Ana içeriğe atla

GERMİYAN KÖYÜNDEN BİR IŞIK HOCA GEÇTİ

 GERMİYAN KÖYÜNDEN BİR IŞIK HOCA GEÇTİ


Olmadı Işık Hocam hem de hiç olmadı. Sana ölümü yakıştıramadık. Daha birlikte yürüyeceğimiz çok yol vardı. 


Germiyan facebook sayfasında paylaşmış olduğu yazısında, “Sevgili Bay Kemal! Ben Germiyan Mahallesi muhtarıyım. Emekli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. CHP üyesiyim, bu güne kadar CHP den başka bir partiye oy vermedim. Ama muhtar olarak tarafsız biriyim. Vatandaş olarak ben, Atatürkçü demokrat, devrimci, sosyalist, komünist bir insanım. Bu özelliklerimden de onur duyuyorum. Cumhurbaşkanlığına sizin aday olmanızı istiyorum. Sizden başka kimseye oy vermem. Beni aday gösterseniz bile” demişti.  İstediğin gibi Bay Kemal aday oldu yeğenim.

Öğretmenliğin boyunca yıllarca bu ülkenin bilgilenmesi için Anadolunun ilçelerinde öğretmenlik yaptın. Emekli olduktan sonra doğduğun köye gelip Nazım Hikmet’in dediği gibi, “Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yani ağır bastığından.” zeytin diktin. Zeytin ağaçlarıyla hergün konuştun onlarla sohbet ettin. 

Germiyan köyüne risk alarak seçimlere katıldın ,bu halk seni muhtar yaptı. Gelecek kuşaklara çok temiz bir Germiyan Köyü bırakmak için mücadele veriyordun. Çevre karşıtı işlerin karşısında yer aldın, tüm eylemlerde dimdik durdun. 


Bu iktidarın köy Okullarını kapatıp taşımalı eğitime geçtiğinde baban ve sevgili eniştem Cemalettin Kaya Alaçatı’ya dükkanıma gelip “Ömer bizim köyde okulu kapattılar. Bu nasıl olur? Biz milli bayramlarımızda okulun önüne gidip İstiklal Marşımızı okuyup, Türk Bayrağımızı göndere çekerken o manevi duyguyu yaşamımızı nasıl engeller?” diye sitem etmişti. Sen öyle bir Cumhuriyetçi bir babanın oğlusun işte. 


Işık Hocam hakkında çok yazılacak yazı olduğunu biliyorum. Mücadeleci ve Devrimci bir kişi olarak önünde bir Ömer dayın olarak saygıyla eğiliyorum. Seni hiç unutmayacağız. Mekanın Cennet olsun. Güle güle yeğenim! Tanrı seni korusun.  Adın gibi ışıklar içinde uyu!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...