Alaçatı’nın İbiş Abisi
Bir kasabayı asıl ayakta
tutan ne taş evlerdir ne de dar sokaklar… Onu yaşatan, o sokaklardan geçmiş
insanlardır. Alaçatı’da bazı isimler vardır ki yüksek sesle anılmasına gerek
yoktur; bir lakap yeter. Gündüz Karabaş da onlardan biridir. Nüfus kâğıdındaki
adı pek bilinmez ama “İbiş Abi” dendi mi, Alaçatı’nın hafızası hemen canlanır.
Seksen küsur yaşında İbiş
Abi. Yaklaşık otuz yıl boyunca Alaçatı Spor Kulübü’nün formasını giymiş, sahada
ter dökmüş, dostluklar kurmuş bir futbol emekçisi… Alaçatı, Çeşme, Ilıca
üçgeninde onu tanımayan futbolcu, onunla aynı masada oturup sohbet etmemiş eski
sporcu neredeyse yoktur. Öyle ki, Türk futbolunun efsanesi Metin Oktay Çeşme’ye
her gelişinde İbiş Abi’yi mutlaka ziyaret eder, Alaçatı Spor Kulübü’nde
birlikte top oynadıkları günleri yad ederdi. Bu, her futbolcuya nasip olmayan
bir vefadır.
Asıl mesleği tütüncülüktü.
Toprağı tanır, emeğin ne demek olduğunu iyi bilirdi. Yıllar ilerledikçe denizle
kurduğu bağ daha da güçlendi. Kendi teknesiyle balığa çıkan, özellikle Alaçatı
sularını çok iyi bilen usta bir balıkçı oldu. Kefal balığını el serpmesiyle
avlaması, bugün artık unutulmaya yüz tutmuş eski bir ustalığın göstergesiydi.
Denizi tüketmeden, payını bilerek yaşayanlardandı.
Bugün hâlâ sağlığı elverdiğince
balığa çıkar. Alaçatı’daki evinin alt kısmını ise kasabanın yerlileri rahatça
oturabilsin diye çay ocağı yapmıştır. Kapısı her zaman açıktır. Dostları uğrar,
çay içilir, eski günler konuşulur.
Çoğu zaman kimseden para bile almaz. Çünkü
İbiş Abi için asıl zenginlik, insan biriktirmektir. Alaçatı’yı Alaçatı yapan işte
bu insanlardır. Göze görünmeden, sessizce ama kalıcı izler bırakanlar…
İyi ki varsın İbiş Abi. Sana
sağlıklı, deniz kokulu nice yıllar diliyorum.
Kalın sağlıcakla.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.