Ana içeriğe atla

19 MAYIS

19 Mayıs 1919 Türk Milleti için büyük ve önemli bir dönüm noktasıdır. Çünkü 19 Mayıs 1919, bağımsızlık savaşımızın başlatıldığı, önemi büyük olan bir gündür. Çünkü 19 Mayıs 1919, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra topraklarımızın yabancı işgalinde bulunduğu günlerde Mustafa Kemal Atatürk’ün çözüm arayışı içinde Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıktığı tarihtir. Çünkü 19 Mayıs 1919 tarihi, milletimizin büyük onur ve asaleti ile Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde, tarih sahnesinde bir kez daha şahlanarak tam bağımsızlığını elde etmek için çıktığı yolda kesin zafer kazandığı günlerin başlangıç noktasıdır.Bu nedenle; Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyetimizin savunulması ve korunması görevini yeni kurulan Türk Devletinin dinamik gücü olarak gördüğü Türk Gençliğine emanet etmiş ve bu vesileyle de Samsun’a çıktığı ve Türk Milletinin Kurtuluş Savaşı’na başladığı bugünü tüm içtenliğiyle Türk Gençlerine ve gençliğine armağan etmiştir. O yüzdendir ki her yıl düzenlenen 19 Mayıs Törenlerinde gençler; coşkuyla bayramlarını kutlarlar.

Ben çocukluğumdan bugüne kadar her 19 Mayıs’ta çok büyük bir heyecanla törenlere katılırım. En yeni elbiselerimi giyerek tören alanına gider, gençlerimizi ellerim kızarıncaya kadar alkışlarım. Her resmi bayramlara katılmayı ömrümce kendimde bir görev bilmiştim. Alaçatı Belediyesi henüz kapatılmamışken 19 Mayıs törenleri Alaçatı futbol sahasında yapılırdı. Siyasette görev yaptığım yıllarımda Ata’mıza Çelengimizi sunarken gözlerim hep yaşlı sunardım. Gençler heyecanla şiirlerini okurken çok duygulanırdım. Ne varsa gençlikte var! derdim.Bu yıl çok farklı geçiyor. Dünyayı ve ülkemizi etkileyen Corona virüsü nedeniyle resmi ve dini bayramlarımızı kutlayamıyoruz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı bu yıl evlerimizde bayraklarımızı balkonlarımıza asarak ve de balkonda İstiklal Marşı söyleyerek kutladık.19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı da bu yıl sokağa çıkma yasağı nedeniyle yine meydanlarda değil, evlerimizde bayraklarımızı balkonlarımıza asarak ve İstiklal Marşımızı okuyarak kutlayacağız. Ömrüm olduğu sürece bu bayramları unutmayacağım. Hatıralarımda sürekli yaşayacaktır. İnşallah kısa bir zamanda bu lanet olası salgından kurtulur ve normal hayatımıza döneriz.Mustafa Kemal Atatürk iyi ki Kurtuluş Savaşını başlatıp, kazandın diyoruz. Kurduğun bu Cumhuriyeti de sonsuza kadar koruyacağımıza söz veriyoruz.
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramınız Kutlu Olsun!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ Şehir Plancısı Sayın Ercüment Şahin; Alaçatı’nın bugünlere gelmesinde önemli pay sahibi ve en çok mücadele etmiş isimlerden biridir. 1984 yılında İmar ve İskân Bakanlığı'nda görev yaparken, dönemin Alaçatı Belediye Başkanı Rahmetli Nazım Aydoğdu ile yolu kesişir. Başkan Aydoğdu, Alaçatı'nın geleceği üzerine yapılan bir görüşmede Ercüment Şahin'in bilgi birikiminden ve kent vizyonundan etkilenir. Sohbetin sonunda ona anlamlı bir teklifte bulunur: "Gel, Alaçatı'nın geleceğini birlikte kuralım." Bu davet, yalnızca bir iş teklifi değil, Alaçatı'nın geleceğine yapılan bir çağrıydı. Ercüment Şahin de bu çağrıya kayıtsız kalmaz; bakanlıktaki görevinden ayrılarak Alaçatı Belediyesi'nde şehir plancısı olarak çalışmaya başlar. O yıllarda belediyeye yakın dükkânımda kendisini sık sık görürdüm. Sessiz, ciddi, çalışkan ve samimi bir insandı. Gösterişten uzak ama işine son derece bağlıydı. Belki de bu yüzden Alaçatı'nın bugün sahip...