Ana içeriğe atla

HAYAL GERÇEK OLUYOR: ALAÇATI’DA EDEBİYAT SOKAĞA TAŞIYOR

 

HAYAL GERÇEK OLUYOR: ALAÇATI’DA EDEBİYAT SOKAĞA TAŞIYOR

8-9-10 Mayıs tarihlerinde Alaçatı, yalnızca bir etkinliğe değil, aynı zamanda bir hayalin gerçeğe dönüşüne tanıklık edecek. Alaçatı Kitap Günleri, Gaia Otel’in sahibi Mert Bey ve değerli ekibinin öncülüğünde, kasabanın ruhuna yakışır bir biçimde hayat buluyor.

Bu etkinlik; yayınevlerinin katılımı, yazarların söyleşileri ve imza günleriyle yalnızca bir organizasyon değil, aynı zamanda düşüncenin, sözün ve kitabın kamusal alana yeniden davetidir. Çünkü edebiyat, yalnızca kitap sayfalarında değil; sokaklarda, meydanlarda ve insanların birbirine değdiği her yerde yaşar.

Benim için bu günlerin anlamı çok daha derin. Yaklaşık 38 yıl önce kurduğum bir hayalin, bugün kolektif bir çabayla vücut bulduğunu görmek, zamanın insana sunduğu en zarif karşılıklardan biridir. 1989 yılında terzilik mesleğimi bırakıp bir kitabevi açarken, içimde taşıdığım tek düşünce şuydu: Alaçatı’nın her sokağında bir kitap, her köşesinde bir yazarın izi olsun.

Yıllar boyunca başta Aziz Nesin olmak üzere ülkemizin en değerli yazarlarını Alaçatı’da ağırladım. Mevlüt Kaplan,Muzaffer İzgü,Gülten Dayıoğlu gibi  ve daha pek çok kıymetli çocuk yazarıyla, öğrencileri ve okulları bir araya getirdik. Atatürk Kültür Merkezi’nde çocukların yazarlara sorduğu sorular, belleğimde silinmeyecek izler bıraktı. Çünkü o anlar, edebiyatın yalnızca bir anlatı değil; aynı zamanda bir karşılaşma, bir uyanış olduğunu gösteriyordu.

Edebiyat, insanın kendini ve dünyayı anlama çabasının en derin ifadelerinden biridir. Bir kasabanın sokaklarında yazarların dolaşması, yalnızca bir görüntü değil; o kasabanın düşünceyle, hayalle ve sorgulamayla kurduğu bağın somut bir yansımasıdır. Alaçatı’nın taş sokaklarında yankılanacak her cümle, aslında insanın kendi iç sesine yaptığı bir yolculuktur.

Bugün Mert Bey ve ekibinin bu projeyi hayata geçirmesi, bireysel bir çabanın ötesinde, ortak bir kültürel iradenin ifadesidir. Bu nedenle ben de bu sürece elimden gelen her türlü katkıyı sunmaya hazırım.

İnanıyorum ki bu mayıs ayında Alaçatı’da yalnızca kitaplar değil; düşünceler dolaşacak, sorular çoğalacak ve belki de en önemlisi, insanlar birbirini yeniden dinlemeyi hatırlayacak.

Bu anlamlı buluşmaya katkı sunan herkese teşekkür ediyor, tüm edebiyat dostlarını Alaçatı’nın sokaklarında kelimelerle buluşmaya davet ediyorum.

Kalın sağlıcakla…


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...