Ana içeriğe atla

ALAÇATI'DA ÇOCUKLUK YILLARI..

 Çocukken her sabah erkenden kalkar, ayaküstü bir şeyler atıştırıp sokağa atardık kendimizi. Adeta sözleşmiş gibi kapıda bulurduk birbirimizi. Saatler süren keyifli oyunlarda yorgun düştüğümüzde her birimizin evinden getirdiği salçalı ekmeğini keyifle bölüşürdük. Bazen de oyun araları birbirimizin evine gider, bilye meşelerimizle oynadığımız yumurtalı tavuk oyununu gerçeğe dönüştürür, aynı tabaktan yemek yemenin tarifsiz sevincini yaşardık.

Sokaklar, özgürlüğümüzün en özel en gizemli düş barınaklarıydı. 
Ben ilk defa bu sokakta hissettim mutluluğun sevinç çığlıklarını, bir oyunda mücadele ederek kazanmanın haklı gururunu, haksızlığa uğradığımda ise kavgayı… 
İlk kez bu sokakta yedim koca bir yumruğu, takım arkadaşımı korurken.
İlk aşkımı her gün batımı bu sokakta bekledim.
Bu sokakta öğrendim emek vermenin kutsallığını, insanların dayanışmasının güzelliğini…
Tandırda ekmek pişiren komşularımız mis gibi karakılçık ekmeğini bizlere bölüştürdüklerinde öğrendim paylaşmayı. Ve aslında ne kadar farklı olsak farklı yerlerde yaşasak da kocaman bir aile olduğumuzu.

Sokakların da bir ruhu vardı bana göre..Bir akşam vakti akasya çiçeği kokusunda hüzün şarkıları söyleyen rüzgar...Sabahın ilk ışıklarıyla yüzüme dokunan en tatlı sıcaklığıyla gün ışığı.Gün batımında ise bir şenlik bahçesine dönüşen...Ve en güzeli o birliktelik duygusu...Yaşlı amcalar, teyzeler, yengeler… Gençler ayrı bir havada bir yerde sıcak çaylarını yudumlar iken yaşlı amca ya da yengeler bir ağacın gölgesinde ya da bir duvarın bitişiğinde sohbet eder, gün batımında serin rüzgârın keyfini sürerdi. En özgür olanlar biz çocuklardık, sokak bizimdi adeta… Rüzgârla dans ederdik çılgınca söylediğimiz şarkılar eşliğinde. Sevgi ile büyüdük yıllara bile aldırmadan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...