Ana içeriğe atla

KARA KIŞ!

Kasım da terk etti bizleri, geldi çattı Aralık ayı. Hazan mevsimi geride kaldı artık. Önümüzde ise her yönüyle insanın içini ürperten güzelliği bir yana, kara kara düşündüren kara kış var. Kendimi bildim bileli sevmişimdir kışları. Canlıların kabuğuna çekilip sonrasında yeniden ayağa kalkması için bir fırsat olarak görmüşümdür bu mevsimi.Birkaç yıldır kış ayları böyle geçmiyor.Pahalılık almış başını gidiyor.Gariban insanların, dar gelirli vatandaşların kışı nasıl geçireceklerini sokak röportajlarında mikrofonlara göz yaşlarıyla anlattıklarını izliyoruz. Röportajları izlerken insanın yüreği sızlıyor.Çektikleri zorlukları görüyorsunuz kader midir bu sizce?

Bu kadar olumsuzluk artık bu mevsimi sevmeme engel oluyor. Eski yıllarda İnsana huzur veren sessizlik, yağmur, kar hep huzur vermiştir bana. Tabi bu işin romantik kısmı diye düşünmüşümdür çoğu zaman. Çünkü herkes için aynı duyguları barındırmaz kış, bilirim. Ben sevsem de bir başkası olaya başka açıdan bakar. İnsanın yüzüne vurur hayatın gerçeklerini. Soğuk soğuk eser ve sizi can evinizden vurur bu gerçekler. Köy yolları kapanır; hamile kadın hastaneye gidemez, eğitime ara verilir. Seller, hortumlar ona keza. Alaçatı gibi değil ki dünya… Eskiden yağmur yağar kış geldi derdik. 1 ton kömür ile kış geçerdi…

Böyle anlarda yüreğime bir hüzün çöker. Aslında hüzün mevsimi kış mı olsaymış diye düşünmeden edemem. Çünkü kış ayları en çetin aylardır. İnsanların yaşadığı yokluk, fakirlik daha bir gün yüzüne çıkar. Ve dertler bir daha bir depreşir bu aylarda. Kimisi kaynayacak çorbayı, yakacak odunu düşünür. Kimisi çocuğuna alacağı montu, botu düşünür. Bunların hepsi yeni yeni masraflar demektir. Hal böyle olunca daha kış gelmeden enseyi karartır insanların pek çoğu.
Tüm bunlara rağmen güzeldir kış. Mevsimlerin en asilidir. Farkı, tarzı hep bellidir. Zorluk yaşatsa da çoğu zaman sonraki mevsimlere hazırlık içindir yaşattıkları. Her zorluğun arkasından nasıl bir güzellik geliyorsa kışın ardı da öyledir işte. Ardı bahardır, yazdır. Yeniden doğuş, hayata merhaba demektir diğer bir deyişle. Tabii kara kışı geçirip bahara erişebilirsek. İşte o zaman çiçek açmak hakkımızdır. Önümüz ne kadar kış olsa da gönlümüzde hep bahar tazeliğinin, yeniden yaşama dönüşün sevincini yüreklerimizde hissetmek dileğiyle.

Kalın sağlıcakla...

05/12/2021

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...