Ana içeriğe atla

GÜLE GÜLE 2020

31 Aralık gecesi saat 00.00 olduğunda Tüm dünyada on dan geriye doğru başlanır sayılmaya. Son “1” kala havai fişekler gökyüzüne gönderilir. Bir yıl daha bitmiştir ve yeni bir yıla girilirken havai fişekler gökyüzünü rengârenk aydınlattığı sırada insanlar da evlerinde bir birine sarılırlar. Herkes yeni yılın ailesine, ülkesine, dost ve akrabalarına iyi geçmesi dileklerinde bulunur.Bu yıl o coşkulu kutlamalar olmadı. Hiç kimse birbirileriyle sarılamadı. Yaklaşık bir yıldır zor günlerden geçiyoruz. Memurlar, esnaflar, mekân işletmecileri, emekliler, işçiler, hepsi mağdur ve mutlu değiller. Herkesin yüzünde maskesi, cebinde kolonyası ile dolaştı. Alışverişlerinden sonra kasalarda para veya kredi kartı ile ödeme yapıldıktan hemen sonra kolonyasına sarılıp kendini dezenfekte etmeye çalıştı. Alışveriş yapmış olan insanlar da torbalarını, eşyalarını, evin dışında bırakıp birkaç saat sonra ancak evinin içine almaya özen gösterdiler.

Altmış sekiz yaşımdayım Başka zor zamanlardan da geçtik ama bu geçtiğimiz yıl kadar kadar kötü bir yıl yaşamadım. 2021 yılından da çok umutlu değim açıkçası. Her şey ateş pahası oldu. Asgari ücretliler almış oldukları maaşlarıyla nasıl geçinsin? Esnaf mekânlarını açamazken geçimini nasıl sağlasın. Aralık ayının sonunda asgari ücretlilere zam yapabilmek için iktidar partisi haftalarca müzakere edip vermiş oldukları zammı televizyon kanallarında (sanki çok zam yapılmış gibi) koltuklarından gerinerek açıkladılar. Yılbaşı gecesi geç saatlerinde hükümetin açıklamış olduğu zamlar yeni yılın ilk gününde tüm halkı perişan etti.Nasıl bir ülkede yaşıyoruz Allah aşkına? Her yıl, yılın ilk sabahı televizyonlarda şarkılar türküler dinlerken zam haberleri reva mıdır? Tam yeni bir yıla başlangıç yaparken moral mi bırakır insanda?Çiftçiler tarlalarını sürdüğü traktörlerini devlet bankaları bile haciz eder durumda ki ediliyor. Nerede bulalım Rahmetli Bülent Ecevit’i? “Toprak ekenin su kullananın” sözünü? Köy Kent Projesi bu ülkede uygulansaydı üretici bu günlere düşer miydi?Çeşme’nin anasonu, tütünü, kavunu dünyaca ünlüydü. Ziraat işi yapanlara önceki hükümetler kota koymuşlardı. Belli bir kiloya kadar üretebilirsiniz demişlerdi. Bugünkü hükümet de KİT’leri satınca üreticiyi özel sektörün eline bıraktı. Özel sektör desen tek derdi para kazanmak. Bu memlekettin taşı toprağı altın. Bu güzelim vatanın topraklarına insan eksen insan yetişir. Devlet; üreticinin yanında olmalı, üreticiyi desteklemeli.Yeter artık bu dünyamıza ve ülkemize musallat olan şu Corona virüsünden!Hele şu altmış beş yaş üstü kısıtlamaları da kaldırılsın. Yalnız altmış beş yaş üstü insanlar ölmüyor. Geleceğimiz olan gençlerimizi de bu virüsten kaybediyoruz.2021’in Covid’siz ve yasakların olmadığı bir yıl olmasını umuyor, nice mutlu yıllar diliyorum.

 Sağlıkla kalın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...