Ana içeriğe atla

SİYASİ YAŞAMIM (2)

Yıl 1963, mahalli seçimler yapılmıştı. Alaçatı’da, Adalet Parti adayı Rahmetli Hüseyin Bayır seçilmişti. Cumhuriyet Halk Partisi meclis üyelerinin uyarılarına karşı, Rahmetli Bayır, belediyeye benzin satışı yaptığından gensoru ile karşı karşıya kalmıştı. Daha sonra iş Yüksek Seçim Kuruluna yansımış ve müfettişlerin tutmuş olduğu raporlarla Hüseyin Bayır görevden alınmıştı. Yerine de YSK kararıyla, ikinci parti olan Cumhuriyet Halk Partisinin adayı Rahmetli Fehim Keskin göreve getirilmişti.

1964/1968 yılları. Yerel seçimler dört yılda bir yapılıyordu. (1967’de yapılması gerekirken 2 Haziran 1968’e ertelenmesidir. Seçim kampanyalarında genelde sağ-sol ayrımı, özelde ise irtica ve komünizm tartışması egemen temalar olmuştur. Seçimlere 8 parti katılmıştır. AP, CHP, CKMP, MP, TİP, YTP, BP (Birlik Partisi) , GP (Güven Partisi). 68 seçimleri sonucunda AP oy oranını yükseltmiş buna karşın CHP oylarında önemli ölçüde bir düşüş yaşanmıştır.)
1964 yılının Kasım ayında, sağlık ocağının sağında bulunan Rahmetli İsmail Güral’ın evinin altındaki dükkânda, Çeşmeli ustam Terzi Erdoğan Erman’ın yanında terzi çıraklığına başladım. Ustam, tatlı-sert ve ağzı çok güzel laf yapan biriydi aynı zamanda da işinin ehliydi. Dükkâna çok sık gelen rahmetli Lütfü Koparal, ustamın asker arkadaşıydı. Boylu poslu ve çok yakışıklı bir delikanlıydı. Askerliğini asteğmen olarak yapmış. Arada ustamla dalga geçerdi. “Ben dükkândan içeri girince ayağa kalkman lazım. Dua et, ben sana askerde dayak atmadım.” derdi. Ustam Erdoğan Erman, elinde ceket kumaşı iş yaparken ipliği kumaşa batırıp çok seri çalışırdı. “Hadi koçum çalış da seni Adalet Partisinden Belediye Başkanı yapalım!” diyerek espri yapardı veya kendisini belediye başkanlığına hazırlıyordu, kim bilir?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...