Ana içeriğe atla

Alaçatı’nın İsmail Güral Amcası.

 

Alaçatı’nın İsmail Güral Amcası.

Alaçatı’nın İsmail Güral amcayı çocukluk yıllarımda tanımıştım. Yıl 1964’tü. Ustamın kirada olduğu dükkânın sahibiydi. Sık aralıklarla dükkâna gelir, ustama selam verir ve kapının önündeki yeşil koltuğa otururdu. Hal hatır sorulduktan sonra muhabbete başlanırdı. Onun gelişiyle dükkânın havası değişirdi; söz ağırlaşır, zaman biraz yavaşlardı. İsmail amca Demokrat Partiliydi. Siyaset açıldığında eski günlerini anlatırdı. Alaçatı’da meclis üyeliği yapmış, kasabanın siyasal ve toplumsal hayatında aktif rol almış bir isimdi. Aynı zamanda Alaçatı’nın birçok yerinde arazileri vardı. “Göbene” dediğimiz mevkide, tarlalarının içinde bir yazlık binası bulunurdu; yazları orada oturur, kışları ise Alaçatı’daki dükkânımızın üstündeki güzel evine çekilirdi. O evin tam karşısında hastanemiz vardı; sonraları sağlık ocağına dönüştü. İsmail amcanın Alaçatı’ya hastane kazandırılmasında büyük emeği olmuştu. Ellili yıllarda, partili olmasının da getirdiği sorumlulukla, dönemin Sağlık Bakanı Ekrem Hayri Üstündağ ile yürüttüğü mücadele sonucunda Alaçatı bir hastaneye kavuşmuştu. Bu, onun Alaçatı’ya duyduğu bağlılığın somut göstergelerinden biriydi.

 Ne zaman evinden çıksa takım elbisesi ve kravatıyla gezerdi. Onu hiç spor giyimli hatırlamıyorum. Kendine özen gösteren, duruşuna dikkat eden bir amcaydı. Çok sigara içerdi; bu da onun eksik tarafıydı belki. Alaçatı’da tütünle uğraşır, eksperlik yapar, tütün alımıyla ilgilenirdi. 

Yeni Mecidiye Mahallesi’nde, tütün yapraklarının ayıklandığı bir fabrikası vardı. Selanik’te doğmuş, ama hayatının uzun bir bölümünü Alaçatı’da geçirmişti. Dört kızı, Üç oğlu vardı. Vefatından sonra çocukları bir araya gelerek bir vakıf kurdular. Batarya mevkii dediğimiz yerde geniş arazileri bulunuyordu; bu araziler üzerine yapılan okula İsmail Güral Okulu adı verildi. Böylece onun ismi Alaçatı’da yaşamaya devam etti ve ediyor. 

İsmail Güral amca, Alaçatı’nın daha güzel, daha yaşanır bir yer olması için siyaset alanında mücadelesini vermiş, kasabanın hafızasında iz bırakmış insanlardan biriydi. Onu hatırlamak, aslında Alaçatı’nın geçmişine saygı duymaktır. . İsmail amcam Alaçatı’mıza bıraktığın eserler nedeniyle teşekkür ederiz. Adın gelecek nesillerle birlikte hep anılacaksın. Mekânın cennet olsun.

Kalın sağlıcakla.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ Şehir Plancısı Sayın Ercüment Şahin; Alaçatı’nın bugünlere gelmesinde önemli pay sahibi ve en çok mücadele etmiş isimlerden biridir. 1984 yılında İmar ve İskân Bakanlığı'nda görev yaparken, dönemin Alaçatı Belediye Başkanı Rahmetli Nazım Aydoğdu ile yolu kesişir. Başkan Aydoğdu, Alaçatı'nın geleceği üzerine yapılan bir görüşmede Ercüment Şahin'in bilgi birikiminden ve kent vizyonundan etkilenir. Sohbetin sonunda ona anlamlı bir teklifte bulunur: "Gel, Alaçatı'nın geleceğini birlikte kuralım." Bu davet, yalnızca bir iş teklifi değil, Alaçatı'nın geleceğine yapılan bir çağrıydı. Ercüment Şahin de bu çağrıya kayıtsız kalmaz; bakanlıktaki görevinden ayrılarak Alaçatı Belediyesi'nde şehir plancısı olarak çalışmaya başlar. O yıllarda belediyeye yakın dükkânımda kendisini sık sık görürdüm. Sessiz, ciddi, çalışkan ve samimi bir insandı. Gösterişten uzak ama işine son derece bağlıydı. Belki de bu yüzden Alaçatı'nın bugün sahip...