Ana içeriğe atla

2015 YILINDA ALAÇATI

Alaçatı, yüzyıllardır birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. 1600’lü yıllarda Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinin 9.cildinde anlattığı Alaçatı; 1700’lü yıllarda Ege Adaları’ndan gelen Rum göçmenleriyle birlikte Alaçatı’nın nüfusu 13 bin civarında. Rum ve Osmanlı mimari dokusunu bugünkü kuşaklara kadar hiç bozmadan taşımış. Son on yıldır Türkiye’nin değişik yerlerinden gelen ve yaşamımı bundan sonra Alaçatı’da geçireceğim diyenlerin sayısı her gün artmakta.Yaşamak için beldeye yerleşen yeni Alaçatı’lılar, Belediye meclisinin almış olduğu imar uygulamalarına çok itina göstererek Alaçatı’nın Türkiye ve Avrupa ülkelerinde değişimi parmakla gösteriliyor.
Birçok Üniversite’de Alaçatı hakkında öğrencilere tez veriliyor.Alaçatı 1980 yıllarına kadar geçimi tarım ile olan,fakat merkezi yönetimlerin tarıma koymuş olduğu kota nedeniyle Alaçatı’da yaşam çok zorlanmıştı. 1980’den sonra Yumru Körfezi’ni keşfeden sörfçüler her yıl Alaçatı’yı Türk turizme tanıtmaya çok gayret ettiler. İlk sörf okulu kuranların başında Tunç Cecan, Engin Kalafatoğlu gibi çok değerli dostlarımız Alaçatı’da ilk olarak Dünya sörf yarışlarını düzenlediler. Görsel ve yazılı basında Alaçatı’nın çıtasını yükselttiler. Bu günlerde Alaçatı’da onlarca sörf okulları açıldı. Alaçatılı gençlerimiz de hem sörf sporunu yapıyor, birçok gencimiz de sörf hocalığı yaparak geçimini buradan kazanıyor.İlk yıllarda Alaçatı Yenimecidiye Mahallesi en meşhur mahallemizdi. Ulusal televizyonlarda Alaçatı Kemalpaşa caddesini Nişantaşı ile karşılaştırarak gösteriyorlardı. Son iki yıldır da Hacımemiş Mahallesi bir trend kazandı. Herkes bu caddede dükkân tutabilmek için sıra beklemekte. Hacımemiş’in o güzelim daracık sokaklarında çok şirin dükkânlar oluşmaya başladı. Çocukluğumuzda hafta sonlarında arkadaşlarla beraber gezindiğimiz sokaklar şimdilerde ışıl ışıl olmuş.Son yıllara kadar akşamüzerleri mahalle sakini kadınlar kapı önlerinde komşuları ile oturup sohbet ettikleri görüntünün yerini artık lüks mekânlar almaya başlamış. Genelde çok güzel sanatsal ağırlıklı mekânlar oluşuyor bu Alaçatı için çok güzel bir şey.Hacımemiş Mahalle sakinlerine benim bir naçizane önerim olacak: “Aman evlerinizin altındaki mekânları kiraya verirken yüksek volümlü müzik yapanlara karşı daha duyarlı olun. Çünkü bir başka Alaçatı yok! Alaçatı’da sürekli yaşayanlar olarak bizler korumacı olursak şayet, Alaçatı’nın geleceği çok daha parlak olur. Bizler de gelecek nesillere korunmuş bir Alaçatı bırakmış oluruz.
Kalın sağlıcakla…


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ Şehir Plancısı Sayın Ercüment Şahin; Alaçatı’nın bugünlere gelmesinde önemli pay sahibi ve en çok mücadele etmiş isimlerden biridir. 1984 yılında İmar ve İskân Bakanlığı'nda görev yaparken, dönemin Alaçatı Belediye Başkanı Rahmetli Nazım Aydoğdu ile yolu kesişir. Başkan Aydoğdu, Alaçatı'nın geleceği üzerine yapılan bir görüşmede Ercüment Şahin'in bilgi birikiminden ve kent vizyonundan etkilenir. Sohbetin sonunda ona anlamlı bir teklifte bulunur: "Gel, Alaçatı'nın geleceğini birlikte kuralım." Bu davet, yalnızca bir iş teklifi değil, Alaçatı'nın geleceğine yapılan bir çağrıydı. Ercüment Şahin de bu çağrıya kayıtsız kalmaz; bakanlıktaki görevinden ayrılarak Alaçatı Belediyesi'nde şehir plancısı olarak çalışmaya başlar. O yıllarda belediyeye yakın dükkânımda kendisini sık sık görürdüm. Sessiz, ciddi, çalışkan ve samimi bir insandı. Gösterişten uzak ama işine son derece bağlıydı. Belki de bu yüzden Alaçatı'nın bugün sahip...