Ana içeriğe atla

HOŞ GELDİN 2022

Eskiden yeni yıla girerken büyük aileler bir araya gelir, yılbaşını evde kutlarlardı. Sevinç içinde herkes bir birine sarılır yeni yılda güzel şeyler olsun diye umutlarını yüksek tutarlardı. Yılbaşı sonrası herkes işine morali yüksek giderdi. Resmi Bayramlar, dini bayramlar gelmeden öne hazırlıklar yapılır, her hanede hummalı bir çalışma ve bayram hazırlıkları yapılırdı. Yılbaşı öncesinden evinde tavuk, horoz besleyenler bir hafta önceden belirlenirdi. Hani hep deriz ya, "Nerede o eski günler?" Soru temelli bir cümle olsa da, aşırı özlem barındırır bünyesinde. Kimi zaman o "Nerede" kelimesi öyle derin bir iç çekiş ve öylesine uzatılarak söylenir ki, ağızdan çıkarken yakar neredeyse söyleyeni. Günümüzde çok şey değişti, daha rahat bir hayat sürüyoruz. Konforlu evlerde, konforlu eşyalara sahibiz. Ailelerimiz küçüldü. Çekirdek ailelerle, çekirdek yalnızlıklar yaşıyoruz hanelerimizde.

Eskiden kahve falında "hanene ay doğuyor" derdi komşu teyze. Şimdilerde hanelerimize “yalnızlık” doğuyor her gece! Herkes kendi yalnızlığında duygularını kendi içinde yaşıyor. Paylaşım azaldı, bağ zayıfladı. Olduğumuz yerle olmak istediğimiz yerler hep farklı. Sahip olduğuyla yetinmiyor artık hiç kimse. Hep daha fazlasını isterken ve bunun için çaba sarf ederken ömrün tükendiğinin farkında değiliz çoğumuz. Buralara biz nasıl geldik? Son yıllarda yarınımızı düşünemez olduk. Hele şu 2022 yılı ülkemize hoş geldin diyemeden daha hükümetimizin açıklamış olduğu zamlar halkımıza tam bir şok yaşattı. Alkole, benzine, sigaraya, elektriğe yılbaşı gecesi televizyonda Ata Demirer bile izleyenleri gülümsetemedi. Memura, işçiye, emekliye verilen zamlar hepsi elinden alınmış oldu. Kimse sevinemedi. Sevinçleri kursağında kaldı. Yine kara kara düşünmeye başladı yurdum insanı. Sigara ve alkol sağlığa zararlı. Bunu biliyorum içilmemesi lazım ama bir vatandaş morali bozulduğunda, yada keyiflendiğinde bir tane sigarayı tellendirdiğinde yada dostunla karşılıklı oturup bir duble rakısını içemez hale geldi. Hele bir meyhaneye gidip iki sohbet etme lüksü kalmadı. Ben 2022 yılının gelmesini sevmedim! Ben 2023 yılını bekliyorum daha güzel bir yıl olacağına inanıyorum. 2023 yılının memleketime huzur ve bereket getirmesi dileklerimle…

 Hoşça kalın.

 

  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ Şehir Plancısı Sayın Ercüment Şahin; Alaçatı’nın bugünlere gelmesinde önemli pay sahibi ve en çok mücadele etmiş isimlerden biridir. 1984 yılında İmar ve İskân Bakanlığı'nda görev yaparken, dönemin Alaçatı Belediye Başkanı Rahmetli Nazım Aydoğdu ile yolu kesişir. Başkan Aydoğdu, Alaçatı'nın geleceği üzerine yapılan bir görüşmede Ercüment Şahin'in bilgi birikiminden ve kent vizyonundan etkilenir. Sohbetin sonunda ona anlamlı bir teklifte bulunur: "Gel, Alaçatı'nın geleceğini birlikte kuralım." Bu davet, yalnızca bir iş teklifi değil, Alaçatı'nın geleceğine yapılan bir çağrıydı. Ercüment Şahin de bu çağrıya kayıtsız kalmaz; bakanlıktaki görevinden ayrılarak Alaçatı Belediyesi'nde şehir plancısı olarak çalışmaya başlar. O yıllarda belediyeye yakın dükkânımda kendisini sık sık görürdüm. Sessiz, ciddi, çalışkan ve samimi bir insandı. Gösterişten uzak ama işine son derece bağlıydı. Belki de bu yüzden Alaçatı'nın bugün sahip...