Ana içeriğe atla

SİYASİ YAŞAMIM (8)

12 Eylül 1980 darbesinden sonra siyasi partiler kapatılmıştı Cumhuriyet Halk Pastisi’nin devamı olarak SODEP kurulmuştu. Erdal İnönü, Kenan Evren tarafından veto edilince yerine Kurucu Genel Başkanlık’a Cezmi Kartay getirildi. Erdal İnönü’nün vetosu kalkınca tekrar Genel Başkan oldu. Çeşme’de ilçe teşkilatları kuruluyordu. Çeşme İlçe Başkanı, aynı zamanda da Kurucu Başkan, Şakir Karadede oldu.

Alaçatı’dan Süleyman Akkaya, Hüseyin Ayyılmaz, yönetim kuruluna atanmışlardı. Bir akşam Şakir Karadede, Süleyman Akkaya, Hüseyin Ayyılmaz Alaçatı’ya ziyarete geldiler. Ellerinde Üye Kayıt Formu ve aidat makbuzuyla birlikte, Hakkı Akbaykal’ın Martı Restoran’ında üye kaydı yapıyorlardı. Hüseyin Ayyılmaz’la bana haber verdiler, Martı Restoran’da SODEP’e  üye oldum Cumhuriyet Halk Partisinin devamı olarak. 

Seçimlerde Kenan Evren, Turgut Sunalp’ın Horoz Partisi’ni (MDP) her gittiği ilde açık açık destekliyordu. Genel seçimlerde Kenan Evren,  Erdal İnönü’yü veto ettiğinden Erdal İnönü’nün kurmuş olduğu SODEP seçimlere katılamadı. Türkiye, seçimini Turgut Özal’dan yana kullanarak onu iktidar yaptı.

1984 yerel seçimlerinde Türkiye genelinde ANAP %40, SODEP %20’nin üstünde oy almıştı. Alaçatı, yerel seçime, SODEP adayı Erol Artun,  Anavatan Partisi adayı Mehmet Yıldız, Milliyetçi Demokrasi Parti adayı, Nazım Aydoğdu  ile girmişti. Seçimi, Nazım Aydoğdu kazanmıştı.

Nazım Aydoğdu çok hareketli  ve heyecanlı bir kişiliğe sahipti. Seçim çalışmalarını insan ve ekonomi odaklı yürütüyordu. Kendinden emin adımlar atarak seçmenleri kendine inandırmıştı. Doğru politikalar izleyerek seçimi kazanmayı bildi.
Belediyenin kapıları arkasına kadar açıktı. Kutlamaya gelen seçmenleri güler yüzle karşılıyor ve aynı zamanda da Alaçatı’yı kalkındırmak için gece gündüz çalışıyordu.

Bir yıl kadar sonra belediyeye araç almak için Almanya’ya gitmişti. Dönüş yolunda Bulgaristan’da trafik kazası geçirdi. Nazım Aydogdu’yu ve bir arkadaşını kaybettik. Belediye Meclis Üyesi Yalçın Güral ve arkadaşı  Kanco Ahmet (Zorlu) kazadan sağ kurtulmuştu.

Nazım Aydoğdu, halkını çok seven biriydi. Bu sevgisi karşılıksız da değildi. Cenaze töreni, Alaçatı tarihinin en kalabalık cenaze törenlerinden biriydi diyebilirim.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...