Ana içeriğe atla

SİYASİ YAŞAMIM (13)


Anavatan Partisi adayını, genel merkezi belirlemişti. Çeşme İlçe Başkanı Hüseyin Yıldız. Doğruyol Partisi’nden de İlhami Tütüncü aday olmuştu.  Hüseyin Yıldız ve İlhami Tütüncü parti teşkilatlarında çok emeği geçen arkadaşlardı. Remzi Özen, seçim konuşmalarında, halkın beklentilerini de bildiği için Alaçatı’da yapacaklarını çok güzel anlatıyordu.

Çeşme’de ise SHP’nin adayı Faik Tütüncüoğlu,  Anavatan Partisi’nin de hali hazırda Belediye Başkanı olan Nuri Ertan idi.1989 Yerel Seçimleri’nde Alaçatı Belediye Başkanlığını Remzi Özen Çeşme Belediye Başkanlığını ise Faik Tütüncüoğlu kazanmıştı. Alaçatı’da sandıklar açılıp sayımlar erken bitince Adayımız Remzi Özen Kemalpaşa Caddesi’nde bulunan baba evindeydi. Örgütün tamamı, Remzi Özen’i evinde tebrik etmek için oradaydık. Ben, Remzi Özen’i tebrik ettikten sonra kendisine, “Çeşmede oy sayımı devam ediyor ve durum çok kritik. Oylar başa baş gidiyor, birlikte Çeşme’ye gidelim.” dedim. Remzi Özen, halka kısa bir konuşma yaptıktan sonra, “Arkadaşlarla birlikte Çeşme’ye gidiyoruz.” dedi ve birlikte Çeşme’ye doğru hareket ettik.
 Faik Tütüncüoğlu’nun seçim bürosu, Çeşme’nin girişindeydi ve önü tıklım tıklımdı. Mahallelerden gelen oylar hesaplanıyordu. Yaklaşık bir saat sonra seçim sonuçlandı ve çok az bir farkla Faik Tütüncüoğlu kazanmıştı. İki başkanımız ve halkımız birlikte, belediye binasının önüne kadar yürüyüş yaptık ve sonra halk dağılmaya başladı.
  Özal ise,  “Eli kolu bağlı bir belediye istemiyorsanız oylarınızı Anavatan Partisi’ne verin!” diye halkı tehdit ediyor hatta afişlerde, iple eli kolu bağlı bir belediye başkanı görseli paylaşılıyordu.
 (1989 yerel seçimlerine 7 siyasal parti katılmıştır. ANAP, SHP, DYP, RP, MÇP, IDP , DSP. 1989 yerel seçim sonuçları  SHP’nin üstünlüğü ile sonuçlanmış ve ANAP, DYP’den sonra üçüncü parti olarak bir önceki yerel seçime göre (1984 Yerel Seçimleri) büyük bir düşüş yaşamıştır.)
 Çok konuşulan bir söz vardır parti içinde, hatta bugün bile, “89 Ruhu’nun canlanması lazım.” denir. 1989 yılında Sosyal Demokrat Halkçı Partisi çok iyi bir sonuç elde etmişti.
 (2019 Yerel Seçimleri’nde de bu ruhu 30 sene sonra biraz yakaladık gibi.)
 İki gün içinde İlçe Seçim Kurulu’ndan mazbatalarımızı aldıktan sonra ilk Meclis Grup Toplantımız’ı, Remzi Özen’in Ilıca Mahallesi’ndeki Şantiye Evleri’nde yaptık.
 Remzi Özen, mecliste görev alacak arkadaşlarımızla konuşurken, “Arkadaşlar, oylama yapmadan önce benim sizlerden bir isteğim ve ricam olacak.” dedi ve şöyle devam etti: “Ömer arkadaşımızın bu partiye çok büyük hizmetleri olmuştur. Benim sizden ricam, Ömer arkadaşımıza öncelikle Belediye Başkan Vekilliği’ni vermemiz yönünde olacaktır.”
 Ben hemen arkadaşlarıma döndüm, “Remzi Ağabey’ime çok teşekkür ederim, sağ olsun beni onurlandırdı; fakat başkan vekilliğini isteyen arkadaşlarımız vardır belki? İstekli olan arkadaşımız varsa benim hiç itirazım olmaz.” dedim.  Arkadaşlarımın hepsi birden, “Çok uygundur!” deyip beni orada erkenden tebrik ettiler. İlk Meclis toplantısında da arkadaşlarım beni Alaçatı Belediye Başkan Vekili seçtiler.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...