Ana içeriğe atla

ALAÇATI’YA YAKIŞAN KİTAP GÜNLERİ

ALAÇATI’YA YAKIŞAN KİTAP GÜNLERİ

8-9-10 Mayıs’ta Alaçatı’da düzenlenen Kitap Günleri, kasabamıza uzun zamandır özlediğimiz güzel bir etkinlik oldu. Okur yazar buluşmaları, söyleşi ve imza günlerinin yanı sıra Pazaryeri Camii’nin etrafında kurulan yayınevi stantları, rengârenk kitaplar ve kitapları ilgiyle inceleyen insanlar Alaçatı’ya adeta bir kültür şöleni havası yaşattı.

Ülkemizin son yıllarda kadına şiddet, insanların birbirine karşı sertleşen dili ve ağır ekonomik koşullar nedeniyle zor günlerden geçtiği bir dönemde, insanların kitapların etrafında buluşması hepimize umut verdi. Çünkü kitap; insanı düşünmeye yönelten, sakinleştiren ve birbirini anlamayı öğreten en değerli dostlardan biridir.

Bu festivalin en anlamlı taraflarından biri de çocuklara verilen önemdi. Anasınıfından ilköğretim çağına kadar birçok küçük kardeşimizin workshoplara katılması, birlikte üretmesi ve kitaplarla erken yaşta buluşması geleceğe dair umut vericiydi. Eğitimin ve kültürün temeli küçük yaşlarda atılır. Kitap sevgisiyle büyüyen çocuklar, yarının daha vicdanlı, daha bilinçli ve daha duyarlı insanları olacaktır. Festival sayesinde birçok ünlü yazarlarımız ve yerel yazarlarımız da okurlarıyla buluşma, öğrencilerle sohbet etme ve imza günleri düzenleme fırsatı yakaladı. Gençlerin yazarlarla birebir iletişim kurması, kitapların sadece raflarda duran nesneler olmadığını; yaşayan, düşündüren ve insanı geliştiren bir dünya olduğunu göstermesi açısından çok değerliydi.

Türkiye’nin birçok yerinden gelen 25-30 civarı yayınevi ve çok sayıda yazarın katılımıyla Alaçatı gerçekten kendi adına yakışan bir festival yaşadı. Bu etkinlik sadece kitap satılan bir organizasyon değil; insanların sohbet ettiği, düşüncelerini paylaştığı ve kültür etrafında buluştuğu anlamlı bir dayanışma ortamı oldu.

Alaçatı yıllardır rüzgârıyla, taş evleriyle ve sokaklarıyla anılıyor. Ancak bir kenti asıl yaşatan şey kültürdür, sanattır ve kitaplardır. Bu yüzden Kitap Günleri’nin Alaçatı’ya çok yakıştığını düşünüyorum.

Başta bu güzel organizasyonu gerçekleştiren Mert Öktem ve ekibi olmak üzere, etkinliğin gerçekleşmesinde katkı sağlayan her emekçiye bir Alaçatı Kitapçısı olarak teşekkür ediyorum. Dileriz ki Alaçatı Kitap Günleri gelenek haline gelir ve her yıl daha da büyüyerek kültürle, kitapla ve çocukların neşesiyle yaşamaya devam eder.

Kalın sağlıcakla. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR

                                   SİYASETTEN KEYİF ALDIĞIM YILLAR   Alaçatı’nın bakir olduğu, ovaların ekildiği, halkının gece gündüz çalışarak geçimini kazandığı yıllardı. 1968-1976 yıllarında Alaçatı Belediye Başkanı olan Lütfü Koparal makamına giderken tüm esnafı selamlar, belediyeye öyle giderdi. Makam arabası yoktu. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel Lütfü Koparal’ı çok severdi. Kendisini ziyarete gittiği zaman “Kennedy Lütfü” diye hitap edermiş. Bu anısını Lütfü Koparal’ın bizzat kendisinden dinlemiştim.   Lütfü Başkanın üstü açık bir cipi vardı. Alaçatı’dan Ildırı Köyüne kadar uzanan mücavir alanı teftiş etmek için kullanırdı. 1976 yılında yapılan ara seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Abdurrahman Keskin yerel seçimi kazanmıştı. Abdurrahman Keskin de halkla barışık bir başkandı. Yalnızca halk günlerinde değil, her ...