Ana içeriğe atla

SİYASİ YAŞAMIM (3)


1968’de siyasi partiler belediye başkan adaylarını belirlemeye başlamışlardı. Cumhuriyet Halk Partisi, görev başındaki Fehim Keski’ni tekrar aday gösterirken Adalet Partisi Lütfü Koparal’ı aday göstermişti. Seçimler kıran kırana bir mücadeleyle geçiyordu. O yıllarda, adaylar oy pusulalarını bizzat kendileri veya partililer aracılığıyla dağıtıyordu. Size verilen oy pusulasını sandığa atıyordunuz. Seçimler bittikten sonra sandıklar açıldı ve seçimi kazanan Adalet Partisi adayı Lütfü Koparal oldu. Tabi ustam ve Adalet Partisi sempatizanları çok sevinmişti. Seçimden sonra davul çalarak akşam geç saatlere kadar eğlenip seçimleri kutlamışlardı.

Belediye Başkanı Lütfü Koparal, arada ustamın dükkânına uğrar ustamla sohbet ederlerdi. Bu sohbetlerin bazılarında da bizlere: “Gençler, ustanız size bağırırsa bana söyleyin! Ben onun icabına bakarım.” derdi. Ustam Erdoğan Erman, “Başkan kahve içer misin?” diye sorduğunda “Gençlere de söylersen içerim.” derdi. Ustamız bize de mecburen çay söylerdi. Lütfü Koparal dükkâna girdiği an biz arkadaşlarla sevinirdik, ustamızdan biz de çay içeceğiz diye.


Zaman su gibi akıp gidiyordu. Lütfü Koparal halka yakınlığıyla tanınıyordu. Alaçatı halkına çok yakındı ve herkese eşit mesafedeydi. Halkın adamıydı. İkinci döneminde tekrar belediye başkanı olmuştu. (1973 Yerel Seçimleri, 1973 Genel Seçimleri'nden yaklaşık iki ay sonra 9 Aralık 1973'te yapıldı.)

1972 Kasım’ında vatani görevimi yapmak üzere, kömürlü trenle önce acemi birliğim Kütahya Hava Er Eğitim Tugayına teslim oldum. Acemi birliğimde terzilik mesleğimi icra ediyordum. 56 gün sonra meslek sahibi olanları erken dağıtım yaptılar ve beni Ankara Ahlatlıbel Hava Radar Mevzi Komutanlığına gönderdiler.

Ahlatlıbel Hava Radar Mevzi Komutanlığının bir kilometre ilersinde Amerikan Radar Bölüğü vardı. Bölüğün 100 metre ilersinde de 20 metrekarelik bir terzi dükkânı vardı. Mesai bitince nöbetçi amirleri dükkana gelir elbiselerini ütületirdi ve o sırada sohbet ederdik. Çanakkale doğumlu levazım subayı bir üsteğmenim vardı. Alaçatı’da o yıllarda televizyon yoktu. Televizyonu ilk kez İzmir Enternasyonal Fuarında görmüştüm. İkinci kez de asker ocağında gördüm. Yemekhanemizde akşam yemeğinden sonra, bölük yatınca ben nöbetçi amirlerimle, bazı akşamlar Selçuk Baksı Üsteğmenimle birlikte, TV izlerdim. Beni çok seviyordu, terzi dükkânından birlikte çıkar ve TV izlerdik. 9 Aralık 1973 günü TV’de seçim sonuçları açıklanıyordu. Sunucu bir anda, “Alaçatı belediye başkanlığını, Adalet Partisi adayı Lütfü Koparal kazandı.” dedi. Ben sevinçten sandalyeden kalkarak, “Oleyyy!!!” diye bağırdım. Tabi bu sevincim çok üzün sürmedi, enseme tokadı yiyince yerime oturdum.

1973 Genel Seçimleri’ne, Cumhuriyet Halk Partisi büyük bir değişimle girmişti. İsmet İnönü gibi büyük bir devlet adamını kurultayda eleyen Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi’ni birinci parti yapmayı başarmıştı. Adalet partisi ise ikinci parti olmuştu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...