Ana içeriğe atla

 

Alaçatı’nın Yaşayan Hafızası Ömer Önal, Aziz Nesin’in Son Gecesini Anlattı





  Güncelleme: 10-05-2026 
Alaçatı’nın Yaşayan Hafızası Ömer Önal, Aziz Nesin’in Son Gecesini Anlattı

ObjektifÇeşmeHaber / Selma Artar

Alaçatı Kitap Günleri kapsamında düzenlenen “Yerel Yazar Söyleşileri”, Alaçatı’nın tarihine, kültürel belleğine ve toplumsal dönüşümüne ışık tuttu. Yaahane Art’ta gerçekleştirilen etkinlikte, Alaçatı’nın tek kitabevi sahibi ve bölgenin simge isimlerinden Ömer Önal, edebiyat dünyasının usta kalemi Aziz Nesin ile yaşadığı unutulmaz anıları ve yazarın Alaçatı’daki son saatlerini anlattı.

Hayat hikâyesini “iğneden ipliğe” sözleriyle özetleyen Önal, 1964 yılında Germiyan İlkokulu’nu bitirdikten sonra, annesinin imam ya da öğretmen olma isteğine rağmen terziliği seçtiğini söyledi. Çocuk yaşlarda terziliğe duyduğu ilgiyi anlatan Önal, sünnet kıyafetleri dikilirken duyduğu ütü kokusunun hayatını değiştirdiğini belirterek, “Ben terzi olmak istiyorum dedim” sözleriyle mesleğe başlangıcını anlattı.

Alaçatı’da yıllarca terzilik yapan Önal, dönemin önemli ustalarının yanında çıraklık ve kalfalık yaptığını, askerlik dönüşü kendi dükkânını açarak uzun yıllar mesleğini sürdürdüğünü ifade etti. Terzi dükkânının yalnızca bir iş yeri değil, aynı zamanda Alaçatı’nın sosyal buluşma noktalarından biri olduğunu söyleyen Önal, “Benim dükkânım terzi dükkânından çok seçim bürosu gibiydi” diyerek dönemin siyasi hayatına da değindi.

Mesleğinin en yoğun dönemlerinde çocuklarının okul kitaplarını kapladığı sırada duyduğu kitap kokusunun hayatında yeni bir kapı açtığını anlatan Önal, Alaçatı’daki kitap eksikliğini fark ederek kasabanın ilk kitabevini açmaya karar verdiğini söyledi.

Söyleşide Alaçatı’nın geçmişine dair anılarını da paylaşan Önal, kasabanın eski sosyal yaşamını, kültürel dayanışmasını ve zaman içindeki değişimini samimi anlatımlarla aktardı.

Söyleşinin en dikkat çekici bölümü ise Aziz Nesin anıları oldu. Aziz Nesin’i Alaçatı’ya davet ettiği süreci anlatan Önal, ünlü yazarın kendisini telefonla aradığı anı hâlâ unutamadığını söyledi. “Telefonda ‘Ben Aziz Nesin’ deyince heyecandan telefon elimden düştü” diyen Önal, salonda duygusal anlar yaşanmasına neden oldu.

Aziz Nesin’in Alaçatı’ya gelmeden önce mütevazı bir yerde konaklamak istediğini anlatan Önal, imza günü hazırlıkları için afişlerin o dönem elle yazıldığını söyledi. Aziz Nesin’in Alaçatı’daki son imza gününün kasabanın kültürel tarihinde unutulmaz bir yere sahip olduğunu belirten Önal, ustanın hayatını kaybettiği geceye dair anılarını da katılımcılarla paylaştı.

