Ana içeriğe atla

YAŞANILACAK KASABA ALAÇATI!

Alaçatı anlatılmaz yaşanılır, hissetmek gerek. İster lacivert soğuk denizi konuşalım, ister üç tepe altı mahalle… Her bir köşesini ya da esen rüzgârını! Dünyanın bu eşsiz kasabasını yudum yudum teneffüs etmek bu güzelliğin hakkını vermek gerekmez mi? Var mıdır sahi dünyada bir eşi? Hiç zannetmiyorum. Her yeni görenin hayranlığı ve methiyesi bunu göstermiyor mu? Şu gizemli dört değirmenini efsane tebessümü insanı alıp İzmir’in Alsancak’ına sürükleyişi duygu ve düşünce dünyanızın nasıl güzelleştirdiğini anlatamam size. Martılarını konuşalım, güvercinleri unutmayalım bu Kasabanın, Bundan böyle ister deniz trafiğinin görülmemiş enerjisini, uluslararası geçişlerden hat vapurlarına, balıkçı sandallarına kadar öylesine çok geniş bir yelpaze ki anlat anlat, ne biter ne de yeterlidir. Yaz ve kış mevsiminde yaşamalı diyorum Alaçatı’nın mavinin tonları ile cumba ve pencerelerinin renginin uyumunu. Alaçatı’ya unutulmaz bir bahar havası yaşatıyor ki, muhteşemdir tek kelimeyle. Alaçatı; o güzel dar sokakları sayesinde tarihi dokusunu bozmadan yaşatan, ferahlatan gülümsemesi olmasa dayanılır gibi değil. Dünya ülkelerinden gelen turistlerin bile hayretini çekmektedir. Ne var ki hangi olumsuz zor şartlar göz önüne gelirse gelsin, şehrin sevimli martılarının her zamanki melodik şirinlikleri hiç durmadan devam eden yaşama mücadelesi ve mavi suyla olan sevinçleri unutturuyor sıkıntıları. Hatta insanı yeniden hayata bağlıyor. Bu şiir Alaçatı’da insanlar her zaman anlaşır günlüklerini yaşıyor çabalıyor küçük dünyalarıyla tutunmaya çalışıyorlar.

Alaçatı’da bir aile gibi evlerimiz, baş başa, diz dize her zaman her an yanı başımızdaymış başucumuzdaymış gibi hissettiğimiz, duygu yüklü evlerimiz. Derinlemesine baktığımızda medeniyetimizin mimari renginin, insanı hayatı ve yeryüzünü nasıl da sevgi barış özgürlükler dünyası üzerinde yansıttığını ilgi hayranlık ve gururla fark edeceğiz. Dün ve bugün Alaçatı en yalın sade duruşu ve günümüz Yaz sezonunda kalabalığı arasında sıkışıp kalsa da taşıdığı gizemlilik manevi zenginlik ve tarihsel dokusu ile eskimez bir tablo. Ah Alaçatı sana her bakışımda kederliyim bu yaşadığım kasaba fotoğrafında, insanlık tarihi kadar eski, Agrilia denizinin durgun suyu kadar gizemli lacivert görünümü hayat dolu. Sessiz bulutların içinden geçiyor gibi yaşadığım kasabanın sabahını teneffüs ediyorum. Bütün yankılar bütün renkler mavinin koynunda o muhteşem güzelliğiyle ve yağmur düşüyor. Alaçatı kadar güzel yağıyor bütün aşkların üstüne ve gece olunca yıldızlar şarkı okuyor Alaçatı’ya. Böyle de romantik bir kasaba ve bu şehirde yaşamak güzel bütün acılara sıkıntı ve mutsuzluklara rağmen. Çünkü Alaçatı yaşıyor içimizde bu yüzden korkularımız değişir kâh bizi teskin eder kâh mücadele azmi katar bir kimlik, kişilik, şahsiyet yükler.
 Yağmurun kokusu tadı bir başkadır sanki uzak bir geçmişten süzülen gözyaşları gibidir ve gecenin renk renk ışıkları. Dayanamıyorum şehrin bir mumun yanışı gibi latif ve dertli zenginliğine o kadar farklı ki alemler gezdiren bu esrarlı sevgisi. Beni kendisine bağlamakta, bağışıklık yaptırmakta bu hüzün anları değil mi beni de çeken? Ah bu güzel kasabam Alaçatı. Düşünce duygu bakış ölçülerimi mavi yaptı düşlerim mavi gök mavi su mavi sevgi mavi bundan mı? diye düşünüyorum bendeki deli mavilik! Hangi tepesinden bakmalıyım Alaçatı’nın? Lacivert yosun kokulu o güzel görünümüne? Baktıkça başka bir dünya, başka bir dert ya da mutluluk başımı alır kaybederim kendimi. Saatlerce dalgaların gel git sahile vuran haberlerinden… Alaçatı mavi mavi çağırıyor nasıl reddedebilir? İnsanın içinden yürümek gelir. Alaçatı sahilinin ışıltılı mavi görünen denizinin güzelliğine doyum olmuyor. Sahilleri nasıl da insan mutlulukları ile dolu. Yumru Sahili’ne nazır kurulmuş şanslı evlere bakıyorum. “Ah ne güzel bir yaşam olmalı bu evlerde!” Alaçatı sahiline doğru yürüyüp, sabah çayını mavi sulara bakarak yudumlamak! Güneş batarken terasta duygulanmak. Kim bilir hangi sevinçli yüzler veya mutlu insanlar oturuyordur? Alaçatı’nın dağlarından bu kadar güzel hem çekici hem en güzel kokan bir başka çiçek daha var mıdır?

Kalın sağlıcakla…


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...