Ana içeriğe atla

Sabah İnsan Kendini Hatırlar

 Bizim Alaçatı’da sabah erken olur. Güneş daha ufuktan görünmeden uyananlar bilir; sokaklar sessizdir ama hayat çoktan başlamıştır. Taş evlerin arasından esen rüzgâr sabahın serinliğini taşır. Kuşlar ötmeye başlar, insan pencereye yaslanır da içinden “İyi ki yaşıyorum,” der. Mutluluk bazen büyük laflarda değil, Alaçatı sabahlarının bu sade hâlinde saklıdır.

Fırından yeni çıkmış ekmeğin kokusu karışır rüzgâra. Kepenk açan esnafın sesi duyulur uzaktan. Çay henüz demlenmiştir ama sohbet başlamamıştır daha. Herkes günle arasında sessiz bir anlaşma yapar sanki. Acele yoktur, gürültü yoktur. Sabah, insana kendini dinleme izni verir.

Zamanla şunu öğrendim: İnsanların gözleri çok şey anlatır. Sert bakışlar çoğaldı, umut azaldı sanki. Oysa göz dediğin, karşısındakine güven vermeli. “Bu insan zarar vermez” hissini uyandırmalı. İnsan biraz masum kalmalı, biraz saf. Her şeyi bilmek marifet değil; bazen bu taş sokaklar gibi yalın kalabilmek asıl maharet.

Sabah uyanınca insan kuş sesi duymak ister. Kavga değil, öfke değil. Hayata zarar verecek düşünceler düşmemeli akla. Çünkü yaşam, insana neyi çok düşünürse sonunda onu yaşatır. Kalbin neyle doluysa, gözlerin de onu ele verir. İçimiz sertleştikçe bakışlarımız da sertleşiyor; yumuşadıkça dünya biraz daha katlanılır oluyor.

Bunları bana kimse uzun uzun anlatmadı. Yaşam öğretti. Düşe kalka, yanılarak, bekleyerek… İnsanlara bakarak, kendime bakarak öğrendim. Hayat sessiz ama sabırlı bir öğretmenmiş meğer; Alaçatı rüzgârı gibi, fark ettirmeden ama derinden öğretiyor.

Şimdi sabahları pencerenin önünde durup kuşları dinlerken şunu düşünüyorum: İnsan gözlerinde umudu kaybetmesin yeter. Gerisi, yaşamın kendi akışı içinde bir şekilde yolunu buluyor. Bizim Alaçatı’da da böyle, başka yerlerde de...

Sağlıkla kalın.



 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER

                   ALAÇATI’DA YAŞAMDAN KESİTLER 1960 lı yıllar. Alaçatı Belediye’sine ait elektrik santrali vardı. Bu gün halk Pazarı kurulan dutlu caddeden yürüyerek bir kilometre sonra vardığımız. Alaçatı şehitlik parkı, yaklaşık 15 dönüm bir alanı olan yüksek taş duvarlarla etrafı çevrilmiş, içinde palmiye ağaçları, kurtuluş savaşında canlarını bu vatan için seve seve vermiş şehitlerimizin anıt mezarları. Etrafında yüzlerce çeşit çiçekler, mis gibi kokuyor. Duvarların üstüne sarılmış sarmaşıklar. Sarmaşıkların bir kısmı beyaz bir kısmı mor renkte açmış. Renklerin güzelliğinden ve kokusundan ayrılamazsınız. Şehitlik bahçesinin yan tarafındaki Karagöz tepeye giden yol kıyılarındaki geniş hendekler dokuz köprülerden taşan sular hendekleri doldurmuş. İçinde yeşil kurbağalar, küçük büyük Kaplumbağalar, küçük kefal balıklar. Temiz suda dans ediyorlar. Sürülmemiş tarla sınırlarında deniz börülceleri. Diz ...

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...