Ana içeriğe atla

SİYASİ YAŞAMIM (4)


Üsteğmenim Selçuk baksı neden sevindin bu kadar bakayım sen dedi. Üsteğmenim Lütfü Koparal ile olan sevgimi kendisine anlattıktan sonra bana bu ülkenin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kurmuş olduğu partiden başkasına neden seviniyorsun? Bu ülkenin kuruluşundan sonra Cumhuriyet Halk Partisini Mustafa kemal Atatürk ve Silah arkadaşı İsmet İnönü ile birlikte kurdular. Bu tavsiyelerini dinledikten sonra 8 yaşımda iken arkadaşlarımla kavga ettikten sonra Aaçatı Karakol Komutanından duyduklarım aklıma getirmişti. Üsteğmenimden de aynı sözleri dinleyince O günden sonra ben Cumhuriyet Halk partisini sevmeye başladım.1974 yılı Nisan ayında teskeremi aldım ve Alaçatı ya gelmiştim.
Sivil hayatım başlamıştı 1974 yılı 20 Temmuz tarihinde Kıbrıs barış harekâtı başladı. Televizyon Alaçatı’da kahveci Sabahattin Kosacının kahvesinde (Kahveci sarı)vardı dükkanımıza çok yakın 15 metre mesafede olduğundan Haberleri orada izliyorduk zaten başka yerde yoktu.2. barış harekatında televizyon. Turan Güneş’in “Ayşe izine çıksın” Parolasından sonra ve Ecevit’in “Toprak ekenin Su Kullananın” sloganından sonra ben artık iyi bir Cumhuriyet Halk Partili olmuştum.
Bir gün Cumhuriyet Halk Partisi Belde ve Ocak Başkanlıkları olmadığından İlçeye bağlı Mahalle temsilcilikleri vardı. Belde sorumlusu Fehim Keskin, Mahalle sorumlusu, Muhtar Hamdi Çevik idi Hamdi Ağabey bekâr Hakkı kardeşlerine ait olan, Cumhuriyet Meydan’ındaki kahvesinde oturuyordu karşısında Süleyman Akkaya ile sohbet ediyorlardı. Selam verip Hakkı ağabey ben Cumhuriyet Halk partisine üye olmak istiyorum, “-olur Ömer yanımda şu anda üyelik formu yok yarın sabah uğra yanına nüfus kâğıdı da al olur mu?” Olur, Muhtarım yarın yine uğrarım deyip ve kahveden ayrıldım.

Ertesi gün öyleden sonra kahvede oturmuş Cumhuriyet Gazetesi’ni okumaktaydı. Selam verip yanına oturdum. Gözlüklerinin altından bana hoş geldin dedi bende kendisine Hoş buldum dedim. Muhtar Hamdi ağabey Ömer Uğur Mumcu çok güzel bir yazı yazmış şunu bitirmeme müsaade eder misin dedi.

Bende tabiî ki dedim. Okumakta olduğu yazıyı bitirdikten sonra Çantasından Cumhuriyet Halk Partisi üye kayıt formunu çıkartı elinde bic marka olan tükenmez kalem ile Nüfus kağıdını kendisine uzattım ve yazılması gereken boşlukları tamamladıktan sonra At bakalım imzanı dedi. Bana kalemi uzattı bende kalemi alıp adımın yazıldığı yere imzamı attım. Artık Cumhuriyet Halk Partisi üyesisin dedi bana.
İçimden çok hoş bir ferahlama yaşamıştım. Bu Ülkeyi bizlere hediye eden Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurmuş olduğu Partisi’nin üyesi olmuştum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...