Ana içeriğe atla

EŞREF ÖĞRETMEN


Germiyan İlkokulu’nu bitirdikten sonra  Antalya Aksu Köy Enstitüleri Okulu’nu kazandı. Okul arkadaşları Germiyan Köyü’nden Osman Ertan, Alaçatı’dan Hikmet Dikmen ve Şinasi Öz benim hatırladıklarım. Eşref Öğretmen Aksu Öğretmen Okulu’ndan mezun olduktan sonra köy köy hergittiği okulda öğrencilerini Atatürk ve Cumhuriyeti seven öğrencileryetiştirmek için çok mücadele ettiğini kendinden dinledim.

17 Nisan 1940 yılında onaylanan 3803 sayılı köy enstitüleri  yasasında enstitülere alınacak öğrencilerin nasıl seçileceği belirtilmiştir. Köy Enstitüleri Yasası’nın kabulünden iki ay, enstitü müdürlerinin göreve başlamasından üç ay sonra öğrenciler seçilmeye başlanmıştır. Köy enstitülerine ilköğretimini tamamlamış, şehir merkezi yerine köy ve beldede yaşayan öğrenciler alınmıştır. Gelenlerden çoğu nasıl bir eğitim sisteminin içine girdiklerine dair bir fikir sahibi değillerdi, sıradan orta öğretim kurumlarında eğitim göreceklerini sanıyorlardı. Ancak enstitüler iş içinde eğitim prensibi doğrultusunda işlemekte idi. Ayrıca dönem itibari ile köylerde sağlık koşulları iyi değildi. Bu koşullar da yaşayan öğrencilerin enstitülere gelmesiyle verem ve sıtmalı çocukların sağlıklarının korunması için çalışmalar yapılmıştır.

Eşref öğretmen Germiyan Köyü’nde doğmuş ailesine sadık kalarak da yaşamış bir öğretmendi. Köy çocuğu olduğunu hiç inkar etmemiş. Eşref öğretmen Kars ve Burdur köy okullarından sonra Çeşme ilçesine tayinini istemiş ve ilk olarak Reisdere köy okuluna tayini çıkmıştı.

Daha sonra Alaçatı Fahrettin Altay İlkOkulu’na tayini çıktıktan sonra Alaçatı’da uzun bir süre öğretmenlik yapmıştı.Benim arkadaşlarımdan dinlediğim Eşref Öğretmeni anlata anlata bitiremezlerdi. Eşref öğretmen aynı zamanda benim Rezzan Ablamla evlenmişti. Dilek ve Giray isimlerinde iki çocukları oldu. Ablam bazı günler bizim evimize gelir, Eşref öğretmen iş bitiminde ablamı almaya bizim evimize gelirdi.

Ben kendisini çok severdim. Benimle sanki arkadaşmışız gibi sohbet ederdi. Fahrettin Altay İlköğretim Okulu’nun baş öğretmeni oldu. Nahiye müdürlükleri vardı o yıllarda. Eşref öğretmen Nahiye Müdür Vekilliği de yapmıştı. O yıllarda ilk okullar belediye sinemasında tiyatro guruplarını getirterek tiyatro gösterileri düzenlerdiler. Atıf Kaptan, Hulusi Kentmen, Hayri Karabay gibi tanınmış tiyatro oyuncularını ağırladılar.

Eşref öğretmensağlığında köy enstitüleri gününde kendisini  arar, gününü kutlardım. Artık O’nun 17 Nisan günlerini kutlayamıyorum.  Bugün Eşref Öğretmen anısına bu yazımla kutlamış olayım istedim. Köy Enstitülerini kuran  Milli Eğitim Bakanı Sayın Hasan Âli Yücel’i, İsmail Hakkı Tonguç’uve yetiştirdikleri Köy Enstitüsü öğretmenleri Eşref Ertan, Osman Ertan’ı rahmet ve şükranla anıyorum.  Hayatta olan Hikmet Dikmen ve Şinasi Öz hocalarıma da sağlıklı uzun ömürler diliyorum.  Köy Enstitülerinin 80. Kuruluş Yıl dönümü kutlu olsun.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...