Ana içeriğe atla

ÇEŞME İLÇEMİZDE YEREL BASIN!!

Yerel Basın deyip geçmeyin; Ulusal Basının can damarı olan yerel basın, Türkiye gündemini belirleyen en önemli güçtür.
Siyasetten ticarete, magazinden spora kadar her alanda hizmet veren yerel basın, ne yazık ki İzmir ve Çeşme’de hak ettiği ilgiyi görememektedir.
Başka İl ve İlçelerde yerel basın, gerek Kaymakamlık, Belediyeler ve gerekse yerel idareler tarafından mutlaka desteklenirken, sorunlarının giderilmesine de destek veriliyor.
Ama Çeşme ilçemizde  durum biraz farklıdır..
Topu topu  iki tane haftalık  gazetemiz var Biri “Yeni Çeşme” diğeri ise “Çeşme Güneşi”
“Gazetem Çeşme ”ekonomik yüzünden gazetesini kapatmak zorunda kaldı önceleri de bir kişi denedi aynı ekonomik sorunlar nedeniyle kapatmak zorunda kaldılar. İki tanede İnternet gazetemiz vr Çeşme ile ilgili haberleri bu sitelerden öğreniyoruz. Çeşmenin sesi”, “Çeşme Gümdem”Gazeteleri zorla ayakta durabiliyor. Bu arkadaşlara sormak gerekmez mi nasıl ayakta durabiliyorsunuz.
Yerel basının aldığı resmi ve özel ilanların dışında, ayakta durabileceği bir dayanağı yoktur.  Bazı kurumların ödeneği, Köye Hizmet götürme birliği tarafında ihaleye çıkılarak yerel gazetelerde ilan verilmemektedir.Turizmden geliri olan fakat Sanayisi olmayan bir ilçede yayın hayatını sürdüren gazeteler, sigortalı işçi çalıştırmak zorundalar. Yerel gazetede Sorumlu yazı İşleri Müdürü, Sayfa editörü, Muhabir Baskı çalışanı, dizgici, SSK’LI olarak çalıştırmak zorundadır. Yoksa Valilik Basın halkla ilişkiler Müdürlüğü haklı olarak gazetenin Resmi ilan yayınlama hakkı iptal eder. . Ayrıca Kira, elektrik, yemek, ulaşım, telefon, kâğıt mürekkep, kalıp eklediğinde gazete maliyeti artmaktadır.
Dolayısıyla Çeşme’de yerel basın, kendi kaderi ile baş başadır.Ayakta durabilen durur, duramayan bu sahneden çekilir misali, çaresizliğin sıkıntısı içerisindedir
Yerel Basının her zaman önemli olduğu kavramının biliniyor olmasına rağmen, duyulan ilgisizliği de anlamak mümkün değil.
Bazı kamu kurum ve kuruluşlarının bile destek vermediği yerel basın, olmayan kendi imkânlarını kullanarak ayakta durmanın yollarını arıyor.Burada yapılması muhtemel olan bazı matbu evrak işlerinin bile başka İllerde yaptırılıyor olması, ilgisizliğin kanıtı değil midir acaba Yerel Basın; öncelikle siyasilerimizin ve işadamlarımızın yakın desteğini almalı ve yerel idareler tarafından da desteklenmelidir. Bunlar olmadan hiç bir şey olmaz..

Başka yerlerde herkes yerel gazetesine sahip çıkarken, bizde neden
Olmasın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...