Ana içeriğe atla

HOŞGELDİN KARAOĞLAN!

6 Ocak Salı günü saat dokuz sıralarında arkadaşım Emin’e telefon ettim. “Hani 1976 yılında Bülent Ecevit Alaçatı’ya geldiği zaman rahmetli Foto Seyfi’nin çekmiş olduğu fotoğraflarımız vardı. O fotoğraflardan sende duruyor mu?” dedim.  Aldığım cevap olumluydu. “Ben sana fotoğrafları getireyim” dedi ve telefon görüşmemizi bitirdik. Yaklaşık 15 dakika sonra arkadaşım Emin Özen fotoğraflarla birlikte dükkânıma gelmişti. Birlikte fotoğrafları inceledik. O karelerde kimler yoktu ki? O dönemde bizler delikanlı çağımızdaydık. Şimdi 56 yaşımıza girdik. Bu yaşlara şimdi “orta yaş” diyorlar. Fotoğrafta yer alan ve o yıllarda orta yaşlarda olan ağabeylerimize baktık. Birçoğu aramızdan ayrılmıştı. Kaybettiğimiz ağabeylerimize rahmet okuduk, sağ olanların da kulaklarını çınlattık.

Sayın Bülent Ecevit;  1973 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı iken Milli Selamet Partisi ile koalisyon hükümeti kurmuştu. Pek uzun ömürlü olmamıştı bu hükümet. Nitekim 7 ay gibi bir süre ortaklığa dayanabildiler. Daha sonra Bülent Ecevit azınlık hükümetini kurdu. Dışarıdan 13 tane değişik partilerden, değişik milletvekili aldı. Bu hükümet ara seçimlere kadar devam etti. Ara seçimlerden sonra çeşitli nedenlerden boşalan 5 milletvekili koltuğunu Adalet Partililer doldurmuştu. Bu durum sonucunda; Bülent Ecevit: “Halkımız bizi tasvip etmemiştir” dedi ve hükümetten çekilme kararı aldı.

1976 yılında birkaç günlüğüne tatil yapmak için Çeşme’de Turban Oteli’ne gelen Ecevit  çiftini, Ilıca Denizi’nin kumsalında yürüyüş yaparken Ilıca’daki kooperatif evlerinde bahçıvanlık yapmakta olan bir arkadaşımız tarafından görülmüş ve hemen Alaçatı CHP üyelerine bu durumu bildirmiş. Bu haber örgüt tarafından öğrenilince hemen CHP Bucak Başkanı ve eski belediye başkanlarımızdan olan Sayın Fehim (Keskin) ağabeye bildirilmiş. Belde örgütü olarak zaman kaybetmeden Fehim ağabey öncülüğünde doğru Turban Oteli’nin yolu tuttuk.

 Resepsiyondaki görevliye ricada bulunduk ve bizi kırmadı. Sayın Ecevit’in kaldığı odayı arayarak; “Alaçatı’dan eski belediye başkanı ve CHP Alaçatı Bucak Başkanı Fehim Keskin ve bir grup partili sizinle görüşmek istiyor!” dedi. Ecevit’te Fehim ağabeyin adını duyunca beklemesini söylüyordu ve  2 dakika içinde de lobiye inmişti. Otel önünde yaklaşık 100 kadar partili vardı. Bülent Ecevit’i görünce büyük bir alkış koptu. Daha sonra partinin yönetim ve gençlik kolları ile birlikte bir grup vatandaş, yaklaşık 25-30 kişi otele girdik. Burda kısa bir sohbete girdik. Sayın Ecevit; ayaktaki partilileri görünce kendisinin de bu durum karşısında oturamayacağını söyleyerek konuşmasını ayakta sürdürdü. Bu sohbet sırasında Sayın Genel Başkanımızı Alaçatı’ya davet ettik. Bizi kıramayacağını söyledi ve ertesi gün Alaçatı’ya  geleceğinin sözünü aldıktan sonra otelden ayrıldık.

Gençlik kolları olarak Ecevit’in geçeceği yollara “Hoş geldin Karaoğlan” yazmaya karar vermiştik. Gece yarısından sonra; Emin Özen, Metin Akalın, Akgün Keskin, Cihat Yasemin ve Ben, Çamlıkyol boyunca beyaz plastik boya ile adım başı “Hoş geldin Karaoğlan” yazdık.  Şansımıza da Nisan yağmuruna yakalandık.  Yağmura inat defalarca üzerinden geçtik. Sabaha kadar uyumadık.

Bugünkü Cumhuriyet Meydanının olduğu alana saat on bir sularında Murat 124 marka yerli malı arabasıyla gelen Ecevit’e; şantiye evlerinden ve kendi bahçelerimizden topladığımız en güzel çiçeklerden oluşan bir buket sunduk. Alaçatı, tarihinin en kalabalık gününü yaşamaktaydı! O dönem CHP İzmir İl Başkanı Ekrem Bulgun da Bülent ve Rahşan Ecevit’le birlikte meydana gelmişti. Bülent Ecevit;  Bir yanında Mustafa Kemal Atatürk ve diğer yanında 2. adam İsmet İnönü’nün büstünün olduğu alanda konuşmasını gerçekleştirmişti. Ecevit’in gelmesinden birkaç gün önce dünyaya gelen ikiz bebeklerin sahibi Kazım İmerek, çocuklarını Bülent ve Rahşan Ecevit’in kucağına verdi ve  o günün anısına kızın adını Rahşan, oğlanın adını Ecevit” koyduğunu müjdelemişti.

Dünya siyasetinde bile ender rastlanacak centilmenlikte olan Sayın Bülent Ecevit’i buradan bir kez daha saygı, sevgi ve minnetle anmak isterim. Allah gani gani rahmet eylesin. Türk siyasetinin Atatürk ve İnönü gibi beyefendiliği ve siyasi kişiliği o dönemin son kuşağıydı O!  Kıbrıs Fatihi Karaoğlan’dı o! Alaçatı’ya hoş gelmişti.

Ocak 2009 yılında “ALAÇATIM “Gazetesi’nde yayınlanmıştır

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...