Ana içeriğe atla

RÜYALAR GERÇEK OLUR MU?

 

                            RÜYALAR GERÇEK OLUR MU?

06 Ocak Cuma günüydü. Dükkânımı her zaman olduğu gibi dükkânımda oturuyordum. Kemalpaşa Caddesi kış ayları olduğundan caddemiz sessizliğini koruyordu. Saat 15:30'da telefonum çaldı. Arayan kişi arkadaşım Kadir Dönmez idi.  “Ömer üstadım; Kaliç Kafe'de Hasan Keskin ile birlikteyiz, kulaklarını çınlatıyoruz. Eğer müsaitsen gel birlikte sohbet edelim. Hem de kahve ikram edeyim dedi.  Müsait olursam uğrarım dedim ve kapattım telefonu. Birkaç dakika sonra ben de yalnızlıktan sıkılmıştım. “Gönül sohbet ister, kahve bahane ”sözünden esinlenerek dükkânımı kapatıp doğru arkadaşlarımın yanına gittim.

Arkadaşlarım kış olmasına rağmen hava çok güzel olduğundan dükkânın önünde güneşlik alanda oturuyorlardı. Selam verip yanlarına oturdum. Üç kişiydiler. Haldun Keskin de masadaydı. Sohbet çok keyifliydi. Masamız dörtlüydü. Ben hemen espriyi yaptım. "Altılı masa değil ama dörtlü masa olarak hükümeti kurabiliriz" deyince arkadaşlarım gülmeye başladılar. Gündem tabi ki memleket meseleleriydi. Tabii ki ilçe sorunlarını da masaya yatırdık. Daha çok altılı masa ve genel seçimler daha ön plandaydı. Her arkadaşımın fikirlerini saygıyla dinliyorduk. Sohbetimiz biraz uzun sürdü. Altılı masanınki kadar uzun değildi. Altılı masanın son toplantısı dokuz saat sürmüş, bizimkisi dört saat sürmüştü. Ortak kararımız Kemal Kılıçdaroğlu’ndan yanaydı. Geç olmuştu artık. Yavaştan kalkalım dedik ve masamızdan ayrılıp evlerimize gittik. Çok keyifli bir sohbetti. Akşam evimdeki okuma odamda Murathan Mungan’ın Işığına Tavşan Olduğum Filmler kitabını okuyordum. Bir ara gözlerim sulanmaya başladı. Yeter bu kadar, gözlerimi fazla yormayayım dedim ve yatak odama girdim. Çok geçmeden uyuya kalmışım. Sabah uyandığımda bütün gece rüyamda Kemal Kılıçdaroğlu’yla sohbet ettim. Kılıçdaroğlu Alaçatı’ya gelmiş, ben Alaçatı Belediye binasının önünde Genel Başkanı karşılamıştım. Kemal Bey, Çeşme'de siyaset nasıl gidiyor? Sorusunu sordu. Ben de Çeşme ve Alaçatı’yı anlattım. Daha sonra annemin eski evinin önünde Kılıçdaroğlu ile otururken elinde ahşap mavi bir sandalye ile Abdurrahman Keskin Ağabey de geldi. Hep birlikte oturduk. Eşim Meryem elinde çay tepsisi bize çay ikram ediyordu. Yine tabi ki gündem Çeşme idi. Sabah uyandığımda yüreğim heyecandan pır pır ediyordu. Rüyamı eşimle paylaştım ve hayırlısı olsun dedi. Ben de inşallah ilk seçimde ilk turda Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye’nin 13.Cumhurbaşkanlığını kazanır ve ülkemiz rahat bir nefes alır dedim. İnşallah görmüş olduğum rüyam gerçekleşir...

Kalın sağlıcakla…

08/01/2023

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...