Ana içeriğe atla

SİYASİ YAŞAMIM (20)

Seçimler bitmişti, seçim sonuçları muhabbetleri yapılıyordu. Ben artık tekrar partiler üstü olmaya karar vermiştim.
1995 Eylül’ünde Çeşme’de kitapçı dükkânı açtım ve artık iki dükkânım olmuştu. Biri Alaçatı’da biri de Çeşme’de. Genelde ben Çeşme’de bulunuyordum. Hem Kitap-Kırtasiye hem gazete bayiliğim vardı. Dünya Süper Dağıtım’ın da bayisiydim. Ünite dergilerini okullara ben dağıtıyordum. Tekışık Yayınları, Üner Yayınları ve Tudem Yayınları’nın okullara dağıtımını ben yapıyordum. Dünya Süper Dağıtım’ın yabancı gazete ve yabancı dergilerini Alaçatı’da bulabilirdiniz. Bu yayınevlerinin sahipleri de Köy Enstitüleri öğretmenleriydi.
Taner Gümüş ve Mustafa Özbesler “Yarımada Gazetesi”ni çıkarmaya niyetlenmişler ve bununla ilgili bana ikisi beraber geldiler. “Ömer Ağabey, bizim gazetede yazar mısın?” dediler. Ben de hiç tereddüt etmeden kabul ettim. Sonra ellerimi başıma dayadım ve kendi kendime “Sen ne yaptın oğlum? Sen kim, yazarlık kim?” dedim ve kara kara düşünmeye başladım. Bir süre sonra, “Neden olmasın!” dedim, öğrenen anasının karnında mı öğreniyor? Yaşadıklarımdan bir hafta yazarım, olmazsa yazmayı bırakırım diyerek başladım yazmaya. Yazmam çok cesurca bir işti.
 2004’te Belediye Başkan Adayı Muhitin Dalgıç seçilmişti. Bana seçimlerden önce Kontenjan Meclis Üyeliği teklif edildi ancak ben kabul etmedim. 2016-2020 arasında dört yıl Cumhuriyet Halk Partisi Çeşme İlçe Yönetim Kurulu Üyeliği yaptım. İlçe yönetim kurulunda özellikle şahsıma aday olmam önerildi. “Ömer Ağabey, büyüğümüz olarak senin yanımızda olmanı istiyoruz.” diyerek ilçe yönetim kurulu üyeliğine seçildim. Görevimi bitirdikten sonra, artık genç arkadaşlarımız yetişti ve onların önünü açalım diyerek aday adayı olmadım.
 Muhittin Dalgıç Başkan da “Alaçatım” diye bir gazete çıkarmaya başlayınca ilk sayıdan itibaren 2014’e kadar  bu gazetede yaşanmış gerçek hikayeleri ve Alaçatı’yı anlatmaya çalıştım, daha sonra da Çeşme Güneşi gazetesinde 2019’a kadar yazdım. Şimdi de Gündem Çeşme ve Çeşme’nin Sesi internet gazetelerinde yazıyorum.
Siyasi hayatımın yanında, son 6 yıldır, 3 yılı Kent Konseyi Yürürme Kurulu üyeliği ve 3 yılı da Kent Konseyi Başkanlığı olmak üzere Çeşme Kent Konseyi’nde görev aldım. Resmi kurulmlar sivil toplum örgütü başkanları Çeşme mahalle Muhtarları bir araya gelerek beni Çeşme Kent Konseyi Başkanlığım süresince desteklediler. Desteklerinden dolayı Çeşme Kent Konseyi delegelerine, beni destekleyen mahalle muhtarlarına hayatım boyunca teşekkür etmeyi kendime bir borç biliyorum. 19.03.2020’ tarihinde de bazı nedenlerden dolayı bu görevimden ayrıldım.
Sevgili dostlarım çok fazla ayrıntılara girmeden 1960 yılından bugüne kadar olan siyasi anılarımı sizinle paylaşmayı, daha doğrusu tarihe bir not düşmeyi istedim. Çok güzel günlerde buluşmak üzere. Her şey Çeşme ve Alaçatı için.
Ayrıca, Alaçatı Belediyesi’nde 141 yıl boyunca Belediye Başkanlığı’nda görev yapmış Belediye Başkanlarını, Meclis Üyeliği yapmış Meclis Üyelerini, bu diyardan göç edenleri rahmet ve saygıyla anıyorum. Şu anda sağ olan Belediye Başkanlarımıza ve Meclis Üyesi arkadaşlarımıza sağlıklar diliyorum.
Ekrem İmamoğlu’nun seçim sloganı gibi “Her Şey Çok Güzel Olacak!” diyor ve saygılarımı sunuyorum.
Kalın sağlıcakla….
                                                                     “SON”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...