Söyleşi, toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

Yerel Yazar Söyleşileri kapsamında ayrıca Nurdan Aladağ da “Her Kitap Bir İnsan ve Bir Dünyadır” başlıklı söyleşisiyle okurlarla buluştu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAÇATI’NIN KIŞ UYKUSU

  Mart ayının ortasına geldik. Ekim ayının sonunda meyhaneler, barlar ve eğlence mekânları kapılarını kapatır. Böylece Alaçatı yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve kasaba uzun bir kış uykusuna bırakılır. Sokakların gürültüsü diner. Işıklar azalır. Rüzgâr taş evlerin arasından daha rahat dolaşır. Yine de birkaç sulu yemek lokantası vardır ki, ekonominin zorluğuna rağmen ocağını söndürmez. Mücadele eder, kapısını açık tutar. Alaçatı’da kalanlara bir tabak sıcak yemek ve bir selam vermeye devam eder. Kış aylarında sokaklar sessizdir. İnsan görmeye hasret kalmış gibidir. Eskiden köşe başlarında yapılan sohbetler azalır, kahkahalar seyrekleşir. Kasaba sanki kendi içine çekilir. Ben ise bir kitapçı esnafı olarak dükkânımı yılın 365 günü açtım. Kış uykusu olsa da kapımız kapalı kalmadı. Bazen bir okur uğradı. Bazen yalnızca rüzgâr kapının önünden geçti. Ama dükkânın ışığı hep yandı. Şimdi Mart ayının ortasında o bilindik hareket yeniden başlıyor. Mekânlar kapılarını açmaya hazırlanıyor...

ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI

  ALAÇATI’NIN KAYBOLAN HAFIZASI Halit Ziya Uşaklığil’in” İzmir Hikâyeleri ” kitabını üç kez okudum çünkü çok sevdiğim bir yazar. Kendisi İzmir hikâyeleri’ni anlatırkan bende kendimi   Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken kendimi buluyordum. bazen insan yalnızca bir kasabanın içinde değil, kaybolmuş bir zamanın içinde dolaştığını hissediyor. Halit Ziya Uşaklıgil bana tam da bunu düşündüren yazarlardan biridir. Onun İzmir hikâyelerini okurken yalnız insanları değil, bir şehrin ruhunu görürüz. Çünkü Halit Ziya, sokakları anlatırken aslında hafızayı anlatıyordu. Kaybolan sesleri, değişen hayatları, eski konakların içindeki yalnızlığı yazıyordu. Bir sokağın, bir evin, hatta havasız bir odanın bile nasıl bir karaktere dönüştüğünü gösteriyordu. Onun hikâyelerinde mekân yalnızca bir arka plan değildir; yaşayan, hisseden ve insanın kaderine ortak olan bir varlıktır. Belki de bu yüzden Halit Ziya’nın satırlarında insan, geçmişin sessizliğini duyar gibi olur. Halit Ziya İzmir’i anlatı...

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ

ALAÇATI'NIN GELİŞİMİ Şehir Plancısı Sayın Ercüment Şahin; Alaçatı’nın bugünlere gelmesinde önemli pay sahibi ve en çok mücadele etmiş isimlerden biridir. 1984 yılında İmar ve İskân Bakanlığı'nda görev yaparken, dönemin Alaçatı Belediye Başkanı Rahmetli Nazım Aydoğdu ile yolu kesişir. Başkan Aydoğdu, Alaçatı'nın geleceği üzerine yapılan bir görüşmede Ercüment Şahin'in bilgi birikiminden ve kent vizyonundan etkilenir. Sohbetin sonunda ona anlamlı bir teklifte bulunur: "Gel, Alaçatı'nın geleceğini birlikte kuralım." Bu davet, yalnızca bir iş teklifi değil, Alaçatı'nın geleceğine yapılan bir çağrıydı. Ercüment Şahin de bu çağrıya kayıtsız kalmaz; bakanlıktaki görevinden ayrılarak Alaçatı Belediyesi'nde şehir plancısı olarak çalışmaya başlar. O yıllarda belediyeye yakın dükkânımda kendisini sık sık görürdüm. Sessiz, ciddi, çalışkan ve samimi bir insandı. Gösterişten uzak ama işine son derece bağlıydı. Belki de bu yüzden Alaçatı'nın bugün sahip...