Ana içeriğe atla

ALAÇATI KİTABEVİ YOLCULUĞUM

En sık rastladığım sorulardan bir tanesidir.Bazen Ömer bey ,kişiye ve duruma göre bazen Ömer Abi ,Ömer Amca  Alaçatıda kitap-kırtasiye işine nasıl ne zaman ve neden başladınız? Buyurun anlatmaya çalışalım. İlk mesleğim halkımı insanlarımı, tanımaya başladığım ve 25 yıl hergün büyük bir keyifle yaptığım ilk işim terzilik di.Tuhaf bir durum ancak terzi ikende kitabevi işimi yaparkende yaptığım işlerin ortak noktası insanları mutlu etmekti.Düşünsenize bir kişiye çok sevdiği bir elbiseyi dikmek ya da çok istediği bir kitabı ona okuması için verebilmek. İlk işim Terzilik mesleğimi bir fiil 1989 yılına kadar sürdürdüm. Oyıllarda Alaçatı’da kitabevi yâda kırtasiye bulunmuyordu. Bu alanda halkımızın ihtiyaçlarını Hem tuhafiye ve okul sezonunda da ders Kitapları ve küçük kırtasiye malzemeleri satarak  “Nil Tuhafiye ”İlhan Çimen yapmaya çalışıyordu. Daha sonra dükkânını rahmetli Ali Köksalan’na devretti. Ben de 1989 yılında yapılan yerel seçimlerde Alaçatı Belediye Melis üyesi seçilerek aynı zaman Belediye Başkan vekili olarak görev yapıyordum. O yıllar sevgili Çocuklarım Berrak ve Burak ‘ın ilkokula gittiği dönemlerdi. Yine o dönemlerde şimdilerde olduğu gibi tüm öğrencilerin ders kitapları devlet tarafından verilmez her öğrenci kendi kitabını kendisi temin ederdi.Dönemin  Çeşme’sinde bir tek kitapçı vardı İsa Atagöz.İsa’nın dükkanında bulabildiğim kitapları alıyor almak isteyipte bulamadığım kitapları getirmesi için not aldırırdım.Çocuklarımızın kitap bulamadığı için eksik kitaplarla okula gitmek zorunda kaldığı günlerdi o günler. İsa Atagöz bir gün Alaçatı’ya benim yanıma gelerek’ Ömer Abi sende uygun görürsen Alaçatı ya bir kitap-kırtasiye dükkanı açalım demesiyle başladı aslında benim kitap-kırtasiye ,yazar-okur buluşmaları serüvenim….Böylece Alaçatımın ve benim  ilk kitap –kırtasiye dükkanım Alaçatı Belediyesine ait Atatürk Kültür Merkezi’nin altında Belediye’ye ait dükkânda başladım.

    Yine hep sorarlar 33 yıldır Önce “Alaçatı Dost Kitabevi “ olarak açılan küçük ama sıcaklığı ve mutluluğuyla beni ve gelen herkesi mutlu eden dükkanımın ismi nasıl değişti? Bir gün Ankara ‘dan Ankara Dost Kitabevi adına aradığını söyleyen bir kişinin telefonu ile değişmek zorunda kaldı. Yılların Ankara Dost Kitabevi beni kendisine rakip görmüş olacak ki derhal dükkanımın ismini değiştirmek zorunda olduğumu O ismin kendilerine ait olduğunu ve başka kimsenin de kullanamayacağını belirtmesi üzerine küçük, sıcak, mutlu kitabevimizin ismini Alaçatı kitabevi olarak değiştirerek kitap,kırtasiye,kalemlerle olan yolculuğumuza devam ettim.

1989 yılından bu günü kadar yolu okuldan geçen kitap okuma aşkını hiç kaybetmeyen hemen herkes bilir ki bölgenin kitap ve kırtasiye ihtiyaçlarını gidermenin yanı sıra yazarı okurla buluşturarak aslında istenilen ancak yapılamayan hayalleri gerçekleştiriyorduk. Alaçatı ve Çeşme’de birçok arkadaşımız zaman içerisinde kitap-kırtasiye hizmeti veren mekanlar açtılar. ne yazık ki belli bir süre sonra hepsi üzülerek kapatmak zorunda kaldılar.Peki neden açtılar neden kapatmak zorunda kaldılar.Ya da ben 33 yıl nasıl ısrarla ve inatla ayakta kalabilmeye çalıştım.neden? Bu sorurun cevabı siz değerli okurlarım versin peki ben bu soruya nasıl cevap verebilirim.37 yaşımda belki de o güne kadar hayatımda o günlerde yaptığım iş gereği istemesine rağmen kitap okuyamayan birisi olarak Alaçatı’da Kitapçı dükkanı açtım. Ve bugüne kadar dört dükkan değiştirdim.Şu an kendi evimin altında 14 metre kare dükkanda hizmet veriyorum.Alaçatı’da açılan her  kitapçı dükkanı en fazla bir iki yıl içerisinde kapatmak zorunda kalıyor.Neden?Cevap istenilmeyen ancak bilinen bir gerçek.Sistemin ürünü vahşi kapitalizim onu türevi rant politikaları beraberinde son yıllarda gelen ekonomik sıkıntılar ekonomik anlamda getirisi olmayan kitabevlerini yedi bitirdi.Lütfen düşünürmüsünüz bir kitabevi olarak yılda kazanacağınız getiriyi aynı mekanda dönemin revaçta olan işlerinden birini yaparsanız haftada kazanıyorsunuz. Hadi biraz daha beyin fırtınası yapalım Alaçatıda kim elli metrekare dükkanını kitabevi olarak vermek ister. Ya da kim bu fiyatlarla öyle bir yeri kiralayıp Kitap-kırtasiye işini yapmaya kalkışabilir.

