Ana içeriğe atla

ALAÇATI ANAYASASI

Alaçatı halkı turizmden önce tarımcılıkla geçimini sağlıyordu. Hurmalı Ovası, Çakmak Ovası, Liman Ovası daha isimlerini buradan saymakla bitmeyen çokça bereketli alanlara sahipti. Kış aylarında yemyeşil ekin tarlaları ovalara renk verirdi. Tarlanın sınır kıyısından geçerken ekinlere zarar vermemek için sürekli önümüze bakarak yürüdük. Yaz aylarında yine Tütün ve anason tarlaları yemyeşil bir görüntüye bürünürdü. Tütün ve Anason yetiştirmek çok meşakkatli bir işti. Alaçatı sokakları tütün satımı sırasında tütün balyalarıyla dolardı. Hele anason satımında anason ayıklama elek makinası çalışırken bütün sokaklar anason kokardı.

Alaçatı’da tarım 80’li yıllarda son dönemlerini yaşadı. Sebze ve kavun ile geçimlerini sağlayan aileler yakın bir tarihe kadar bunu sürdürdü. Kavun üretimi çok rağbetteydi 90’lı yıllara kadar da çok iyi gidiyordu. Alaçatı Futbol sahası önüne tır kamyonları gelir, Avrupa’ya kavun ihraç edilirdi. Doksanlı yıllardan sonra kavun üretimi de yok denilecek kadar az hale geldi.

Doksanların sonlarına doğru Alaçatı artık geçimini turizmden sağlamaya başladı. Önce evler pansiyon olarak işletmeye başlandı. 1990 yılında Alaçatı Belediyesi Meclisi’nin kararıyla önce Alaçatı sokakları, daha sonra da tüm Alaçatı SİT ilan edildi. Anıtlar kurulundan izin almadan tadilat ruhsatı dahi alınamazdı. Evlerin dış cephesi beyaz, pencereleri çivit mavi olması zorunluydu. Agrilya Körfezi’nin başlangıcı olan yer Dünyanın iyi sörf yapılabilecek üç yerinden biri olarak kabul görüyordu. Çark plajı yanında Bayblon ve Bedir Mevkii’nde bulunan koyda yer alan Seaside isimli mekanlar dünyanın ve ülkemizin en ünlü müzisyenlerini ağırlıyor, bu sanatçıların verdikleri konserlerle Alaçatı adından bolca söz ettiriyordu. Benim de meclis üyeliği yaptığım yıllar olan 1989-1994 yılları Alaçatı’nın yıkık duvarları onarıldı ve tüm sokaklar Arnavut kaldırımları ile döşenmişti. Doksanlı yıllardan sonra artık Alaçatı’ya gelen kültürlü aileler bilhassa kadınlar, satın aldıkları evleri Butik Otel adı altında işletmeler başladı. Çok kıymetli insanlar kurallara uyarak Alaçatı’nın çıtasını yükseltmek için çok çalıştılar ve de başarılı oldular. Yazımın başlığına gelirsek “Alaçatı Anayasası” başlıca şu maddelerden oluşuyordu:

·       Bina duvarları kireç beyaz ve pencereler mavi.

·       Motorlu taşıtlar belirli caddelere giremeyecek.

·       Dükkan önünde bulunan tente şemsiye vb. krem rengi olacak.

·       Plastik Masa - sandalye kullanılmayacak.

·       Işıklı reklam tabelaları kullanılmayacak, ahşap tabelalar 50x40 olacak.

·       Alaçatı sınırları içerisinde Canlı müziğe müsaade edilmeyecek.

·       Yüksek volümlü müzik olmayacak.

Belediye Meclisi ile Turizm Derneği birlikte karar verilmişti bu kurallara. Hiçbir işletmeci de karşı gelmiyordu. Kadın işletmecilerin çoğunlukta olduğu o dönemde esnaf bu kararları hep birlikte uyguluyordu.

2024 yılının 31 Mart’ında Cumhuriyet Halk Partisi’nin başkan adayı Sayın Lâl Denizli nasip olur da  kazanırsa Alaçatı’yı umarım fabrika ayarlarına döndürür. Çeşme’ye kadın eli değsin çok  istiyorum. Bu arada seçim sloganını da çok sevdim: “Çeşme kazanacak

Kalın sağlıcakla…                                                                                                                                                                                                                                                                                                     

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...