Ana içeriğe atla

37. (İKTİDARA YÜRÜYÜŞ) KURULTAYI

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanımızın konuşması ve açıkladığı manifesto, önümüzdeki seçimleri kazanıp ülkemizi nasıl yöneteceğini ve projelerini kapsıyordu. Kurultay delegeleri de cumhuriyetimizin ikinci yüz yılı olarak nitelendirilen dönemin başlangıcı olacak merkez yönetim kurulu üyelerini seçmiştir. Ben de bir partili olarak bu kurultayın corona virüs nedeniyle seyircisiz yapılması heyecansız olacağından endişeleniyordum. Fakat öyle olmadı. 

“Demokrasiyi kurtarma ve koruma görevi yine CHP’ye düşüyor: 25 Temmuz’da toplanan 37. CHP Kurultay’ı 13 Maddelik “İkinci Yüzyıla Çağrı Bildirisi” yayımlıyor:”
1) Yeni bir anayasa ile güçlendirilmiş demokratik parlamenter sisteme geçilecek.
 Partili cumhurbaşkanlığı sonlanacak.
 Kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı sağlanacak.
2) İfade, örgütlenme ve basın özgürlüğü sağlanacak.
 Başta Kürt sorunu olmak üzere tüm sorunlar Meclis önünde çözülecek.
 Kadın, erkek fırsat eşitliği sağlanacak, kadına yönelik şiddetin önlenmesi devlet politikası haline getirilecek.
3) Devlet yönetiminde ve toplumda liyakat sistemi hayata geçirilecek.
4) Seçim yasası değişecek, milletvekillerini parti liderleri değil milletin kendisi seçecek.
 Cinsiyet kotası getirilecek ve kadınların parlamentoda temsili yasal güvenceye alınacak.
5) Siyasi ahlak yasası çıkarılacak.
6) Kamu ihale kanunu rekabet ve şeffaflığı sağlamak üzere yeniden düzenlenecek.
7) Sayıştay gerçek işlevine kavuşturulacak. Ulusal vergi konseyi ve TBMM’de kesin hesap komisyonu kurulacak. Kesin hesap komisyonunun başkanı muhalefet partisinden olacak.
8) Güçlü stratejik planlama teşkilatı kurulacak.
9) Eğitim sistemi yeniden yapılandırılacak.
  Üniversitelerimize özgürlük getirilecek. YÖK kaldırılacak.
10) Gelecek nesiller için ekosistem hakkı korunacak.
11) Güçlü sosyal devletin ilk adımı olarak aile destekleri sigortası kurulacak.
12) Kayyum uygulamalarına son verilecek, seçimle gelen belediye başkanları seçimle gidecek.
13) Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kurulacak.           
               
Yolumuz açık olsun. Bundan gayri küskünlükler, parti içi eleştirilerimizi biz üyeler de ilçe kongrelerinde yapalım. Hep birlikte mücadeleye devam. Tek işimiz CHP’yi iktidara taşımak olsun. Kimseyi ötekileştirmeden çalışmalarımıza odaklanalım. Şimdiden tüm hemşehrilerimin bayramını kutlarım.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ Şehir Plancısı Sayın Ercüment Şahin; Alaçatı’nın bugünlere gelmesinde önemli pay sahibi ve en çok mücadele etmiş isimlerden biridir. 1984 yılında İmar ve İskân Bakanlığı'nda görev yaparken, dönemin Alaçatı Belediye Başkanı Rahmetli Nazım Aydoğdu ile yolu kesişir. Başkan Aydoğdu, Alaçatı'nın geleceği üzerine yapılan bir görüşmede Ercüment Şahin'in bilgi birikiminden ve kent vizyonundan etkilenir. Sohbetin sonunda ona anlamlı bir teklifte bulunur: "Gel, Alaçatı'nın geleceğini birlikte kuralım." Bu davet, yalnızca bir iş teklifi değil, Alaçatı'nın geleceğine yapılan bir çağrıydı. Ercüment Şahin de bu çağrıya kayıtsız kalmaz; bakanlıktaki görevinden ayrılarak Alaçatı Belediyesi'nde şehir plancısı olarak çalışmaya başlar. O yıllarda belediyeye yakın dükkânımda kendisini sık sık görürdüm. Sessiz, ciddi, çalışkan ve samimi bir insandı. Gösterişten uzak ama işine son derece bağlıydı. Belki de bu yüzden Alaçatı'nın bugün sahip...