik Alaçatı manzarası sunuyordu. Uzun yıllar Alaçatı halkına bu mekan da hizmet etti. Daha sonra işletmeci bırakınca belediye mekanı olduğu için Kemal Demirarsal bu mekanı tekrar restore edip Alaçatının en şık mekanlarından birisi oldu.

(6) Çınar Restoran:

1978 yılında döenmin Belediye Başkanı Abdurrahman Keskin tarafından plajın tam kıyısında insanların denize girmesini engellemeyen uzaklıkta bir yere güzel bir mekân yaptırmıştı. Alaçatı Çark Plajı herkes tarafından bilinir, biraz soğuktur suyu. Denizde üşüyen hemen bu tesise gider birasını veya rakısını içer içini ısıtırdı. Bu işletmede hem kafe hem de et ve Balık restoranıydı.Yıllarca çevremdeki herkese; “bir gün Alaçatı Dünyanın bile gıpta ettiği Türkiye’nin bir numaralı turizm beldesi olacak diyordum. Bunu kalpten hissediyordum. O dönemin Alaçatısını yaşayanlar bana adeta gülüyorlardı. Ve gel zaman git zaman eski Belediye Başkanımız Remzi Özen de Alaçatı’ya “Dünya kenti Alaçatı” demiştir. Şimdilerde Alaçatı bir marka ve ülkemizde tanımayan kalmadı desek yeridir…


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...