ECZACI EROL
Erol ağabeyi
1974 yılında tanıdım. Avlanmayı çok severdi. Renault marka, sütlü kahverengi
otomobiliyle dükkânımın önünden geçerek Hacımemiş Mahallesi’ndeki avcı
arkadaşlarını ziyarete giderdi. Bazı günler arabasında Kaymakçı Kemal ağabey
ile Cemil Özdeniz de olurdu. Hacımemiş Mahalleli olan Cemil ağabey, onu bir gün
benim terzi dükkânıma getirdi. Kişisel tanışıklığımız ve dostluğumuz işte o gün
başladı.
Erol ağabeyi
konuşkan, cana yakın ve samimi bir insan olarak tanıdım. O günden sonra
arkadaşlığımız giderek pekişti ve vefatına kadar da sürdü. Dükkânıma her
uğradığında, eğer İzmir’den geliyorsa, elinde mutlaka bir ilaç torbası olurdu.
Dostları ve arkadaşları, Alaçatı’da bulunmayan ilaçları kendisinden rica eder;
o da bu ilaçları İzmir’den temin eder, üşenmeden ve erinmeden talep eden
herkese evinde teslim ederdi.
Erol ağabey,
Alaçatı Dikencik mevkiindeki arazisine ilk bina yapanlardandı. Abdurrahman
Keskin ağabeyin belediye başkanlığı döneminde Alaçatı Belediyesi ilk kez kendi
imkânlarıyla 18 uygulamasını hayata geçirmiş, Erol ağabeyin evinin bulunduğu bu
semt kısa sürede gelişmişti.
Çok yakın
dostu Sedat Soner, daire karşılığı mülk sahiplerinin arsalarına konutlar
yapmıştı. Erol ağabey her hafta sonu mutlaka Tatar Çeşmesi’ndeki arazisine
gider, mandalina bahçesini dolaşır, ardından İzmir’e dönerdi. İnsanları ve
doğayı sevdiği gibi hayvanlara da ayrı bir düşkünlüğü vardı. Evinin bahçesinde
güvercinler, kuzular, kümes hayvanları, tavşanlar ve daha pek çok hayvan
beslerdi.
Alaçatı’daki evinin çevresi zamanla kalabalıklaşınca Birgi Köyü’nden bahçeli bir ev aldı. Sevinç yengeyle birlikte sık sık Birgi’ye giderlerdi. Döndüklerinde bana, “Ömer, Birgi Köyü’nü çok seviyorum,” derdi. Sakin ve sessiz bir hayatı sevmeye başlamıştı. Çok çalışkan bir insandı; onu hiç boş otururken görmedim. Bahçesi adeta bir cennet gibiydi. Her türlü çiçek ve ağaç vardı. Evinin yakınında büyük bir su kuyusu ve kuyunun başında güçlü bir su motoru bulunurdu. Bahçesini bu motor sayesinde sulardı.
1984 ve 1986
yıllarında Alaçatı’da iki kez belediye başkanlığına aday oldu; ancak seçimleri
kazanamadı. Buna rağmen kendisine oy vermeyenlere karşı hiçbir zaman sitem
etmedi.
Erol ağabey,
Alaçatı’da bir işyeri açan herkesi desteklerdi. Tahir Yıldız, Ege Mutfağı adlı
restoranı açtığında, “Ömer, hadi Tahir’in restoranına gidelim, zeytinyağlı bir
şeyler yiyelim,” der ve beni de davet ederdi. Bunu pek çok kişi için yapmıştır.
Benim çocuklarım Dostane Cafe Restoran’ı açtığında da aynı şekilde destek oldu.
Alaçatılıların iş güç sahibi olması, kendi emekleriyle ayakta durmaları onu
mutlu ederdi.
Erol
ağabeyle ilgili anılarım çoktur. Kitaplarca yazsam yine de bitmez. Eşi Sevinç
yengeye çok düşkündü. Onu kaybettikten sonra daha durgun bir hâle büründü.
Bazen bana, “Ömer, hayatın tadı kaçtı,” derdi. Aramızda zaman zaman ağır
şakalar olurdu; hiç kızmaz, hatta çoğu zaman aynı şekilde karşılık verirdi.
Erol ağabey
tam bir Alaçatı sevdalısıydı. Nereye giderse gitsin,
“Bu Alaçatı’da ne var böyle; sanki kocaman bir mıknatıs beni buraya çekiyor,”
derdi.
Erol ağabey,
seni çok seviyoruz.
Cennet bahçelerinde, ışıklar içinde uyu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.