Benim öyle hayalim vardı ki Alaçatı’nın ve Çeşme’nin her sokak başında bir kitapçı, ve sokaklarında yazar, ve bilim, adamlarının gezinsin.1977 Yılında Atatürk meydanında bulunan dükkanların birini Rahmetli Belediye Başkanımız Sayın Abdurrahman Keskin Okuma odası açmıştı.Genç’i yaşlısı bu okuma odasına gelir kitaplarını alır ve mekânda bulunan gençlerle sohbet edilirdi.Yine hayalim Alaçatı’nın en güzel meydanında bir Kütüphane veya bir okuma odası olsun insanlarımız oraya gelsin okusunlar ?.Çok mu zordu.  Tabii ki zor değildi ancak sistemin gereği istenilen arzu edilen bir hayal değildi benimkisi….Her tarafın  meyhane restoran veya kafe lerle doldurulduğu sokaklarımız eskiye göre artık çok daha kalabalık belki de bu durumdan mutluda insanlar.Ancak Ben ve benim gibi düşünenlerin gelen her kalabalık açılan her yeni mekanlar sonrası O güzelim masum hayallerimizin hayal olmaktan bile çıktığı günleri yaşıyoruz. Yıllardır her gelen Belediye Başkanı hangi arsaya imar veya hangi inşaata ruhsat verilsin diye Başkan olmuyordur kuşkusuz. Ancak hayallerin ve önceliklerin farklı olduğu bir dünyada tercihlerimizin sonuçlarını yaşıyoruz.

Bir çok  ünlü yazarlar, müzisyenler Sanatçılar Sosyal medyada paylaşılıyor “bir ülkede sanatçı yoksa o ülke batmaya mahkumdur” diyor ama duyan varmı?.

Sevgili okurlarım bir imza gününde çok değer verdiğim değerli dostum paylaşmış olduğum bir fotoğrafın altına yorum yapmış Sayın Haluk Mesci ne kadar haklı “Ömer bey, yıllarca yalvardım bir Alaçatı'da bir kütüphane açalım, bir sürü de bağış alırız, en önce ben bağışlayacağım kitaplarımı dedim. Ama bana verilen cevap hep 'Çeşme'de var, oraya bağışla' oldu. :(((((((((( Bu değerli öğretmenlere lütfen benim adıma seslenin, birleşelim ve açalım bir kütüphane. Memlekete geldiğimde size kahveye geleceğim ve bulabilirsem bu öğretmenlerimize de ulaşacağım”


Dostlarım okumak kadar güzel bir şey olabilir mi? bir ilkokul mezunu ve ortaokulu dışarıdan bitirmiş olan bir kardeşinizim. Okuyarak ve araştırarak bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz sözcüğünden hareket ederek 69 yaşımda Alaçatı ile ilgili kitap yazmış bir kardeşinizim nasıl yazdım diye sorarsanız okuyarak diye cevap veririm. İkinci kitabım da yakında inşallah siz değerli kitap okurlarımla buluşur inşallah. Çok uzattım biliyorum. Şimdi Başta Sayın Belediye Başkanı Sayın Ekrem Oran Sayın Çeşme Kaymakam’ımız Siyasi Parti Başkanları, ve örgütleri Çeşme Seçilmiş Meclis üyeleri, sivil toplum örgütleri,Kamu kurumu  ve kuruluşlarına Çeşme ve Alaçatı’ya okuma odası veya kanaat önderlerinin buluşacağı mekanlar yaratılıp bu mekanlarda kanaat önderlerinin birlikte konuşup fikirlerinin değerlendirileceği zeminleri hazırlamanız  için bir oluşum  bekliyoruz.

Kalın sağlıcakla 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...