ALAÇATI’NIN İLK OTELLERİ
1952 doğumluyum. Çocukluğumun Alaçatı’sı, rüzgârın sokak aralarında serin serin dolaştığı, herkesin birbirini adıyla çağırdığı küçük bir kasabaydı. Okuma yazmayı söktüğüm yıllarda Pazaryeri Camii’nin karşısındaki dükkânlardan birinin köşesinde tuhaf bir tabela görmüştüm: Kıyıları ahşap, ortası teneke… Üzerinde “KISMET OTELİ” yazardı. O beyaz balkonda çoğu zaman yaşlı bir amca ile eşi otururdu. Onlara imrenir, içimden “Ne güzel insanlar” derdim. Sonradan öğrendim; o amcanın adı Hasan Çetin’miş.
Hasan Bey’in otelinin altında iki dükkân vardı. Bakkalı
büyük oğlu Ahmet Çetin, tuhafiyeyi küçük oğlu Salih Çetin işletirdi.
Torunlarının çoğuyla arkadaştım; gururla “Bu bizim dedemizin oteli” derlerdi.
Gençlik yıllarımda açtığım terzi dükkânı onların iş yerine çok yakındı.
Akşamüstleri uğrarlar, geç saatlere kadar kasabadan, hayattan, gelecekten
konuşurduk.
Zaman ilerledikçe Hasan Bey iyice yaşlandı. Otele
müşteri geldiğinde kapıyı açacak kimseyi bulamayanlar bizim dükkâna uğrardı.
“Kapı kapalı ama açan olmadı” dediklerinde torunlarının kapısını çalar,
“Dedenize misafir geldi, yardımcı olur musunuz?” diye haber verirdik. Onlar da
gelir, o eski misafirperverlikle insanları otele yerleştirirdi. Kısmet Oteli,
1950’lerden 1980’lere kadar Alaçatı’ya böyle aile sıcaklığında hizmet verdi.
1980’lerin ortasından sonra kasabanın talihi değişmeye
başladı. Turizm teşvikleriyle bazı Alaçatılı aileler evlerini pansiyona
dönüştürdü. O öncü isimlerden biri Hacımemiş’ten İskender Sezginer’di.
Altınyunus’ta çalışmış, kendini iyi yetiştirmiş, güler yüzlü, naif bir
hemşehrimiz… O yıllarda İzmir’den gelen otobüsler Alaçatı’ya girmez, yolcuları
Ilıca’da indirirdi. İskender Ilıca’ya gider, müşterilerini karşılar, taksi
kiralayıp pansiyonuna getirir, öyle ağırlardı.
1987’de Alaçatı’da yalnızca 13 pansiyon vardı. Bugün ise
sokaklar otellerle, restoranlarla dolu; belde elit bir turizm merkezine
dönüştü. Bu dönüşüm pek çok taş evi kurtardı, harap sokaklara yeniden hayat
verdi. Ama yerel halk kasabanın içinde kalabildiği sürece Alaçatı Alaçatı’dır.
Kültürü de dokusu da o zaman yaşar.
İlk otellerin, ilk pansiyonların ve o emekçi insanların
hatırası, Alaçatı rüzgârının taşıdığı en değerli mirastır.
Kalın sağlıcakla…
ÖMER ÖNAL

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.